İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Şimdi Söz Onların

Eklenme : 14.09.2021 00:00:00
Görüntülenme: 483

"Doktorluktan tutun her bir mesleğin insanla buluştuğu anlar bir tamamlanma anı değil midir? Hele aşın içine sevgiyi de kattınız mı seneler geçse bile hep taze kalırsınız, hep yenilenirsiniz."

Ne kadar özlemişim, ne kadar susuz kalmışım. Gözleri gözlerime değince hayat buldum sanki. Dile kolay kaç yıl geçti gönül ırmaklarında. Gözden gönüle giden buluşmalar. Hayatım gül yürekli sevdalarımın hikâyeleriyle dolu. Hikâyemin kahramanları yeri geldi evladım oldular, yeri geldi arkadaşım, dostum. Zaman gösterdi ki onlar bana gölge oldular dostluklarına sığındığım.

Merkezinde insan olan tüm meslekler bir hayat paylaşımı değil midir? İnsanın insana tutunması, tamamlanması. İnsanla buluşmak, insanı keşfetmek. Doktorluktan tutun her bir mesleğin insanla buluştuğu anlar bir tamamlanma anı değil midir? Hele aşın içine sevgiyi de kattınız mı seneler geçse bile hep taze kalırsınız, hep yenilenirsiniz.

Gül yürekli sevdaların hikâyesi biraz özel. Çocukluktan gençliğe saflığın, temizliğin dokunuşları vardır bizim hikâyemizde. Öğretmen harcını öğrencileriyle karar. Verdiğinden fazlasını alır her zaman. Öğrenmenin göstergesi bilgi değildir sadece, hayatın ta kendisidir. Gözler ve gönüllerin hikâyesidir bir öğretmenin hikâyesi.

Gözlerden gönüllere giremediniz mi faydasızdır. İstediğin kadar bilgiyle taçlan bir gönüle giremediğin an mesleğin hiçbir anlamı kalmaz. Öğretmen olmak için istediğin an kadar en iyi eğitimleri al, eğitimin en hakikisi öğrencilerinle yazdığın hikâyelerdir. Deneyim kazandıkça sevginin her türlü ilmini de yapmış olursunuz.

Salgın günlerinde bize bakan gözler eksik kaldı hayatımızda. Olsun dedik en azından yüzlerini gördük, seslerini duyduk. Gözlerden gönüllere doğrudan inişin istikameti sadece yön değiştirdi. Sesler gönülleri buluşturdu. Salgın günleri sesler yoluyla gönül keşifleri yaptırdı. Seslerin her bir tınısı daha farklı hakikatlere eriştirdi sevginin rehberliğini.

Ve beklenen an geldiğinde yaşadığımız heyecanın tarifi yoktur. Yepyeni ve taptaze bir "Merhaba" öncesi yaşadığımız salgının bıraktığı tüm çelişkiler kayboldu. Öğrencilerimizin gözlerinden yansıyan ışık yolumuzu aydınlattı, bizlere cesaret verdi, güçlendirdi. Onların verdiği güçle gözlerinde şüphenin gölgesini gördüğümüz evlatlarımıza da bir "Merhaba" diyebilmenin tazeliğini yaşatma imkanı bulduk.

Böyle sıkıntılı zamanlarda öğretmen empati yapmadan yolunu bulamaz. Salgın günlerinde bir gencin yaşadıklarını düşününce onları okula, hayata hazırlamanın hiç de kolay olmadığını görmek bize yetti. Hayatta kendi adımlarını bulmaya çalışan çocuklarımıza ihtimam göstermemiz gerekir. Burada biz öğretmenlere büyük vazifeler düşüyor. Öğrenmeyi öğrenmenin çok ötesinde yaşadıkları hayatın gerçeği ile ele alınacak bir motivasyon çok önemli. Burada öğretmenler kadar ailelere ve topluma büyük sorumluluklar yükleniyor. Sıralara oturtup, ellerine kalemi, defteri, kitabı verip okula yollamakla çözüm bulamayız.

Gözlerdeki feri arttırmak için hayata olan inançlarını tazelememiz, kendi kanatlarıyla uçabilme cesaretini vermemiz gerek. Şu ana ne yaptıklarını bilmeden hata üstüne hata yapabilirler. Maddeler halinde ortaya koyduğumuz kurallar bir planlamanın göstergesidir sadece. İş uygulamaya geldiğinde hayata geçirmek insan üzerinde gerçekleşeceği için her türlü risk planlamasını yapmak gerekir.

Okullarından neredeyse iki yıl uzakta kalan evlatlarımızı okullara gönderdiğimizde başta psikolojik, sosyolojik yaklaşımlar başta olmak üzere her türlü dokunuşu dikkatle yapmak gerekir. Yoksa yarım kalan tüm hikâyelerde olduğu gibi gelecekte "keşke"lerin boğuntusunda hep zarar hesabı yapmaya devam ederiz.

Bütün bunların üzerinde öznemiz insan, mayamız sevgi, yolumuz bilimin ve aklın yolu, rehberimiz sabır ise bütün dokunuşlar bizi istediğimiz adrese götürür. Yeter ki gözlerden gönüllere köprüleri inşa etmeye devam edelim. Biliyorum onların da söyleyecek sözleri var. En azından yepyeni ve taptaze bir "Merhaba" her biri için bir başlangıç olacak. Şimdi söz onların.

Aklımdan salgınla yoğun bir mücadeleye bizlerle katılan bu gençlerimizi bundan sonraki süreci rahatlıkla atlatabilmeleri için çalışmalar yapılması. Bu çalışmalar yapılmadan önce planlama aşamasında gençlerin düşünceleri alınmalı. Salgın döneminde neler yaşadıkları, hayatlarında ve hayata bakışlarında nelerin değiştiğinin iyice gözlemlenmesi hatta gençlerin dinlenmesi ön planda tutulmalı.

Gençler salgın dönemini hangi şartlarda, nasıl yaşadılar? Ne istiyorlar. Bismillah dedik; derslere başladık ama online eğitimden yüz yüze eğitime geçişte risk raporları düzenlenmeli. Gençlerin 1,5 yıllık süreçte yaşadıkları her türlü şeyin bıraktığı izi görmek adına zaman tanınmalı. Bilgiye her yerde, her zaman ulaşılabilir. Öğretmenler ve idari bazda eğitim çalışanları özellikle bu geçiş döneminde gençlere daha hassas davranmalı, onları gözlemlemeye devam etmeliyiz.

İlk hafta büyük bir özlemle kavuşmayı beklediğim öğrencilerimle bir arada geçirdiğim zamanlarda onları farklı şekillerde gözlemledim. Kimi hiçbir şey olmamış gibi, kimi epey tedirgin hatta diken üzerinde olmak üzere normal bir sınıf davranışlarının çok üzerinde davranış şekilleri içerisinde olmaları epey düşündürücüydü. Tabiki hassas bir terazinin yansımaları olmasına rağmen Muğla gibi her şeyin en elverişli koşullarda yaşandığı bir şehrin gençlerine göre ülke düzeyinde normal sayılabilecek veriler olduğu düşünülebilir.

Unutmayalım hiçbir istatistik değer insana ait özel olan hiçbir değeri ölçemez. Bu yüzden gençlerimize göstereceğimiz özen çok önemli. Onların yaşadıkları sıkıntılar gelecekte büyük travmaları ortaya koyabilir. Sevgi köprülerinden gözlerden gönüllere eğitimi dokurken son söz yine gençlerin olsun.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft