İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Nezakettenmiş!

Eklenme : 5.05.2021 15:24:00
Görüntülenme: 535


Salah Birsel, kendisiyle yapılan bir mülakatta, çocukluğunda şahit olduğu bir hadise üzerine yazdığı "Nezakettenmiş!" isimli hikâyeden bahsediyor.

Hikâyeye göre, 1920'li yıllarda evlerine gelen misafirlere şerbet ikram edilirmiş. Şerbeti içen misafirlerin hepsi bardağın dibinde bir yudum şerbet bırakırmış. Sekiz yaşında bir çocuk olarak bunun sebebini merak eden Birsel, bunun nedenini sorunca annesinden "Bu nezakettendir." cevabını alır.

Modern âdâb-ı muâşeret kitaplarına baktığımızda da aynı bilgilerle karşılaşıyoruz. Batı kökenli âdâb-ı muâşerete göre ikram edilen içeceğin, çorbanın ya da ikramlığın tamamını içmek veya yemek nezakete aykırı bir davranıştır. Bu nedenle ikramın küçük bir kısmını mutlaka bardakta ya da tabakta bırakmak gerekir.

Bu âdâb-ı muâşeret kaidesi, kendi kültürümüzün bir ürünü değil. Batı âdâb-ı muaşeretinden görgü kitaplarımıza ve günlük yaşamımıza aktarıldığını düşünüyorum.

Akıp giden nehirden abdest alırken dahi suyun israf edilmemesini emreden bir Peygamber'i rehber edinenlerin, hiçbir gerekçe yokken ve bıraktığı şeyin çöpe gideceğini bile bile ikramın bir kısmını bardağın veya tabağın dibinde bırakması israftan başka bir şey değildir.

Yere düşen bir lokmanın bile israf edilmemesi gerektiği söyleyen ve "Çünkü siz, bereketin yemeğin hangi kısmında olduğunu bilemezsiniz!" buyuran Peygamberimiz, böylelikle israfa giden bütün yolları kapatmıştır.

Peygamberimizin bu tavsiyelerini ve "O (Allah), israf edenleri sevmez." (En'am Suresi, 141) ikazını birlikte değerlendirdiğimizde, hiçbir gerekçe israfı mazur gösteremez. Hele ki, nezaketi israfa alet etmek hiç de doğru bir davranış değil.

İkram etmek ve ikramı kabul etmek önemli bir görgü konusudur. Kişinin görgü ve nezaketinin kendisini gösterdiği durumlardan biri de ikramda bulunması ve ikram edilen şeyi yeme/içme şeklidir.

Yeri gelmiş iken şunu hatırlatmak lazım ki geçerli bir mazeret olmadıkça ikram teklifi asla geri çevrilmemelidir.

Diğer taraftan, özellikle parça olarak ikram edilen şeyin tamamını yemek zarureti de yoktur. Buna göre, tadımlık ya da doyum hissine ulaştıktan sonra yeme bırakılabilir. Diğer parçalara dokunulmadığı için kalanlar israf olmayacaktır. Ancak, başkaca geçerli bir neden olmaksızın, parçalı olmayan ve geri kalanının çöpe atılacağı bir ikramlığın bir kısmını bardakta, tabakta bırakmak doğru değildir. Sözde nezaket, israf için haklı bir gerekçe değildir.

İkram edilen bir şeyi hızlı hızlı bitirmek bir görgüsüzlük olduğu gibi, ikramlıkların ucundan birer parça alıp geri kalanı öylece bırakmak da bir görgüsüzlüktür.

İşte bu noktada bir başka görgü kuralı daha unutulmamalıdır. Kahvaltı ya da bir akşam yemeği daveti ile misafir kabul ederken hazırlanan sofrada abartıya kaçılmamalıdır. İkramda abartıya kaçılması misafiri rahatsız eden bir durumdur. Yine misafire yapılan ikramlarda abartıya kaçılması, arka arkaya birçok yiyecek ve içeceğin ikram edilmesi, ikramlıkların fazlaca sunulması misafir açısından rahatsız edici bir durumdur.

Bu aşırılık hem misafirin bir mazereti olmadıkça ikramı kabul etme nezaketinin istismar edilmesi hem de ikramın abartılması yoluyla misafirin ezilmesi anlamına geleceğinden ciddi bir görgüsüzlüktür. Nezaketini ve misafirperverliğini göstermek için yapılan bu ikram, misafir açısından bir işkenceye dönüşebilmektedir.

Diğer taraftan, bir iade-i ziyaret sırasında karşı tarafın aynı şekilde şaşalı bir ikramlık hazırlamak için yeterli becerisi, zamanı ya da imkânı bulunmayabilir. Bu nedenle ikramda abartıya kaçılmaması, geçerli bir mazeret yoksa ikramın geri çevrilmemesi ve israftan kaçınılması önemli bir görgü ve nezaket konusudur.

05.05.2021

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft