Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Yûnus Emre ve Emine Işınsu

Eklenme : 8.06.2021 00:00:00
Görüntülenme: 890

Bu sene UNESCO tarafından vefatının 700. yılı münasebetiyle Yunus Emre ve Türkçe Yılı olarak kabul edildi. Ocak 2021'den itibaren Yunus Emre konusunda yazılar yazıldı, sempozyumlar, bilgi şölenleri, konferanslar yapıldı ve hâlâ yapılıyor. İnşallah yapılanlar "yasak savmak" kabilinden işler olmaz da Yûnus Emre'nin bu millete verdiklerinin kadr ü kıymetini bilmeye katkıda bulunacak metinler üretilir. Her zaman dediğim gibi, medeniyetler, ortak metinler üzerinde yükselir. Bizim medeniyetimizin temelindeki metinlerden birisi Yûnus Emre Divanıdır. Onun şiirleri 700 yıldır bu milleti besliyor. Gerek şiir olarak ve gerekse ilâhî olarak bu milletin hafızasındaki en yaygın ve en ortak metinler, Yûnus Emre'nin şiirleridir. Ayrıca hakkında anlatılan menkabeler de milletimizin ortak hafızasında yer eden ve hikmeti yaygın ve sürekli hâle getiren metinlerdir. Bunları "hurafe" diyerek yok saymak ve hatta bazı "sözde din bilginleri" gibi kâfirlik olarak görmek, bu millete yapılan bir ihanettir.

Yûnus Emre, Osmanlı zamanında Ebussud'un o meş'ûm fetvasından dolayı aydınlar arasında göz ardı edilmiş gibi görünse de maşerî vicdanda yaşamayı sürdürmüş bir edebî şahsiyettir. Böyle güçlü bir şiir geleneğine ne ferman kâr eder ne de sübjektif fetva!...

Cumhuriyet döneminde Yûnus Emre,  hümanizm zeminli bir kabulle tekrar gündeme geldi. İyi ki geldi!... Herhalde Yûnus Emre'nin 100 yıldan beri hayatımızda  bu kadar yoğun bir şekilde yer almasının sebebi maalesef "meşruiyetçi zihniyet"in lütfettiği (!) bir imkândır. Olsun. Sebebi ne olursa olsun, Yûnus'u konuşuyor olabilmek bu medeniyet için bir imkândır.

***

Yûnus şiirlerini biliyorduk ama onu hayatı hakkında ilk derli toplu bilgiyi Nezihe Araz'ın "Dertli Dolap" adlı kitabından öğrendik. Nezihe Araz, daha çok menkabelere dayanan bir Yûnus Emre anlatıyordu. Tabii o devirler (1960-1970'ler) için menhabe geleneği geçerli idi. Gerçi hâlâ geçerlidir menkabe geleneği.

Sonraki zamanlarda Yûnus Emre sinema tekniğiyle de anlatıldı. Başlarda herkesin hoşuna girri Yûnus'un sinema ile anlatılması ama daha sonra edilgen, pasif, hayata yönlendirici olarak katılmayan, eline vur ekmeğini al" tipi Yûnus Emre anlayışı pek tutmadı.

Sinemadan sonra Yûnus Emre, roman dünyasında da ele alınmaya başlandı. Romanlar arasında benim beğendiğim iki yazarın eseri vardır. Emine Işınsu ve İskender Pala'nın eserleri.

Emine Işınsu, Bir Ben Vardır Bende Bende İçeri adını verdiği romanını Kasım 2001'de bitirdi. İskender Pala da Od adını verdiği romanını 2011'de yayınladı. Her iki roman da, Yûnus'un menkabevî hayatını, roman tekniğiyle anlatmak amaçlı yazılmıştı. İki roman da bu açıdan başarılı olmuştur.

Emine Işınsu, Yûnus Emre'nin menkabevî hayatını romanlaştırırken, şiirlerinin söylenme sebebini izah eder gibi arada Yûnus şiirlerini zikreder. Sanki o şiirler hayatın akışı içinde o şekilde söylenmiş gibi bir izlenim uyandırır okuyanda. Elbette o şiirler Yûnus'un gerçek hayatında o olaylar vesilesiyle söylenmemiştir ama romancı kurgusu o şiirleri metnine yerleştirirken arka planı kurgulamıştır. Bir noktadan sonra o şiirler hayat akışının bir parçası gibi geliyor okuyucuya.

Emine Işınsu, menkabeleri de roman metnine dönüştürerek hayatın normal akışına dahil etmeyi başarmıştır. Mesela Yûnus'un Sulucakarahöyük'e gidip Hacı Bektaş-ı Velî ile konuşması; alıç verip buğday istemesi; Hacı Bektaş'ın da "Buğday mı istersin himmet mi?" diye sorması üzerine Yûnus'un buğday isteyip yolda himmet istemeyişinden pişman olması; geri dönmesi ve Taptuk Emre'ye yönlendirilmesi  15-20 cümlelik bir menkabe özelliğinden sıyrılıp 65 sayfalık bir roman metni hâline dönüşüyor. Elbette menkabede sadece Yûnus yer alır ama romanda, Yûnus'la beraber, annesi, eşi, çocukları, köylüleri ve Tapduk'un adamları da yer alacaktır. Yûnus'un dervişlik yoluna girerken kendisiyle ve ailesiyle olan hesaplaşmaları, açmazları, ümitsizlikleri, heyecanları. Mankabede bunlar olmaz ama Emine Işınsu, romanın tabiatine uygun bir şekilde bu gelişmeyi yazarak menkabe dilini Roman diline çevirmeyi başarmıştır. Bu, menkabevî şahsiyetin roman şahsiyetine çevrilmesinin de güzel bir örneğidir.

Yûnus Emre'yi roman diline aktaran Emine Işınsu Öksüz'ü 5 Mayıs 2021'de, Yûnus'tan 700 yıl sonra, ebedî âleme uğurladık.

Yûnus 700 yıllık hikâyemizdi, Emine Işınsu 50 yıllık. 1970'ten beri edebî zevkimizi besleyen bir romancı idi. Allah her ikisine de rahmet eylesin.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft