Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Sadece Ormanlarımız Değil, Yüreğimiz De Yanıyor

Eklenme : 3.08.2021 00:00:00
Görüntülenme: 655

28 Temmuz günü başlayan yangınlarda sadece ormanlar değil, yüreklerimiz de yanıyor.

Önce Manavgat-Akseki taraflarında başlayan daha sonra Osmaniye Milas, Bodrum ve Marmaris taraflarında devam eden yangınlar var. En son yangın da Pazar günü öğleden sonra Muğla-Menteşe Göktepe mevkiinde çıktı.

Yangınların büyük bir kısmı söndürüldü veya kontrol altına alındı. Orman teşkilatı ve belediyelerin kısıtlı imkânlarına rağmen hızlı müdahalelerin yapıldığı görüldü ama anlaşılan o ki bazı yerlerde yangın, yanacak yer kalmadığı için sönmüş durumda.

***

Şu insanoğlu ne kadar bencil!...

Sadece insan ve kendisine faydalı hayvan kaybına üzülüyor. Elbette orman kaybına da üzülüyor ama haberlerde neredeyse "Hiç insan kaybı yok" diye sevinç çığlıkları atılacak.

İnsan kaybı da olmasın, evcil hayvan kaybı da, yabani hayvan kaybı da, bitki kaybı da!...

Biz insanlar, yangın ve sel baskını gibi felâketlerde insanların ve ekonomik değeri olan hayvanların kaybına üzülürüz. Bir de felâkete uğrama anında çektikleri acıyı ses ve hareketleriyle yansıtanlara çok acırız. Niye? Çünkü onlar görür ve duyarız. Ya görmediklerimiz, duymadıklarımız?

Hiç birimiz, yangına maruz kalan bir ağacın çektiği ızdırabı anlayamayız. Mutlaka o ağaç imkanı olsa kaçacak ama maalesef onu tabiatı bir yerde sabit durmak. Yanarken çıkardığı çıtır çıtır seslerinin onun acı acı feryadı olmadığını nereden biliyoruz?... O anda ağaç feryad ediyor ama biz anlamıyoruz.

Ya yabani hayvanlar. Börtü-böcekler.

Onlar da ateşe maruz kaldıklarında kaçışıyorlar ve çığlık çığlığa kalıyorlar ama onların sesini biz duymadığımız için acılarını da yüreğimizde hissedemiyoruz.

Sosyal medyada gördük. 

Yumurtalarını terk etmediği için yanarak ölen o kuşun acısı ile bir insanın acısı arasında hiç fark yok.

Bacaklarındaki tüy tutuşunca can havliyle uçup çırpınan kuşun acısı bize uzak mı?

Yangından kaçamayan o kaplumbağaların acısına yabancı mıyız?

Kovanlarından çıkamayıp da yanan arıların acıları neyimiz olur?

Kertenkeleler, köstebekler, domuzlar, karıncalar, karafatmalar, cırcır böcekleri.

Yandı. Hepsi yandı!...

Kendilerine "ateşin çocukları" diyen; ancak sadece Nemrut'un çocukları olan katillerin yaktığı ateşlerde milyonlarca yaban hayvanı öldü. Allah da onları yaksın!...

***

Türkiye maalesef deprem bölgesi ve ormanlarından dolayı da potansiyel yangın bölgesi. Buna bir de sel afetini eklersek, 3 afetin bu coğrafyanın yapısında tabii olarak bulunduğunu söylemek mümkündür.

28 Temmuz'dan bu yana 108 yerde yangın çıkmış ve bunun 100 kadarı söndürülmüş veya kontrol altına alınmış. Bu güzel ama o kadar ormanda o kadar bitki bir daha kaç yılda yetişecek ve o canım hayvanlar yerine getirilebilecek mi? Resmi ağızlar niye sadece insan ve evcil hayvan kaybı üzerinden projeler yapıyorlar? O projeler habitat özelliğini yerine getiremeyecek.

Yangınla, depremle ve selle mücadele etmenin yolu, felaket başa geldikten sonra değil, önceden alınan tedbirlerle olmalıdır. Covid-19 gibi insanlığın ortak problemi olan bu felaketler için de insanlık önceden tedbir alınarak kayıpları ve zararları önlemelidir. İnsanlık teknolojik gelişmeleri birbirini öldürmeye değil, bu felaketlerden korunmaya yöneltmelidir. Mesela yangının çıktığı anda fark edilmesini sağlayacak termal kameralar ile bütün ormanlar gözetlenmelidir. İHA'lar bunu yapıyor; bu sistemi Göktürk uydumuza entegre etmemiz lâzım. Uçaklardan su yerine köpük atmak daha kesin bir çözüm; bunun yolu bulunmalı.

Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan YÖK başkanı iken ona Sivil Savunma Meslek Yüksek Okulları açmamızın ve bu okullardan nitelikli afetle mücadele insanı yetiştirmeyi teklif etmiştim. Yusuf Ziya Bey teklifimi çok olumlu karşılamıştı ama hayata geçirmeye idarî ömrü yetmedi. O günden bu yana doğrudan olmasa da üniversitelerde bu konuda programlar açıldı ama kâfi değil.

Dert çok. Çözüm zor. Allah milletimize dayanma gücü versin.

Başta yangınla mücadele eden ekibe içe suyu yetiştirmeye çalışırken şehit olan Şahin Akdemir ve Yusuf Demirli olmak üzere yangında kaybettiklerimize Allah rahmet eylesin; mücadele etmekte olanlara da güç ve sabır versin.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft