Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Uğur Mumcu: Kazım Karabekir, M. Kemal ile ilgili Gerçekleri Anlatıyor

Eklenme : 5.08.2021 00:00:00
Görüntülenme: 564

İstiklal Savaşı ve Sonrası

(Önceki Yazının Devamı)

Bana haber verilmemiş olmasına da diğer hadiselerdekinden ziyade şaştım. Şifaen de Fevzi Paşa bir şey söylememişti. Asıl tarihî rezaleti Kemalettin Sami Paşa ile yalnız kalınca öğrendim. Fevzi Paşa'nın imzasını taşıyan «zata mahsus» bir emirde; eğer İstanbul'da padişahlık lehine bir isyan çıkarsa kolordusu ile İstanbul üzerine harekete geçmesi emir olunuyordu!

Onbirinci fırkanın alelacele Şark'a şevki de bu fırkanın Şark seferlerinde emrimde bulunması dolayısıyla herhangi bir hareketle benim emrime geçeceği endişesi imiş!

Ankara'daki Cumhurreisi, başvekil ve Erkân-ı Flarbiye Reisi, yani M. Kemal, İsmet ve Fevzi Paşalar gibi her birine karşı ayrı hukukum, ayrı feragatim ve ayrı samimiyetim vardı... bir arada düşünüyorlar ve karar veriyorlar ki, İstanbul'da bir ihtilâl çıkacak ve bir padişah ordusu kurulacak ve ben bunu idare edeceğim!

Bu karara karşı şu tertibi kararlaştırıyorlar:

Maiyet komutanım olan merkezi Eskişehir'deki 4. Kolordu Komutanı Kemalettin Sami Paşa, komutasındaki bir ordu ile İstanbul'a yürüyecek.. Bu kolorduya mensup olan fakat Şark'tan geldiğinden bana iltihak-ı tehlikesi bulunan Osman Paşa fırkası derhal vapurlarla Şark'a iade olunacak.. Erkân-ı Flarbiye Umumiye Reisi Fevzi Paşa da bizzat İstanbul'a gelerek ahvali gözleri ile görecek ve icabını yapacak.

Fevzi Paşa, gözleriyle görüp, kulaklarıyla ahvali anladıktan ve benim de orduyu siyasetten ayırmaya uğraştığıma da kani olduktan sonra atılan bu adımı haber alacağımı tahmin ederek hiç değilse Ankara'ya hareketim sırasında münasip bir şekilde bana haber vermemesi, çok defalarca gördüğüm askerî nüfuzumun derecesini ölçemeyecek kadar duymaz mı sandığı, yoksa M. Kemal ve İsmet Paşaların teveccühlerini kayıp mı edeceğine inandığını kestiremedim. Her ne olursa olsun bu bir, skandaldı.

Cumhuriyet idaremize ve bunu ellerine alanlara asla yakışmazdı. Kemalettin Sami Paşa'nın aldığı emri, âmir olan, bana bildireceğini hesaba katmayanlar bu zatın, daha Flarb-ı Umumî'den önce maiyetimde istihbarat şubesinde çalıştığını ve benim pek eski bir arkadaşım olduğunu bilmeli idiler.

İsmet Paşa bunu bilirdi. Bunu yakînen bildiğine göre işi başka bakımdan düşünmek zaruretinde kaldım:

Beni ordudan istifaya mecbur etmek için sebepler hazırlamak. Şimdiye kadar bu sebepler numara alacak kadar çoğalmıştı. Bunu ben apaçık birinci derecede İsmet Paşa'ya, ikinci derecede Fevzi Paşa'ya söylemeye karar verdim.»

Karabekir, bu kararla Ankara'ya gelir. Garda, İsmet Paşa, Rauf Bey, Millî Savunma Bakanı Kâzım Özalp ve bazı milletvekilleri ve paşalarca askerî törenle karşılanır.

17 Aralık akşamı Rauf Bey ile yemek yerler, konu siyasettir. Sofrada konuşulan konuları Karabekir, anılarında şöyle anlatır.

Hasbıhallerimizin esasını yeni üçlü manzumenin, yani M. Kemal, İsmet ve Fevzi Paşaların bize karşı aldıkları tavır teşkil etti. Açık görülen manzara şu idi:

M. Kemal Paşa, ilk istiklâl Harbi arkadaşlarından kaçıyor.. İsmet Paşa da O'nu kaçırıyor. Fevzi Paşa da bu uysal ruhu ile bu yolculuğa katılıyor ve istiklâl Harbi'nin üç banisi gibi görünmesi de ayrıca O'na haz verdiğinden o da bizim uzaklaştırılmamıza ve küçültülmemize yalnız seyirci değil bizzat amil de oluyordu. İstiklâl Harbînin ilk kurtuluş yılındaki menfî hareketler, bu surette yalnız saklanmıyor, bizim fedakârlıklarımız da onların hesabına geçirilmiş gibi oluyordu.

Bizim bu tahlilimize kuvvet veren çok deliller vardı. Hele M. Kemal Paşa'nın ismet Paşa'ya (Benden sonra senin gelmen için lâzımını yapmalıyız) dediğini arkadaşlar kulaklarıyla duymuşlardı.

Bu vaziyet karşısında ne yapsak boştu. Fakat sonuna kadar samimi bağları kırmamaya ve dost düşmana karşı millî birliği korumaya çalışmak da vazifemizdi. (...)

Bu düşünce ile Rauf Bey ile İsmet Paşa'yı barıştırmayı ve M. Kemal Paşa ile de samimi görüşmeyi birinci plana aldım. Rauf Bey de fikrimi kabul etti. Ve ismet Paşa'ya karşı gayet samimi davranacağını ve kusuru varsa söylendiği anda tarziye vereceğini (özür dileyeceğini) söyledi.

18 Aralık'ta resmî ziyaretlerimi yaptım. İsmet Paşa yerinde yokmuş; kartımı bıraktım.

(Karabekir İstiklal Mahkemelerine karşı)

Kemal Paşa'ya yazdığım veya söylediğim şu düsturu İsmet Paşa'ya da tekrar etti.

"Sevgi ve saygı ikna ile kazanılır. Korkutmaktan, sindirmekten doğacak olan ancak nefrettir.. Bu esasta uzun uzadıya görüştük.

Kazım Karabekir:

Terfi müddetim geldiği halde aldırış etmeyen, aleyhimde bir düziye «İstiklâl Harbi'nde nasılsa Şark'ta bulundu. Bana müşkilât göstermekten başka bir şey yapmadı» propagandası yapan ve etrafımdan hafiyelerini eksik etmeyen M. Kemal Paşa, bugün benim hatıratıma da el atmak kararında idi. Buna muvaffakat edemezdim. (Hatıratımı elimden almak için üç kere evimi basıp arattı. 3 bin nüsha eserimi yaktırttı. Ve bir hayli evrakımı aldı, Fakat o ancak gölge yakalamıştı.)

Uğur Mumcu:

Karabekir'in üç kızı var. Emel ve Hayat adlı ikizler ile Timsal Karabekir. Emel Karabekir, ölmüş; Timsal Karabekir, babası öldüğünde yedi yaşındaymış. Hayat Karabekir Feyzioğlu ile konuşuyorum.

Hayat Hanım, bugün 63 yaşında. Babasını, babasının arkadaşlarını, olayları, Erenköy'deki köşkteki yaşantılarını, 30'lu ve 40'lı yılları bugün gibi anımsıyor. 1933 yılında köşk nasıl aranmış; babasının belgeleri ve kitapları nasıl götürülmüştü?

Karabekir Paşa'yı en çok üzen olay, Atatürk'e karşı düzenlenen İzmir suikastı nedeniyle tutuklanmasıymış. Kızı, o günleri şöyle anlatıyor:

İsmet Paşa'nın çayına çağırıyoruz diye Etlik'teki evinden almışlar İzmir'de Elhamra sinemasındaki mahkemeye çıkıncaya kadar tahtakuruları içinde Emniyet Müdürlüğünde yerde yatırmışlar. Yukarıda bir

pencere varmış, o pencereyi de demirle kapatmışlar. Pencereyi de çivilemişler. Yer şiltesi vermişler. Mahkeme başlıyor, salon subayla dolu. Mahkeme başkanı Kel Ali subaylara oturun diyor, oturmuyorlar.

Karabekir Paşa dönmüş, eliyle işaret, etmiş, oturmuşlar. Mahkeme olurken de uçaklar uçabilecekleri en alçak seviyeden uçmuşlar. (Karabekir suçsuz, Karabekir suçsuz) diye kâğıtlar atmışlar. Beraatından sonra çok tezahürat yapılmış. Beraat ettiği zaman halk galeyana gelmiş»

Kâzım Karabekir:

Nutuk çok yanlış ve tarafgiranedir. Nutuk'ta daha ziyade teferruat üzerinde durulmuş ve esaslar kamilen ihmal edilmiştir. Benim yakılan kırk kitabım içinde biri de Nutuk'un hata ve sevap cetveli adını taşımaktaydı. Bununla Nutuk'un yanlışları bir bir gösterilmişti.»

Nutuk'a Yanıt 1945 yılından, dilerseniz, kısa bir süre için ayrılalım ve 1927 yılına dönelim:

Atatürk Nutuk'u, 1927 yılının 15-20 Ekim günleri arasında CHP Kurultayında okumuş; Nutuk, ilk kez 1927 yılında yayınlanmıştır.

Kâzım Karabekir Paşa, Nutuk'un ilk baskısı üzerinde el yazıları ile notlar düşmüş ve «Hakikat mihveri yahut hata-sevap cetveli» başlığı ile Nutuk'a yanıtlar vermiştir.

Nutuk'a cevaplar...

1- M. Kemal: "Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş."

Kâzım Karabekir: "Bu söz doğru değildir. Şarktaki ordu İran ve Kafkas Azerbaycan'ında birçok zaferler kazanarak oralara yerleşmiş bulunuyordu. Hatta Şimalî Kafkasya'ya bile hâkim olmaya başlamıştı. Mağlûp ve perişan olan Filistin'deki Yıldırım Ordusu (M. Kemal'in kumanda ettiği Ordu) idi. Az sonra Musul, cenubundaki ordu perişan olmuştu."

2- M. Kemal: "Ordunun elinden silah ve cephanesi alınmış ve alınmakta." - Kâzım Karabekir: "Bu sözden, şarktaki, adına Onbeşinci Kolordu namı verilen Dokuzuncu Kolordu (4 fırkalı) müstesnadır. Ben silâh vermediğim gibi İstanbul dahilinde olduğu halde diğer kolorduların da elinden silâh ve cephaneleri alınmıyordu. (...)

Not: Bu yazı serisini neden yazdık; evvela Uğur Mumcu'nun komünist veya mason olmadığını belgelemek için.

İkincisi; çok dürüst memleketçi olduğu için.

Üçüncüsü; aynen Doktor Baki gibi, aynen Münyamin Neşeli gibi Uğur Mumcu'yu öldüren de aynıları olduğu belgelendi.

Fakat Muğla'da en hareketli caddenin adına neden Uğur Mumcu Bulvarı denildi?

Merak ediyorum, bu merhumun neresi Türk soluna benziyor?

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft