Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Muğla'nın çevre-imar sorunlar ve susuzluk ile sınavı...

Eklenme : 24.07.2021 00:00:00
Görüntülenme: 2002

Evet, sizlerden ilk kez 15 Temmuz 2021 tarihinde izin istedim... O günkü Hamle Gazetesi'ndeki yazıma "İlk defa sizlerden izin istiyorum" başlığı atmıştım. O yazımın Hamle'nin internet sitesindeki sayfasına Facebook sayfamdan yönlendirme "Banner" etiketine de "Yazılarıma bir süre ara veriyorum. Kurban Bayramınızı kutlarım..." diye yazmıştım. Ama ortada bir "yazı" yoktu! Yazım yerine şu duyuruma yer verilmişti:

"Değerli okurlarımız, bilenleriniz bilir. Ben tatilde ve uzun süren sağlık problemlerinde bile yazmaya devam ettim. İlk defa sizlerden izin istiyorum. Yazılarıma bir süre ara veriyorum. En kısa zamanda yine birlikte bu köşede buluşmak umuduyla sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kurban Bayramınızı en içten duygularımla kutlarım. Allah tekrarını görmeyi nasip etsin. Hoşça kalın..."

Hamle'de köşe komşum Reşat Öztepe de şu yorumda bulunmuş:

"Gocuman; elbette izin hakkınız ama... Bir yazınızda köşe yazarı 'ekmek fırını' gibidir demiştiniz. Bendeniz hergün amma hergün ilk işim Hamle gazetesi ve Köşe yazarımız Sayın Özcan ÖZGÜR Beyefendi ağabeyimin yazılarını okur idim. Şimdi nolcek. İnşallah kısa sürer. Sevgi ve saygı."

xx           xx          xx

Reşat Öztepe üstat haklı...

Düşüp bir yerlerimi kırıp, Eğitim Araştırma Hastanesi'nin Devlet Hastanesi eski binasında hizmet verdiği günlerde kırıkların 'eski usul' sağaltılması için 8 ay kıpırdamadan tavana bakarak yatarken yazılarıma ara vermemiştim. Taburcu olduğumda kaleme aldığım bir yazımda da o benzetmeyi yapmıştım.

Neredeyse 40 yıldır "müşteriyi ekmeksiz bırakmamıştım"...

Ama bu sefer yakama "Vertigo" yapışmıştı. Kulak uğultusu, mide bulantısı, baş dönmesi ile gel de yaz... Sizlerden izin isterken, ortalığı ayağa kaldırmamak için bu rahatsızlıktan söz etmemiştim. Biraz iyileşir gibi olunca da fırsatı ganimet bilip, Nevşehir, Ürgüp, Avanos, Göreme, Ankara dolaşıp geldim. Bizim Ahmet Tan Karaosmanoğlu yazımın altına "Efem, İyi bayramlar, iyi tatiller. Senin el bir Ören yapar." diye yazmış. Bilemedi... Ki asıl izin almam gereken patronum Hayati Nizamoğlu da "Vertigodan evde yattığımı" biliyordu!

Ne zamandır Ankara'da Denizlerin, Erdal Eren'in katledildiği "Ulucanlar Cezaevini" görmek istiyordum. Gördüm. Tavsiye ederim. Orada bile "eşitlik olmadığını" görün derim...

xx           xx           xx

Ulucanlardan ayrıca söz ederiz.

Ben Ören'i kalabalıklar çekilince yaz sonu yaşarım. Ama günübirlik gitmek niyetim de vardı.

Müdavimleri bilirler, Ören denildi mi Melih Cevdet Anday ve anısına düzenlenen şiir-şair ödüllendirmesi ve dolayısıyla 'şiir şöleni' ve şairlerin şairlerle, şairlerin şiir dostları ile buluşması ilk akla gelen olur.

Anday'ın Ören'in de Kurban Bayramı'nın ilk günü 'suluboya resim şöleni' vardı.

Mektep arkadaşım Deniz (Tunca) Tolga pandemi günlerinde ürettiği çalışmalarından bir sergi düzenledi. Bayramın birinci günü Club Pomalin'de serginin açılışını bir sanat ve sanatçı dostu olan Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat gerçekleştirdi. Ben de o gün orada olmak istemiştim, ama nasip meselesi...

Neyse ben sevgili Deniz'den yeni sergiler geleceğine inanıyorum...

Ören ilk kez bu bayramda bir resim sergisine sahne olurken, bir başka sergiye de sahne olmuş. O Ören Yalısında Melih Cevdet Anday şenliklerinin yapıldığı konser alanı ne kadar sağlıklı ve güvenilir olduğu bilinmeyen "İzmit pişmaniyesi, Kayseri sucuğu, Şah Dilek Osmanlı Dibek kahvesi, Şifalı şuruplar, pekmezler, Erzurum çağ kebabcısı, Antep-Adana çiğ ve içli köftecisi, Maraş dondurmacısı, Urfa baharatçısı vs.," sergilerle panayıra dönmüş.

Milas'ın Sanayi Ticaret Odası, Esnaf Odası bu panayırı nasıl karşıladı acaba?

xx           xx          xx

Neyse yorumlara dönelim. Erdal Çil, iyi tatiller dilemiş. "Zor olacak bize ama inşallah çoluk çocuk sağlık içinde dinlenir gelirsiniz." demiş. Ne yalan söyleyeyim iyi geldi. "Beyin detoksuna" ihtiyacım varmış. Nitekim Av. Erdem Yeter de "Uzun süre dinlenmelisin abi :))) Çünkü son dönem yazıların eski yazılarını aratıyordu :)))" diye yazmış. Haklı olabilir. Timur Işdar da "İyi tatiller Özcan bey, dayanamaz gene yazarsınız siz :)))" ifadesinde bulunmuş. Haklı çıktı. Erken döndüm...

Mustafa Sertbaş "İyi bayramlar üstadım. Nedenini niçinini bilmeden, ama umut ederek, yenilerde buluşmak dileğiyle... Siz yoksanız bin eksiğiz..." derken, Turan Serin şu ifadelerde bulunmuş:

"Özcan Özgür abi merhaba. Halkın toplumun ufkunu açan gazetecisin /gazetecilersiniz. Dur durak bilmeden beyin yoruyorsunuz, emek veriyorsunuz. En doğru haberleri, yorumları sizden/sizlerden alıyoruz. Sizin de dinlenmeye, kafa dinlemeye, düşünmeye ihtiyacınız var. İyi dinlenmeler, iyi bayramlar dilerim..."

Rasim Çelik "İyi bayramlar değerli Özcan bey, bizi habersiz bırakma. Selamlar sevgiler", Filiz As "İyi bayramlar abicim, kalemini bir an önce eline alman dileğimle..." diye yazmış.

Sizlerden çok sayıda güzel yorumlar, dilekler gelmiş. Hepsini buraya alamıyorum. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Timur Işdar'ın dediği gibi duramadık işte; Filiz As'ın dediği gibi de kalemi elimize aldık.

Merhaba... Nerede kalmıştık?

xx           xx          xx

En son Akyaka ve Yatağan'da kalmıştık. Tabi Dalaman ve Marmaris'te kaldığımızı da söyleyebiliriz. Milletvekili Yelda Erol Gökcan'ın Akyaka da Millet Bahçesi'ni de unutmadık...!

Dalaman'dan ses kesildi. MOPAK'taki "kimyasal yangın" tamamen sönmüş olmalı. Dalaman'ın eski belediye başkanlarından Şevket Durmuş'un 2 Temmuz'da paylaştığı "Elimizden önce fabrikamızı aldılar, şimdi de temiz havamızı..." şeklindeki ifadesini hiç unutmadım...

Dalaman'da ne oldu? Bu sorunun yanıtı yok. Kimyasal yangınlar köpükle söndürülürmüş. Büyükşehir İtfaiyesinde yokmuş. O yüzden yangın günlerce sürmüş. Öyle mi bilmiyoruz. Bilenler artık bildiklerini açıklamalılar; MOPAK çöp imha tesisi mi oldu?

Anlamakta zorluk çekiyorum. Muğla'da hem turizm yapmak gibi bir iddiamız var hem de çer çöp ile uğraşıyoruz...

Yatağan'da kömür bitti, yolun sonu göründü, ama Milas'ta hem de Kurban Bayramı'nda ağaç katliamı ile karşı karşıya kalıyoruz. Bayram'da "Muğla doğasının" kalbi Milas-İkizköy-Akbelen Mevkiinde attı. Altındaki kömürü çıkarmak için ağaçları kesilmek istenen bölgede "İkizköy'ün dostları" Türkiye'yi ayağa kaldırdı. "Her ağacı tek tek savunacağız" diyen köylüler bölgede günlerdir nöbet tutarken, CHP Muğla Milletvekilleri de o nöbete katıldılar. Muğla bayrama Milas'ta direnişle girdi...

xx           xx          xx

Muğla doğasının kalbi Milas/Akbelen ile birlikte Akyaka'da da çarptı. Üstelik, çevre, doğa burada serçe kuşu gibi çırpınıyor. Ödü koptu kopacak... Marmaris/İçmeler ile Akyaka'da "kamu kampları" satılıyor.

Doğrusu senelerce üst düzey yöneticilerin ve torpili olanların ağırlandığı "yazlık kampların" satışını ben de savundum. Ki geç bile kalındı... Ancak "Bu yerler betonlaştırılsın, halka kapatılsın, rant alanı haline getirilsin" de demedik!

Bayramdan önce paylaşmıştık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın askıya çıkardığı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Ula ilçesi Akyaka Mahallesi İmar Planı Revizyonlarına karşı Akyakalıların açtığı Yürütmeyi Durdurma talepli iptal davasında Muğla 3. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak tehlike geçmiş değil. Çünkü Akyaka'da Maliyeye ait taşınmazların özelleştirilmesinden sonra burada yat limanı ile birlikte istenen yapılaşmanın gerçekleştirilebilmesi için bu mahkemenin durdurduğu planlama yeniden dayatılacaktır. Evet burada "Akyaka'nın özelleştirilmesi" de gündemde...

Bu nedenle Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Gökova Meclisi tarafından bayram arifesinde Akyaka'da geniş katılımlı toplantı yapıldı. Toplantıda "eylemlilik" istenirken, özelleştirme halinde buraların Büyükşehir Belediyesi tarafından alınıp, halka açılması istendi...

xx           xx           xx

Bayram'dan önce Akköprü'den sonra Muğla'nın en büyük barajına sahip Marmaris'te su yoktu... Bayram'da Datça'da su kalmadı. Hep Osman Akın'ın yüzünden!!! Bodrum'un nüfusu 1 milyonu geçmiş. Muğla'nın nüfusunun 4 milyona dayanmış. Öyle diyorlar... Bizim Muğlalılar yerli turiste biraz da Korona korkusuyla "Gelmeyin" diye karşı çıkmaya başladı. "Bunları yerel yönetimler mi örgütlüyor?" diye düşündüm... Bir de şu "Su akar Türk bakar" sözünü "Su akar MUSKİ bakar" demeliler.

Suyun her yerden fışkırdığı, 1400 m rakımda Namı diğer Karpuz çatlatan (Geyik Suyu) suyunun çıktığı Fethiye/Nif'te bayramın ilk günü su kesintisi yapmayı beceren ancak MUSKİ olabilirdi, oldu da...

Birisi de "Eğer insanlar bir gün Datça'ya gelmemeye karar verirse biliniz ki bu MUSKİ ve AYDEM'den dolayı olacaktır" diye yazmış. Kafam karıştı... MUSKİ'ye destek mi versek?

Kemal Gülşah da "Eşimle Seneye İstanbul'u terk edip Datça'ya yerleşmek istiyoruz ve planımız kesin. Bu konuda fikir ve önerilerinizi paylaşır mısınız?" diye sormuş. Beni bir gülmek aldı...

Gel, gel de... Seneye "Gelmeyin" diye sen bağır...

-----------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Kendilerinden başkalarını düşünmeyen insanlar kıskanç olurlar. -La Cordaire

ÇİVİ

Partiler bu bayramda da seçtikleri partilerle bayramlaştılar. Arkadaşım, "Hani bayramlar dargınları barıştırırdı?" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft