Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Orman Yangınları ve Türk Hava Kurumu

Eklenme : 12.08.2021 00:00:00
Görüntülenme: 544

Süleyman Demirel başbakan iken, ben de il genel meclisi üyesi iken 2 devre THK Muğla şube başkanlığı yaptım. O günlerden hatırımda kalan önemli birkaç olay var. Onları anlatmanın  tam zamanı olduğunu düşündüm.

Türk Hava Kurumu genel kongresinde, ülkede ne kadar şube başkanı ve delege varsa hepsine içkili yemek verirlerdi. Bizim gibi içki içmeyen ve kurban derilerinin kimlere arpalık olduğunu bilenler otelde kalırlardı. Gece geç vakit otele dönen CHP'liler kendilerinin Atatürkçü olduğunu böbürlenerek iri sesle söylediklerini hiç unutamam. Kendilerinin valileri bile tayin ettiklerini dolayısıyla Türk Hava Kurumu demek Atatürk demekmiş, Atatürk'ün devrimi imiş.

Şubelerde görevli olan adamları var idi. Şube başkanı şayet mason değilse hiç yetki vermezlerdi. Deri ihalesi olacaksa merkezin görevli adamı deri alıcıları ile gizli pazarlık yaparlardı. Benim zamanımda muklalıp namıyla ünlü çok akıllı birisi vardı.

İMAM HATİP CAMİSİ MİNARESİNE 10 BİN MESELESİ

Kurumun katibine ben kurban derileri nedir, kurbanı kimler keserler. Kurban kesenler Müslümandır. Neden minareye bu kurum pay ayırmıyor?  diye diye, muktalıp genel merkezden minare için 10 bin lira getirtti. Bende minare yaptırma derneğine duyurdum. Zamanı gelince vaat edilen yardımlar listesinde Türk Hava Kurumu'nun on bin lirası listede yoktu. Sorduk dediler ki; onların zimmetine giren para haram olmuştur.

Yusuf Alabanda yazdı.

Nedir bu Türk Hava Kurumu gerçeği?

Öncelikle oluşturulan algının hilafında, Türk Hava Kurumu devletin resmî bir kurumu değil, vakıf ve dernek statüsünde olan bir yapı. Türkiye'de vakıf ve dernek statüsünde olan kurumlar hangi yasal prosedüre tabi ise Türk Hava Kurumu da bu statüye haiz.

İşte bu yapı, 2010 yılı sonrasında şirketleşen bir yapıya dönüşerek birçok şirket kurmuş. Bu esnada bankalardan borçlanmış, personeline ait SGK primlerini yatırmamış ve iflas etmiş. Borçlanma işlemleri esnasında da bankalara mal varlıklarını ipotek ettirmiş.

Uçaklarına bakım yaptıramadıkları gibi pilotlarının da maaşlarını ödeyememiş.

Alacaklılar kapıya dayanıp konu mahkemeye intikal edince de yasalar gereği kurumun başına kayyum atanmış.

Kayyum ataması yapıldığı günden bu yana Türk Hava Kurumu bu borç sarmalından kurtulmanın mücadelesini veriyor. Aslında, kurum mal varlığı olarak tüm borçlarını ödeyebilecek durumda, lakin elinde neyi var neyi yok satarak bunu yapmak istemiyor. Bunun için de bankalar ile oturulmuş ve yeniden bir borç yapılandırması yapılmış, öncelikli olarak satılabilecek taşınmazların listesi çıkarılmış.

İşte tam böylesi bir ortamda oluşan yüksek hassasiyetin algılara feda edilmemesi açısından, bu dokuz uçağın THK'dan borçlarına mahsuben satın alma yolu ile alınarak Orman Bakanlığının kullanımına sunulması epey faydalı olacağını düşünüyorum.

Bu durumda da şu soru karşımıza çıkar:

Orman Bakanlığı hava filosu işletebilecek kapasiteye haiz midir?

Bu yüzden de bugüne kadar hava unsuru ihtiyaçlarını sürekli kiralama yolu ile karşılamış.

O zaman burada devletin de içinde olacağı bir modelin kurgulanması gerekir.

Şu an için uygulanması en pratik model THY üzerine kurgulanacak modeldir.

Hem hava unsurlarının çalıştırılması hem de bakım ve onarımlarının THY teknik ekibince uluslararası nitelikte yapılması için bu 9 uçağın ve tedarik edilebilecek yeni ve modern söndürme uçaklarının THY bünyesinde pilotları ile birlikte envantere ve işe alınması...

Bu yöntem sadece kiralama yöntemini minimize etmeyecek, aynı zamanda da THK yönetiminin kendi elleri ile oluşturduğu krizin faturasının siyasi iktidara çıkarılmasının önünü de kesecektir...

Sizce 11 CHP'li belediyenin kurumu soyup soğana çeviren bu yönetime bugüne kadar tek kelam etmeme sebepleri ne olabilir?

Ayrıca THK vakıf ve dernek statüsünde bir kurum olduğu için, bütçelerinden olmamak kaydı ile THK'na bu belediye başkanları diledikleri kadar ve izin almadan yardım yapabilirler. Bir milyar TL civarındaki bir bağış ile THK'yı bu utanç verici durumdan kurtarabilirler.

Kuruma böyle bir bağış yaptıkları takdirde kendilerine şükran duyarız.

İlan ile duyurarak konuyu siyasi şov malzemesi yapmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

Yine duyuruda yanan ormanlık alanların imara açılıp açılmayacağının takip edileceğinden bahsediliyor.

Bu şeffaf toplum adına son derece faydalı olacaktır.

Hatta başta Kazdağları bölgesi olmak üzere, tüm Türkiye'de kılıfına uydurulup yeşil katliamı yapılan tüm inşaatların uydu görüntülerini ve ruhsat sahiplerinin listesini yayınlamalarını tavsiye ederim.

İzmir, Muğla, Antalya, Mersin ve Adana dâhil her yıl denize doğru imarsız yürüyen tüm villa ve otel sahiplerini tek tek uydu görüntüleri ile ifşa ederlerse, toplumun bu çabayı ayakta alkışlayacağını söyleyebilirim.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft