Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Türkiye samimiyetini termik santrallerden başlayarak gösterebilir

Eklenme : 27.10.2021 00:00:00
Görüntülenme: 1394

Türkiye, uzun zamandır uzak durduğu Paris İklim Anlaşması'nı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki "taahhüt" niteliğindeki konuşmasının ardından hızla gündemine aldı ve 1 Ekim'de TBMM Başkanlığı'na sunduğu uluslararası anlaşmanın onay sürecini 5 günde tamamlayarak Meclis kararı olarak Resmi Gazete de yayımladı.

Meclis onayını 6 Ekim'de alıp 7 Ekim'de Resmi Gazete de yayımlamak Türkiye'ye son dakikada "taraflar konferansına katılma hakkı" sağladı.

Ancak, bu gelişmenin ardından öğle saatlerinde çıkartılan Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında Türkiye'nin Paris Anlaşması'nı "gelişmekte olan bir ülke olarak" ve "ulusal katkı beyanları çerçevesinde", "Anlaşma'nın mekanizmalarının ekonomik ve sosyal kalkınma hakkına halel getirmemesi" kaydıyla uygulayacağı ilan edildi. Dışişleri çevreleri Paris İklim Anlaşması'nı onaylayan çok sayıda ülkenin Türkiye benzeri şartlar açıkladığını ve kayıtlar koyduklarını belirtiyorlar.

xx           xx          xx

Anlaşmanın Meclis'ten geçmesi kamuoyunda geniş yankı buldu. İş dünyası temsilcileri, söz konusu onayla Türkiye'nin dönüşü olmayan bir yola girdiğini ve sürdürülebilirlikte bundan sonra dünya liginde yer alacağını belirten açıklamalar yaptı. Herkes karardan memnun, yol haritası bekliyor...

İTO, İSO ve iş dünyası örgütlerinin temsilcileri, bu karara ilişkin yol haritasının belirlenmesi gerektiğini ifade ediyorlar. İTO "Türkiye'nin başka bir seçeneği bulunmuyor" diyor.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Ayşem Sargın, anlaşmanın TBMM tarafından kabul edilmesinin, sürdürülebilirlikte dünya liginde yer alan bir Türkiye anlamına geldiğini belirterek, "Bu önemli adımın ülkemizin her alanda rekabetçiliğine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Eylem planı hazırlanmalı " diye ifade etti.

TÜSİAD, anlaşmanın onaylanmasını "yeşil dönüşüm sürecinin başlangıcı" olarak görürken, "İklim değişikliği ile mücadele için oluşan uluslararası mutabakatın bir ortağı olarak Ulusal Katkı Beyanımızın 2050 karbon nötr kalkınma hedefini güden bir yol haritası ile desteklenmesinin önemli olduğu" uyarısında da bulunuyor.

xx           xx          xx

Türkiye hem İklim Sözleşmesi'nin gereği olarak ve hem de samimiyetini göstermek adına işe termik santrallardan başlayabilir.

Halen Türkiye'deki termik santraller içinde sadece Yatağan, Yeniköy, Kemerköy (Gökova) Termik Santrallarının Baca Gazı Arıtma (Desülfirizasyon) Tesisleri var. Havaya salınan zehirli gazları önemli ölçüde arıtan, tutan bu tesislerin işletmesi oldukça pahalı. Bu yüzden özelleştirme sonucu santrallerin yeni sahiplerinin bugün o tesisleri çalıştırıp çalıştırmadıkları belli değil...

Baca Gazı Arıtma (Desülfirizasyon) Tesisi sahibi olmayan (özelleştirilmiş) termik santrallerde de bu tesisin kurulup işletilmesi kaçıncı kere ertelendi ben de unuttum...

Sadece bunların yapılması bile "samimiyeti" ortaya koyacak, ama Muğla'da "teknolojik ömürlerini tamamlamış olan ve ustabaşıların yetenekleri sayesinde (özellikle Yatağan) faaliyetine devam eden" santrallerin ömürlerini 2038'e kadar uzatabilmek için yeni kömür rezervleri yaratmak amacıyla tarım alanlarının, zeytinliklerin ve hatta ormanların altı üstüne getiriliyor.

Oysa "iklim değişikliğine" teslim olmamak içi sadece emisyon kontrolü yetmiyor, orman alanlarını da korumak gerekiyor...

xx           xx           xx

Bu anlamda en önemli çevre kavgalarından biri Milas'ta yaşanıyor. Yatağan'daki kavga neredeyse kaybedildi gibi...

Milas'ta İkizköy'ün yakınındaki 740 dönümlük Akbelen Ormanı'nda Limak Holdinge ait Yeniköy-Kemerköy Termik Santrallerine kömür temini için ağaç kesilmesi ve maden sahalarının genişletilmesine karşı bölge halkının direnişi aylardır sürüyor.

Yöre halkı Yeniköy-Kemerköy termik santrallerinin ömrünü 25 yıl daha uzatmayı hedefleyen rehabilitasyon ve kapasite artırımı projesine karşı dava açmıştı. ÇED'den muaf tutulan projede yeni maden ocakları açılması ve çıkan kömürlerin taşınması için bant yapılması planlanıyor.

Termik santrallerin maden sahalarının genişletilmesi için verilen ÇED muafiyet kararının iptali için Muğla 3. İdare Mahkemesinde açılan dava kapsamında bölgede geçtiğimiz günlerde (20 Ekim Çarşamba) bilirkişi incelemesi yapıldı.

İncelemenin ardından İkizköy Çevre Komitesi tarafından yapılan açıklamada, Termik Santraller için üretim yapılan kömür madeninin 40 yıldır çok sayıda köyü yutarak en son İkizköy'e dayandığına dikkat çekildi. Açıklamada, "Buralar da kömüre kurban edilirse evsiz, topraksız, işsiz kalan bizler de binlerce Muğla köylüsü gibi köyümüzü bırakıp kente göçmek zorunda kalacağız" denildi.

xx           xx          xx

Bilindiği gibi, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın YK (Yeniköy Kemerköy) Enerji AŞ'ye orman alanında kömür madeni işletme izni vermesiyle birlikte bölgede yaşayan köylüler yaşam alanlarına maden sahası kurularak yok edilmesine karşı direnişe geçti.

Yaz aylarında köylüler ve çevreciler el ele Akbelen Ormanı'nda gece gündüz nöbette oldular. Yaz boyu burada atölyeler kuruldu, forumlar söyleşiler gerçekleştirildi. Partilerin çoğunun genel başkanı ve milletvekilleri direnişe destek verdi.

Bu arada yaşam savunucularının direnişi sonucunda mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vererek bilirkişi incelemesi istedi. Muğla 3. İdare Mahkemesi tarafından görevlendirilen, maden mühendisi, harita mühendisi ve makine mühendisinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti sahada inceleme yaptı.

Keşfe İkizköy avukatı Arif Ali Cangı, davaya müdahil olan Bodrum Belediyesi vekili, Muğla Barosu temsilcisi ve İzmir Barosu gözlemcisi avukatlar ile TEMA Vakfı temsilcisi, halk sağlığı uzmanı, doğa koruma uzmanı, çevre mühendisi, İkizköy KARDOK Derneği yönetimindeki İkizköylüler ve davacı İkizköylüler katıldı.

İkizköylüler, şimdi bilirkişi raporundan çıkacak sonucu bekliyor...

xx           xx           xx

Bu arada Menteşe Kent Konseyi'nden de bir açıklama çıktı.

"Menteşe Kent Konseyi olarak bizlerde destek için Akbelen'deydik. Şu ana kadar 8 köyümüzü ve binlerce hektar orman alanımızı yutmuş, birçok deremizi ve su kaynaklarımızı kurutmuş kömür ocaklarına karşı İkizköylülerin yanındayız. Akbelen Ormanını vermedik vermeyeceğiz! Küresel ısınma, artan felaketler, falan filan. Hepsi insanoğlunun doğaya orantısız temasından. Belki bir ağaç, belki bir dal, belki bir kum tanesi, belki de bir su damlacığına verilecek zarar bardağı taşıracak, tüm canlılar dünyasından olacak. Dememiz o ki; Karacasöğüt'e, Kızılbük'e, Çamlı'ya, Marmaris'e karşı orantısız güç kullanmayın, kullananlara göz yummayın..."

"İklim Sözleşmesi" sıradan bir sözleşme değil. Altına atılan imza "hibe kredilerden yararlanmak" için atılmış olmamalı. Bu "mesele" benden sonra tufan denilecek türden bir şey değil... Çocuklarımıza, torunlarımıza karşı bencillik ve ihanet içinde olmamalıyız...

-------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Tatlı bir yalan söylersen, 10 kişi seni alkışlar. Acı bir gerçek söylersen 8 kişi sana saldırır.  Ama o iki kişi seni sorgulamaya başlar. O iki kişiye selam olsun... --Bertrand Russel

ÇİVİ

Muğlaspor Teknik Direktörü Tayfun Hut ile kulüp arasında yollar ayrıldı. Arkadaşım "Yine başlıyoruz." dedi.

Beni Bi Gülmek aldı:)))

 

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft