İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Sesler Âleminde

Eklenme : 27.04.2021 00:00:00
Görüntülenme: 564


"Seslerin de rengi varmış meğer, seslerin de karakteri olduğu gibi. Kimi sesler suyun renginde olduğu gibi işliyor içine, kimi sesler toprak renginde kucaklıyor, sarmalıyor. Kimi sesler ateş renginde yakıyor ama yıkmıyor; arındırıyor."

 

Salgın günlerinde dost yüzlerine hasret kaldık. Dost yüzlerinin süsü gözlerden yoksun kaldık, gönül eşiğimizde hüzün her daim aynı besteyi çalmaya devam ettik. Buruk hisler yumağına dolanmışız, bir türlü çözülmek bilmiyor duygularımız. Birbirine girmiş, iç içe geçmiş ne önü var ne sonu. Bilinmeyen denklemleri çözmeye mahkûm edilmiş gibiyiz.

Elim kolum bağlı, ten kafesimiz müebbet yatmaya hazırlanıyor. Beyin buna uyum sağlamaya başlarsa vay hâlimize ki vay. Ruhumuzun hapsi ise apayrı bir çile çekmekte. "Ya sabır" dedirtiyor. Gönül zaman zaman isyana düşse aklın ve imanın rehberliğinde insana inanmaya devam ediyor. Gözyaşı medeniyetinin yolcuları ne çileler çektiler, ne ızdıraplar yaşadılar. Bak geçmişine ki bugünü geleceğin umut ışığıyla aydınlat.

Sil gözündeki sürmeleri, serin serin suyun akışına bırak kendini. Uyanışa geç. Uyanışlar için zorlu engeller aşmak gerekir. Uyanışlar hakikatin eşiğinden geçme cesaretine sahip olanların işidir.

Umuda bakmak ötelere bakmayı öğretir. Görüşünü en uzağa odaklamalısın. En uzak aslında umuda en yakın olandır. Bugüne hapsolduğun müddetçe kaybolmaya da mahkum olmuşsun demektir. Kimsesizliğin ve çaresizliğin girdabında bilmediğin bir sonun karanlığındasındır.

Oysa dost gönüllerin gözlerinde aydınlanan ruhumuz önümüze her ne çıkarsa çıksın ilerlemeye devam eder. Yüreğindeki kuvvet dostun bakışlarındadır. Eğer bugün bu bakışlar gurbete çıktıysa seslere kulak verelim.

Gözlerin rehberliğine ne kadar sarılmışsak seslerin âlemine aşinalığımız başlasın. Şimdiden sesler dünyasında dost gönülleri seçebiliyorum. Online eğitimlerde dokunamadığım, göremediğim öğrencilerime seslerin dünyasından ulaşıyorum. Sesler âleminde yeni keşifler yepyeni bir deneyim oldu hepimiz için.

Hele sevdiklerimin sesi. Hep gözlerden gönüllere girmeye alışmış gönlüm sesler âlemini tanımaya başladı. Annemin sesi, kardeşlerimin sesi, arkadaşlarımın sesi.

Seslerin de rengi varmış meğer, seslerin de karakteri olduğu gibi. Kimi sesler suyun renginde olduğu gibi işliyor içine, kimi sesler toprak renginde kucaklıyor, sarmalıyor. Kimi sesler ateş renginde yakıyor ama yıkmıyor; arındırıyor. Kimi sesler tuz tadında hep susatıyor, kimi sesler şekerli hiç bırakmasın gitmesin diyorsun. Kimi sesler güller gibi dikenlerin arasında güzele ulaşmak için sabretmek gerekiyor.

Sesler giriyor gönül eşiğinde bazen ağlatıyor, bazen güldürüyor. Seslerde tanımlıyorum artık hayatı. Engellilerimizi düşünüyorum. Salgın günlerinde hepimiz birer engelliyiz. Engelimiz nispetinde yeni duyuşsal, bilişsel beceriler geliştiriyoruz. İnsanoğlu kayıp kıtalarında kendini keşfediyor.

İnsana dair yeni keşifler. Sesler kayıtta görüntüler değil. Görüntüler insafsız, vahşi. Bakmıyorum, görmüyorum, duymuyorum. Şu an bile sesler âleminden bakıyorum dünyaya. Görmekten bakmaya adımlarken geçmişte bugün duymaktan bakmaya geçişlerdeyiz.

Bir gün gelecek salgın günlerini de geride bırakacak insanlık. Ne duyduklarını unutmayanlar dimdik ayakta kalacak. Sadece bakanlar aldanacak. Görmeyi yeniden keşfedecekler. Gözlerden gönüllere bakmayı, hâl lisanınca konuşmayı yeniden öğrenecekler.

Sesler âleminde hakikatin sesi her zaman duyulmaya devam edecek. Her hoşça kal deyişimizde bir merhaba sesinin uyanışı saklı kalacak.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft