Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Yangın İçin Ne Yaptık?

Eklenme : 10.08.2021 00:00:00
Görüntülenme: 637

Yangın için pek bir şey yapmadık maalesef. Normal refleksler ne olursa onu yapmaktan öte bir şey yapamadık.

"Normal refleks" dediğim, yangın başladığı andan neler yapılması gerekirse, onu yaptık. Yani elde ne varsa onunla yangını söndürmeye kullandık. Bu son derece tabii bir reflekstir elbette ama tekno-kültürün zirve yaptığı günümüzde bireysel refleksif tavırlarla yangınların söndürülemeyeceğini gördük. Kovaları, kazma-kürekleri kapıp ateşin üstüne gitmek çok eski zamanların tavrıdır. İlkel insanlık döneminde de benzerleri yapılmıştır muhtemelen ama 21. Yüzyılda böyle mi olmalıydı?

"Yok canım!.. Ne kazma-küreği?... Ne kovası?...  Uçaklar, helikopterler, itfaiyeler, arazözler vardı."  diyenler olacaktır.  Elbette bu çağda bunlar olacaktı ama vaziyete bakılırsa, bunca gelişmiş aracın, kazma-kürek ve kovadan öte bir faydası olmamış. Birey olarak insanlar basit aletlerle müdahale ederlerse, kurumlar ve tabii ki devlet gelişmiş araçlarla müdahale edecektir ama bu büyük yangın karşısında koca koca uçaklar, helikopterler, itfaiyeler bir kova gibi kaldılar.

BU büyük yangın şunu öğretti insanlığa: yangınlara karşı tedbiri önceden almak şart. Yangın esnasında, bütün gelişmiş araçları kullanmasına rağmen insan çaresiz ve aciz kalıyor. Ayrıca önceden alınacak tedbirler hem daha ucuza geliyor hem de ağaç ve yaban hayvanlarının yanmasını engelliyor.

MUĞLA YANGINLARI

Muğla, coğrafya açısından çok şanslı bir yer ama bir o kadar da riskli bir yer. Hem deprem bölgesi, hem de yangın. Allah göstermesin, bir selimiz eksik.

İl genelinin yüzde altmışı çam ormanıyla kaplı. Bu ne demektir, çamda reçineye dönüşen petrol demektir. Yani bunca alan reçine-petrol ile kaplıdır. Çam ağaçlarına bir de yağlı bir gövdeye sahip olan zeytini eklerseniz, neredeyse Muğla'nın topraklarının üstü yanıcı madde ile kaplıdır. Böyle bir coğrafyada vuku bulacak yangın elbette şiddetli olacaktır. Böyle bir şiddet karşısında, yangın esnasında alınacak tedbirle çok az ağaç ve can kurtarılabilir. Ayrıca uygun yerlerde bitki örtüsü değiştirilmeli, uzmanlarla iş birliği yapılarak risk alanlarında tabii perdeleme yapılmalıdır. Birkaç yerde güvenlik şeritlerinin işe yaradığı görüldü; bu şeritler daha etkin hâle getirilmelidir.

Yangın başladığı andan itibaren halk ateşlerin üzerine yürüdü ve insanüstü gayretler göstererek yangına müdahale edildi. Kendi arasında örgütlenen halkımız, hem yağına müdahale etti, hem de yangın söndürenlerin ihtiyaçlarını karşıladı. Alet-edevat, su, yiyecek, giyecek toplamak için harekete geçen insanlarımız, gece-gündüz çalıştı ve "cephe"yi besledi. Devletimiz, bu tür ihtiyaçları önceden hesaplayıp mahalline anında aktarsaydı, "cephe"lerdeki moral daha güçlü olurdu. Devletin bu eksikliği dikkati çekti. Mesela kürek, tırmık, maske sıkıntısı çekildi ve civar illerden temin yoluna gidildi.

Her uçak ve helikopter, sadece yangına değil, yüreklerimize de su serpti. Şu görüldü ki, havadan müdahale için yeterli donanımımız yok. Sadece bizim değil, başka ülkelerin de yeterli donanımı olmadığı görüldü. Amerika'da tarihi bir kasaba yandı gitti. Geçen yıl Avusturalya'da yangın 6 ay sürdü. Yangın, diğer tabii felaketler gibi insanlığın ortak problemidir ve buna çareyi insanlık ortak bulmalıdır.

Maalesef 28 Temmuz'da başlayan ve bazıları hâlâ süren yangınlarla, 17 yılda kaybettiğimiz orman zenginliklerimizi 10 günde kaybetmişiz.

YANGINA BAKIŞIMIZ

İlk yangın haberi aldığımda, aklıma ilk gelen yaban hayvanları oldu. 1996 Marmaris yangınında yaban hayvanlarının durumlarını gördüğüm andan itibaren her yangında ağaçlarla beraber ilk aklıma gelen yaban hayvanlarıdır. Sadece ben değil, pek çok insanın yaban hayvanları duyarlılığının olduğunu gördük fakat bu tavır resmi politikaya dönüşmemiş maalesef. Yangın esnasında yapılan açıklamalarda daha çok yangının yerleşim merkezlerini tehdit etmesi üzerinde duruldu. Yaban hayvanları resmî ağızlarda pek dile getirilmedi. Yangının falanca yeri tehdit etmesi engellendiyse sevinildi ama o yangın devam ettiği sürece nice yaban hayvanının yanarak öleceği hiç dert edinilmedi. Demek ki yangına bakışımız da değişmeli ve bu değişiklik yangın politikamıza yansımalı.

Yangından sonrası?...

Şu an yangın sonrasını konuşma anı değil; bir an önce ateşi söndürelim; sonrasını sonra konuşuruz.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft