İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Zaman, Mekan ve İnsan!

Eklenme : 4.05.2021 00:00:00
Görüntülenme: 217

"21. yüzyılın câhilleri, okuma yazma bilmeyenler değil; yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır. Eğer kendi stratejinizi geliştirmezseniz, bir başkasının stratejisinin bir parçası haline gelirsiniz." Alvin Toffler

Canım yanıyor, her bir tarafım yanıklar içerisinde. İnsan yanıkları bunlar. Gözyaşı medeniyetinin kurbanı insan. Sefa da insandan, cefa da. Halbuki insan uyanışa her daim açık. Güzel bir bakış kadar yakın ona, bir koklayış, bir dokunuş hatta bir tadış kadar. Bir cana sahip olup da yaşadıklarının zevkinde ince hatları çizebilen insandan başka canlı var mı?

Ey hatırlayış dünya yolculuğunda bavuluna neler koyabildin? Bak seyahatin bitiyor belleğinde hangi hediyeleri getiriyorsun. Yaşadıkların kadar ya yaşayamadıkların. Bu dünyadan aldıkların kadar verdiklerin neler? Bir denge kurabildin mi bu yolculuğunda. Zamanı, mekanı aşan sen hikâyene neler ekledin? Ya da senin hikâyeni yazacak olsak bize neler bıraktın?

Canım yanıyor, her bir tarafım yanıklar içerisinde. İnsan yanıkları bunlar. Gözyaşlarında boğuluyorum. Çocuk sesleri duyuyorum kırık dökük. Hecelemeyi bitirememiş çocuk, sözcükler yarım. Kadınların solgun silik fotoğraflarında yüzleri belirsiz. Kadınla başlayan cümleler edilgen, ezik; bir kenara buruşturulmuş atılıvermiş. Ve menzilinin son dönemecine girmiş itilen kakılan, ötelenen yaşlılar. Cümle kapısından geçememişler. Cümlelerin boynu bükük.

İnsana dair yazılmak istenenler bir türlü tamamlanmıyor. Yarım bırakılmış hikâyesi çok insanın. Ey hatırlayış? Nerelerde terk ettin insana ait olanı? Yağmur yağıyor ıslanmıyorum, güneş çıkıyor aydınlanmıyorum. Ne gündüze sığıyorum, ne de geceye sığınabiliyorum. Ay ışığını kaybetmiş, buğulu gözlerle seyre durmuş. Gözyaşının hükmü kalmamış.

Nerede onca yazılanlar? Yazının yazgısı karanlık. Okumadıkça, okunmadıkça bu dünya hep tersine mi dönecek. İnsan okumadıkça yokuşları aşabilir mi? İnsan okumadıkça arayabilir mi? Okumayan neyi bulur, neyi bilir bu hayatta. Sözcükleri sessiz, kelimeleri nefessiz, cümleleri cansız bırakan insan yarattığı bu evrende ne kadar çaresiz. Kendi eliyle kendi ipini hazırlayan, kendi fermanını yazan insan.

Kurtuluşun okumayı, okunmayı bekleyen insana dair yazılanlarda. Okudukça yeni sözcükler kanatlandıracaksın. Hayâllerin kuracaksın umuda dair. Gözünde yepyeni pencereler açılacak. Güneş değecek yüzüne, başını kaldıracak bakacaksın. Önünde seni bekleyen bir gelecek. Okudukça ve yazdıkça hafifleyecek, arkanda bıraktığın tüm yüklerinden kurtulacaksın. Yazının yazgısı senin elinde aklanacak.

Canım yanıyor, her bir tarafım yanıkları içerisinde. Bir şifacının eli değiyor. Ey hatırlayış bana insanı bahşediyorsun. Okuduklarımda gözlerim yaşarıyor, akıp gidiyor içime, özüme. Yağmur yağıyor ıslanıyorum, güneş doğuyor aydınlanıyorum. Can evimde bir huzur, bir dirlik. Yeni uyanışlar içerisinde yanıklarım kabuk bağlıyor.

Sığındığım karanlıklardan çıkıp geliyorum. Her yanımda beni kucaklayan sözcükler. Çocuk saflığını hissediyorum, bir kadının eli değiyor yüreğime. Ve son noktayı koymak nur yüzlü ihtiyarları bekliyorum. Masumiyetin diğer adı hayvanlar, bitkiler bütün tabiat. Yerimi biliyorum, yerimi buluyorum. Ve okunmayı bekleyen hikâyeler yazıyorum.

 

 

 

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft