Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Muğla ve AHİ Geleneği

Eklenme : 21.09.2021 00:00:00
Görüntülenme: 441

Muğla'da ahilik geleneğinin izleri konusuna nereden merak sardım?

Açıklayayım.

Üniversitede Edebiyat Tarihi derslerinde 14. ve 15. yüzyıl edebiyat metinleri işlenirken, beylikler dönemi Türkçeciliği üzerinde de durulur ve Yahya bin Halil bin Çoban (Çoban oğlu Halil'in oğlu Yahya) tarafından Burgazi Fütüvvet-namesi adında bir kitabın yazıldığı söylenirdi. O zamandan beri, "Yahya bin Halil bin Çoban" kelime grubu dilimde tekerleme gibi kalmıştı. (Tabii tarihçi arkadaşım Ayhan Pala'nın Yüksek Lisans tezinin bu eser olması da metni ve mütercimi aklımda tutmamda etkili olmuştu.)

Pek inceleyip araştırmadan fütüvvet-name'nin adında geçen "Burgaz" kelimesinin, Bulgaristan'ın Burgaz şehri olduğunu tahmin ederdik.

Meğer kazın ayağı öyle değilmiş.

Anlatıyorum.

Görevimi 1994 yılında Muğla'ya naklettiğimde, hemen yöreyle ilgili kitapları okumaya başladım. İlk okuduğum kitaplardan birisi Paul Wittek'in Menteşe Beyliği kitabı idi. O kitabın bir yerinde ünlü şarkiyatçı Franz Teaschner'e istinaden Burgazî Fütüvvet-namesi'nin Milas'ta Yahya bin Halil bin Çoban tarafından yazıldığı söyleniyor ama delil gösterilmiyordu.

Bu bilgiyi aklımın bir kenarına kaydettim.

Bir ara Milas'a gittiğimde eski mahallelerden birinin adının "Burgaz" olduğunu öğrendim.

Bunu da aklımın bir kenarına yazdım.

Sonra 1997 yılında bir vesileyle, 338 numaralı Menteşe livası evkaf defterini okudum. O defterin 16. sayfasında Ahi Çoban zaviyesinin kayıtlı olduğunu gördüm.

Bu üç bilgiyi birleştirince, ahi gençlik teşkilatı olan "fütüvvet teşkilatı"nın en önemli kitabının böyle önemli bir eserin yazıldığı coğrafyada başka ahilik izleri de olmalıydı. Aklımın bir kenarına böyle bir dikkati kaydettim ve metinlere bir de bu gözle bakmaya başladım. İlk baktığım metin İbn Battuta Seyahatnamesi idi; çünkü İbn Battuta'nın Batı Anadolu'ya geldiğini biliyordum.  Yanılmamışım. İbn Battuta Seyahatnamesi'nde Milaslı Ahi Ali'den söz ediliyordu.

Böylece ikinci izi de görmüş oluyordum

Sonra 16. yüzyıl arşiv vesikalarına istinaden yapılan çalışmalara baktım; toplam 44 ahi zaviyesi vakfı adı zikrediliyordu.

Sonra Düğerek'te Ahi Sinan Camii, Yatağan'da Ebubekir (Ahi Sinan) camiini de görünce; ahilik izine 2 de cami eklenmiş oldu.

Yatağan'da cami de yaptıran Ahi Ebubekir'in mezar taşından "Ahi baba" yazıyordu. Ayrıca kardeşi Ahi Sinan'ın Eren Tepe'deki mezar taşında da "Ahi" kelimesi geçiyordu. Ebubekir camii haziresindeki mezarlardan birinin mezar taşı özellikleri de ahi geleneğini hatırlatıyordu. Böylece 3 de mezar taşında ahilik izine rastlamış oluyorduk.

Yatağan'ın eski adı "Ahiköy" idi. Bununla beraber 3 yer adı daha "ahi" adını taşıyordu. Bunlar da 4 etti.

Bir evin fotoğrafında da Ahi Molla'ya ait olduğu yazılıydı.

Hepsini topladığımızda Muğla'da 55 yerde "ahi" kelimesi geçiyordu.

Mesela 16. Yüzyılda diğer tekke-zaviyelerle mukayese edildiğinde ahi zaviyelerinin oranı yüzde elliyi geçiyordu.

Muğla'da ahi geleneğinin bu kadar etkili olmasının sebebi neydi?

Ahi Evran 1245 yılında Selçuklu Sultanlarının aile içi kavgasından sonra 1 yıl Denizli'ye sürgüne gönderilir ve 1 yıl burada kaldıktan sonra yerine halife olarak Ahi Sinan'ı bırakır. Hem Ahi Evran'ın hem de Ahi Sinan'ın yöredeki faaliyetlerinin etkisiyle Muğla'da ahilik geleneği çok köklü bir şekilde maya tutmuştur.

Şimdi bizlere düşen Yatağan'ın adını "Ahikent" yapmak ve her yıl orada ulusal ve uluslararası ahi toplantıları yapmaktır. Tabii Eren Tepe'deki Ahi Sinan'ın kabrini de kültür tarihimize yakışır şekilde onarmak ve etrafını ziyaretgâh hâline getirmektir. Bir de Yatağan'daki Ebubekir Camii'nin adına "Ahi" kelimesini ekledik mi ilk etapta görevlerimizi yapmış olacağız.

Haydi Muğla!...

Sen bunu yaparsın!...

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft