İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Oyun Bitti!

Eklenme : 28.07.2021 00:00:00
Görüntülenme: 478

Etrafımız kendisini memleketin en dürüst insanı gibi gösterip her türlü yanlışın faili olan insanla dolu. Farklı yöntemlerle başkalarını kandıran bu insanların ortak özelliği ise önce sözleriyle, sonra da davranışlarıyla insanları etkilemeleridir. Yani iyi rol yapan, sahne performansı başarılı olan ve insanları duygusal olarak yakalayan bir senaryoyu iyi sahneleyen bu oyuncular; insanları her şekilde kandırmayı ve emellerine ulaşmayı başarıyor.

Bu noktada en büyük yardımcıları ise sahnelenen oyun ve bu oyunda kullanılan replikler. Bu replikler içinde en etkileyici olanı ise dürüstlüğe dair sözler ve bunu destekleyen dinî unsurlar. Birtakım duygusal mesajlarla desteklenen söz ve davranışlar ile bu oyunlar daha da ilgi çekici oluyor. 

Eyvallah, görsel olarak iyi bir pazarlama. Ya içerik? Bu süslü cümlelerle her fırsatta dile getirilen "dürüstlük" özde mevcut mu? Cümleler iyi de niyet iyi mi? Özde bulunan duygu ve düşünceler (temiz kalp ve iyi niyet) ile davranışlar ve yapılan ibadetler uyumlu mu?

Sahip olduğu yetkiden aldığı güçle insanların hakkı, emeği ve geleceği ile oynamaktan korkmayanların her fırsatta Allah'a verilemeyecek hesabı olmadığını ifade etmeleri hangi dürüstlük ile bağdaşır?

Başkalarına, emri altındakilere, maiyetindekilere, yol arkadaşlarına çelme takmak için plan yaparken yüzleri kızarmayanlar; hangi temiz kalpten bahsedebilir?

Sözde "milletin delikli kuruşunun hesabı"nı verememekten korktuğunu söyleyenler, kapalı kapılar ardında kendisine menfaat devşirirken neden Allah'ı hatırlamazlar?

Her durumda temiz kalpliliği ve iyi niyeti konusunda çocukları üzerine yeminler edenler, göz göre göre yalan söylerken çarpılmaktan hiç korkmazlar mı?

Maalesef. İnsan, en kolay kendisini kandırırmış. Hele ki ruhuna yerleştirilen ilahi sesi; iyilik yaptığında huzur ve sevinçle ödüllendiren, kötülük yaptığında ise suçluluk ve üzüntü ile cezalandıran bir iç hâkim olan vicdanını susturup ezberlediği "dürüstlük" repliklerini tekrarlamaya başladı mı kendini kandırmak daha da kolaylaşıyor. Gerisi sahne performansını geliştirmeye kalıyor.

Doğruluk ve dürüstlük eş anlamlı gibi kullandığımız iki değer. Buna göre doğruluk, dar anlamıyla doğru sözlülüktür. Geniş anlamıyla baktığımızda ise özün ve sözün, sözün ve davranışların birlikte doğruluğudur. Yani kalbin temizliği, niyetin halis olması, sözlerin ve davranışların güzel olmasıdır. İşte bu geniş anlamıyla doğruluk ve dürüstlük aynı şeyi ifade eder. Dürüstlüğün zıddı ise sahtekarlık, ikiyüzlülük, kandırıkçılık, yalancılık, işgüzarlık gibi olumsuz kişilik ve karakter özellikleridir.  

Yani sözlerimizin ve davranışlarımızın, özümüzle ve ahlaki değerlerle uyumsuz olması. Yani ibadetlerimiz ile sözlerimizin ve davranışlarımızın uyumsuz olması. 

Dürüstlük; tüm iş ve ilişkilerimizin hem ahlaki değerler ile hem de birbiriyle bir bütün olarak uyumlu olmasıdır. Buna göre; özün, sözün ve davranışların ahlaki değerler ile uyumlu olması gerekir ki bir doğruluktan bahsedebilsin. Özün, sözün ve davranışların dilimizden düşürmediğimiz süslü cümlelerle ve ibadetlerimizle uyumlu olması lazım ki dürüstlükten bahsedebilsin.  

Doğru ve dürüst olmayan insanlar, bir şekilde insanları kandırabilir ve bir şekilde sureti haktan görünerek gizli niyetlerini gerçekleştirebilirler. Özlerine işlemeyen milli, manevi değerler ile cümlelerini süsleyerek sahne performansını geliştirebilirler. Sahnede oldukları sürede insanları etkilemeyi başarabilirler. Ancak foyalarının ortaya çıkması çok zaman almaz. Yalancının mumu yatsıya kadar misali.

Oyun bittiğinde büyü bozuluverir. Arkada bırakılan hoş sada mı olur, yoksa yenilen haltların ve çevrilen dolapların hikayeleri mi olur; bilinmez.

Perde kapandığında vicdanın sesi ile başbaşa kalır insan. Vicdanın bu kısık sesi; hafta sonlarında kahvaltı masalarında kurulan kirli ilişkileri gizleyebilir mi, bilinmez.

Hülle yoluyla hesaba geçirilip süslü muadiliyle değiştirilen muhafaza; sahibini korumaya yeter mi, bilinmez.

Bildiğimiz bir şey var ki; bu dünya, kimseye kalmaz. Büyüklerimiz; "Edenin yanına kalmaz." derlerdi. Hele hele kul hakkı ise hiç kaçarı yok. Gün gelir, elindeki kalkan da korumaz insanı. 

Sahnesini bitirip maskesini çıkaran oyuncunun yüzündeki korkuyu çok merak ediyorum.

28.07.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft