İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Söz Üzerine Düşünmek

Eklenme : 11.01.2022 00:00:00
Görüntülenme: 212

"Sözün sahibi mutluluğu ya da mutsuzluğu kendi iradesiyle yaşar. Verdikçe çoğalmak, paylaştıkça zenginleşmek, dinledikçe anlaşılmak, sevdikçe sevilmek ve bildikçe aydınlanmak insanın hayat çizgisinde önemli dönemeçlerdir. Yaşadıkça öğreniriz. Öyleyse mânâya hükmeden söz bir yaşanmışlığın bütün zamanlara seslenişidir."

Sözlerin her bir yaşanmışlıkları aktarıyor bizlere. Veciz sözler, ata sözleri her birinin mânâsı değerince bir yaşanmışlık, bir tecrübe aktarır. Her bir söz aslında bizleri düşünmeye sevk eder. Bu kadar hızlı akıp giden zaman karşısında hızını ayarlayamayan ya da kontrol edemeyen insana bir nefeslik kıymetli bir pay bırakmaktadır aslında. Her bir söz insana, ne kadar kıymetli olduğunu da hatırlatır.

İnsan taşıdığı değerin kıymetini anlamakta ne kadar bilme hâlindedir. Yunus'un sözlerindeki sırra talip olalım. "Okumaktan mânâ ne / Kişi hakkı bilmektir" Kişi hakkı bilmekte saklı hükümleri kendimizce yorumladığımızda öncelikle kelimenin anlamından yola çıkarak tanımakla başlayalım. Anlamakla devam edelim, bizi asıl mânâya götüren bilgiyi tamamlamakla neticeye vardıralım. Ben'in bilgisinden biz'deki bilgiye ve aslolan Bir'deki bilgide tanımlanmaya vardığımızda sözün her bir kademesinde bilmek aydınlanmak, uyanmak, dirilmek eylemleriyle sadece insana haiz olan gelişimi ortaya koyar.

Sözler üzerine bir ide tanımlanmaya vardığımızda sözün her bir kademesinde bilmek aydınlanmak, uyanmak, dirilmek eylemleriyle sadece insana haiz olan gelişimi ortaya koyar.

Sözler üzerine bir beyin fırtınası gerçekleştirelim isteğimiz bizi nerelere götürüyor. Kullandığımız sözcükler sadece düşünme üzerinden ne kadar da sınırlı kaldı. Oysa hayatın insana sunduğu sonsuzlukta insan neyi toplayabilirse o kadar gelişimin tamamlayabilir. Ve bir o kadar sahip olduğun kıymeti hükmünce yaşamaya başlar. Söze sahip olmak, sözün hakkını vermek aslında sözün hükmüne uyup yaşamakla eşdeğerdir.

Sözün sahibi mutluluğu ya da mutsuzluğu kendi iradesiyle yaşar. Verdikçe çoğalmak, paylaştıkça zenginleşmek, dinledikçe anlaşılmak, sevdikçe sevilmek ve bildikçe aydınlanmak insanın hayat çizgisinde önemli dönemeçlerdir. Yaşadıkça öğreniriz. Öyleyse mânâya hükmeden söz bir yaşanmışlığın bütün zamanlara seslenişidir. "Bâkî kalan bu kubbede hoş bir sâdâ" bırakmaktır sözü kıymetli kıldıran.

Sözün yaşanmışlığında önemli bir gösterge de samimiyettir. Samimiyetin kontrolünü ise tutarlılıkla çözebiliriz. Evet, tutarlılık. Hayata ve söze bir denge katar. Güzel sözler ağızlarda bir süs gibi dolaşırken gerçek mânâda hayat bulduğu yer o söze inanmış gönüllerdir. Davasına inanmış bir yürekten çıkan söz önündeki bütün engelleri aşacak cesarete de sahiptir. Sözün sahibi, sözün varlığını kir ya da nur olarak taşıyacağı noktada kendi iradesindedir.

Sözlerden bahsettik misallendirelim. "Havalar soğuduğunda insanlar, kendilerine gölge veren ağaçları unuturlar." Bugün televizyon izlerken dikkatimi çeken ve beni düşündüren güzel bir söz. Hüküm alanına baktığımızda bu sözü duyan her insan sadece ve sadece kendine ait alandan anlayacak ve hükme varacaktır. Sahip olduğumuz bilme hâlince sözün açtığı pencereler vasıtasıyla aydınlanmamız bize bir değer katacaktır.

Havalar soğuduğunda insanlar diye başlayan sözde havanın soğumasıyla çaresiz kalan insanlardan tutun iç dünyasına çekilmek zorunda kalan insan kadar farklı özneleri getirir önümüze. Yüzlerce yargıya pencere açan söz kendilerine gölge veren ağaçları unuturlar, derken sadece yükleminde yer alan unutmanın insana özgü metaforuna nasıl da güzel dokunuşlarda bulunur. Havaların soğuması, insanların havaların soğuması karşısında yaşadıkları durum ve unutuş. Sözde eksik bıraktığımız tek yer mânâya son noktaya koyacağımız anahtarda saklı: "Gölge veren ağaçlar"

Dolu başaklar gibi olgunlaşan insanların durumunu hatırlatır gölge veren ağaçlar. Ağaç, insan için köklerinden aldığı güçle dimdik ayakta duran bilgeliği sembolize eder. Ağaçların gölge vermesi, bilgeliğiyle ve olgunluğuyla olma hâlindeki ve yolundaki insanı işaret eder. Para, makam, mevki, şöhret, güç hatta bilgi bile bir gölgeye sahip olmak için yeterli değildir. İnsanın bir gölgesinin olması için iz bırakması gerekir. Bu da ancak sevgiyle, inançla, aşkla ve cesaretle gerçekleştirebilir.

"Havalar soğuduğunda insanlar, kendilerine gölge veren ağaçları unuturlar." sözü çözüm noktasında çok daha fazla hükme ve değere sahiptir. Ve söylendikçe aydınlatacak, insanlara hissettikleri ve ihtiyaç duydukları ölçüde rehber olacaktır.

Her söz başka bir sözde tamamlanır. "Zemheri ayazında bir evin bacası tütmüyorsa, ya evde kimse yoktur ya da evdekilerin kimsesi yoktur." Unutmaktan yok olmaya söz bize neler taşımaktadır, değil mi?   Asırları aşıp gelen medeniyetlerin temelinde insana ait olanın yeri aslında bu merkezdedir. Sözler de insanlar gibi hayatın merkezinde ve kıymetlidir. İnsan bilme hâlinde oldukça sözler de varlığını sürdürecektir. O zaman aşk olsun insana, aşk olsun sözlere..

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft