İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Mesajlardan Silikona

Eklenme : 23.11.2021 00:00:00
Görüntülenme: 208

"Bir bilgisayar işlemcisinden çıkmış ya da aynı anlama gelebilecek farklı bir tabirle aynı tornadan çıkmışçasına aynı benzerlikleri gösteren insanların dudakları, yüzleri, elleri, vücutları, duruşları, bakışları. Silikonla gelen plastikten öte bir durum. Çatlak bir emaye görüntüsünde.. Zaman geçer yeni yüzler, yeni bakışlar peşine koşar gölgesinden kaçan insanlar. Bu tükenişin sonunda hep aynı kelime silikon. "

Sabah ilk saatleri, telefonuma gelen mesajlara bakıyorum. Aslında önce kimlerden mesaj geldiğine bakıyorum. Göndericiye göre mesajları okuyorum. Kimi gönderileri ezbere biliyorum, alışveriş, banka vb. hep tüketim temelli. Telefonumda kayıtlı olmayan aramalara nasıl cevap vermiyorsam, bilmediğim, hiç ismini duymadığım yer veya kişilerden gelen mesajlara da bakmıyorum.

Bu teknolojik çağında, sanal alemin gölgeler dünyasında ne kadar güvendeyiz, bilemiyoruz. Bu güvensizlik hayat alanımızı sıkıştırıyor, dar mekanlara mahkum ediyor. Geniş soluklu hiçbir planlama yapamıyoruz. Her şey meydanda. Her şeyimiz gözler önünde. Zaman zaman kendimi çıplak hissediyorum. Utanıyorum yaşadıklarımdan bazen de dalgınlıkla istemsiz yaptıklarımdan. Sürüden bir parça olmayacağım diyorum, benim karar iradem var diyorum. Bakıyorum sürüyle aynı hareketler içerisindeyim.

Kontrolsüz bir duygusallık yaşıyoruz zaman zaman. Herkeste bir özçekim sevdası. Nereye gitsem elimdeki telefon beni hükmü altına alıyor. Bir özçekim yapma ihtiyacı hasıl oluyor. Bazen çektiğim fotoğrafa bakıyorum, bazen bakmaya bile gerek duymuyorum.

Sadece bir bakış, çoğu zaman tatmin dolu bir bakış ya da tatminsizlik dolu. Özçekimlerin sayısı artıyor. Misal güzel bir yerde oturmuşuz, güzel bir sofra hemen özçekim. Mutlu ve gülümseyen yüzler. Yüzler Allah'tan silikonlu değil. Silikon vadisi sözcüğünü cümle içerisinde ilk defa gördüğümde gülümsemiştim. Sosyal medya şirketlerinin küresel merkezi için bir yere verilen isimdi aslında.

Ama silikon sözcüğü hayatımıza farklı manalarda girmişti. Güzel bir isimdi aslında. Ama silikonun işlevleri kişiye göre farklıydı. Gölgenin insanı takip etmesi ile insanın gölgesinden kaçması farkı bu sözcükte kendini gösteriyordu. Kendiyle özdeşleşemeyen ya da mutlu olma yolunu bulamayan insanlar ayrı bir silikon vadisinde yaşıyordu.

Bir bilgisayar işlemcisinden çıkmış ya da aynı anlama gelebilecek farklı bir tabirle aynı tornadan çıkmışçasına aynı benzerlikleri gösteren insanların dudakları, yüzleri, elleri, vücutları, duruşları, bakışları. Silikonla gelen plastikten öte bir durum. Çatlak bir emaye görüntüsünde.. Zaman geçer yeni yüzler, yeni bakışlar peşine koşar gölgesinden kaçan insanlar. Bu tükenişin sonunda hep aynı kelime silikon.

Bir mesaja ulaşabilmek adına nereden nereye geldik? Geçenlerde bir eğitim esnasında insan iradesinin önce ipotek altına alındığından hatta teknolojinin kontrolü altına alınan insanların iradelerinin tamamen kontrol dışında bırakıldığından dem vuruluyordu. Dikkatimi çekti. İnsan iradesinin kendi kontrolü dışına çıkması, benliğinin tamamen yitimi için geçirdiği merhaleler maddeler altına alınırken  bir madde "Tavşan Deliği" olarak adlandırılmış.

Alice Harikalar Diyarı'nda adlı kitaptaki kahramanımızın başına gelenler üzerine bir kodlama gerçekleştirilmiş. Tavşanın peşinden giderken bir delikten geçen Alice birbirinden farklı olaylarla karşılaşır. Bu geçişler o kadar hızlı olur ki Alice'in dikkati dağılır. Sadece bir takipçi olur.

Bu takipçilik elimizde cep telefonu, televizyon kumandası ya da bilgisayar faresi hiç fark etmez bir pencereden yüzlerce pencereye bakabiliyoruz. Bu geçişler o kadar hızlı yaşanıyor ki ne görebiliyoruz, ne idrak edebiliyoruz ne de muhakeme edebiliyoruz. Sonuçta muhakeme edemediğimiz bir şey bizi kontrolü altına almaz mı? Bizi sığınmacı yapmaz mı?

Bu konuda dikkatimi çeken bir söz aklıma geliyor. Kolombiyalı yazar Nicolas Gomez Davila koymuş teşhisi: "Modern insan, teknolojiyi insanlaştırmak yerine, insanı tekniğe dönüştürmeyi tercih ediyor."  Evet teknolojinin egemenliğinde sığınmacı durumundayız. Asrın en önemli ve göz ardı edilen sorunlarından biri küresel göç değil mi? İnsanlar niye göçe zorlanıyor, sürü hâlinde göçe kalkıyor. Sığınmacılıktan. Bir asır öncesinin göçlerinde umutlar, hayâller hatta ütopyalar vardı. Halbuki şimdiki göçler.. Silikonlar vadisine mi? Sanmam, kaçışımız insanlıktan, insandan. Dünyada şu anda sahip olduğumuz medeniyet niye daha kansız gözyaşları döktürüyor insanlara? Bunda da silikonun bir parmağı var mı?

Sıra kendi irademle bana gelen mesajı okumakta. Çok sevdiğim bir öğrencim yollamış. Okuyorum. Silikonların egemenliğinde bir sığınmacı olmadığımı fark ediyorum. Mesajda Dostoyevski'nin bir sözü var. Okuyorum. İşim zor ama mücadeleye değer diyorum. İnsan olmak mücadeleye değer.

"Ne zaman insan oluruz? Aynı fikirde olmamak, düşman olmak zannedilmediği zaman. Bir fikir ayrılığına rağmen karşındakine saygı duyabiliyorsan, insan olmuşsun demektir."

Dostoyevski

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft