Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Sosyete Çevrecileri

Eklenme : 27.07.2021 00:00:00
Görüntülenme: 697

Geçenlerde az kalsın 2 kadının saldırısına uğrayacaktım. Hatta sözlü saldırı oldu da fiziki saldırıyı savuşturduk.

Konu "çevrecilik".

Nasıl oldu anlatayım.

Yazlık sitemize birkaç seneden beri domuzlar dadandı. 3 sene önce 3-4 yavru ile gelen bir ailenin dişisini caninin birisi vurunca, site halkı da kalan yavruları besledi. Kedi-köpek gibi insanlara alıştılar ve günün belli saatlerinde sahile kadar indiler ve komşularımızın ellerinden beslendiler.

Ne yapsın domuzlar?

Sadece domuzlar mı? Pek çok canlının yaşama alanına beton binalar dikerek mahvettik. Hayvancağızlar da onların yaşama alanlarına diktiğimiz evlerden çıkan kokuları duydular ve o kokuları ortalığa yayan şeylerin atığı da olsa onları yemeğe geldiler.

Ben salgından önce üniversite merkez kampüsümüze gelen domuzları da beslerdim. Kampüsteki yemekhanelerden çıkan yemek atıklarını kaplara koyar kedi ve köpeklere verirdik; artanları da Mühendislik Fakültesi'nin yanındaki ufak vadinin girişine dökerdim. Çünkü domuzların kampüse oradan girdiğini gözlemlemiştim. Bana göre domuzların kampüs alanında dolaşmasında hiçbir mahzur yoktu ama öğrenciler korkar diye tedirgin olanlar vardı.

Yeniköy'deki evim de ormanın içinde olduğu için domuzlarla sık sık karşılaşıyorduk ve hiç korkmuyordum.

Uzun lafın kısası, İslamiyet'te etinin yenmesi yasaklanmış ama yaşamasına laf edilmemiş bir garip canlıdır domuz ve yavrularıyla beraber daha da acınacak duruma düşüyorlar.

Yazlık sitede 16 tane yavru, 8 tane anne saydım. O civarda birkaç yere geliyorlardı ve bizim sitemize de geliyorlardı. Geliş yollarını gözlemledim ve yemek atıklarını, kavun-karpuz kabukları ve benzer şeyleri, site dışında ve anayolun karşı tarafındaki geçit yerlerine bırakmaya başladım ama bu işi mümkün olduğu kadar karanlıkta yapıyordum. Çünkü konuyu bilmeyen biri benim oraya çöp döktüğümü zannedebilirdi.

Geçenlerde, akşam işim olduğu için domuzlara yiyeceklerini güneşin batmasına yakın vermek zorunda kaldım ama biraz da çekinmiyor değildim.

Çekindiğim kadar varmış.

Yiyecekleri çalının dibine saçtım ve yoldaki arabama geldim. Akşam yürüyüşü yapan iki kadın benim poşetteki yiyecekleri oraya saçtığımı görmüş. Hışımla yanıma geldiler ve biri "Çöplerinizi doğaya gelişi güzel dökmeye utanmıyor musunuz? Doğayı niye kirletiyorsunuz?" dedi. Öteki "Çöp konteynırlarını boşuna mı koymuşlar?" dedi.

Ben de savunma havasına bile girmeden: "Bilip bilmeden konuşmayın lütfen!... Bir kere attığım çöp ama domuzların yiyeceği atıklar. Domuzlar akşam buradan geçecekler ve geçerken döktüklerimi yiyecekler. Onların barınma-beslenme mekânlarını betonla doldurduk. Şimdi de beslemek zorundayız." dedim.

Kadınlar afalladı.

Saldırı bitmemişti.

Devam ettim: "Çöpleri buraya atsam elimdeki poşeti de atmaz mıydım? Poşet niye elimde?"

Kadınlar şaşaladı.

Son darbeyi vurdum: "Domuzlar yemese bile, attıklarım meyve-sebze atığıdır ve bir süre sonra gübre olup toprağı beslerler. Bilip bilmeden konuşuyorsunuz!..." deyip arabama bindim.

"Tabiattan arındırılmış hijyenik konutlarda oturup sosyete çevreciliğiyle bu iş olmaz. Evinizden çıkın da biraz tabiatla haşır-neşir olun." cümlesini de söylemek isterdim ama söylemedim.

Ey sosyete çevrecileri!... Çevrecilik sadece çevreyi kirletmemek değildir; bütün canlıları ile beraber çevreyi canlı tutabilmektir asıl çevrecilik. Kadıköy Meydanında bilmem hangi örgütün düzenlediği eylemlerde, kucağında cins bir köpekle çevre nutuk ve sloganları atmakla olmaz bu iş.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft