Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Menteşe Şenliği'nde kültür alışverişi var mıydı?

Eklenme : 20.10.2021 01:22:00
Görüntülenme: 1514

Menteşe Kültür ve Sanat Şenliği'nin 6'ncısı 8-9-10 Ekim tarihlerinde başladı, bitti gitti.

Şenliğin finali Cumhuriyet Meydanı'nda Edip Akbayram konseri ile yapıldı.

Şenlikten ne kaldı aklınızda?

Benim aklımda "10 Ekim Ankara Katliamı" kaldı!

Edip AkbayramMuğla'ya CHP Gençlik Kolları Başkanlığımda ilk biz getirmiştik. Zeybek Sineması yan balkonlarına kadar dolmuştu. Yıllar sonra, hem de torun sahibi olarak geldiği Muğla'da bu defa Cumhuriyet Meydanı'nı doldurdu. O "genç" kitle karşısında muhtemelen çok mutlu olmuştur.

Cem Kaytan'ın meydandan kısa kısa yaptığı canlı yayınlardan izledim. Kızı Türkü'ye sözlerini Ahmet Çuhacı'nın yazdığı Zülfi Livaneli şarkısı "Sevda Değil"i (Bir Şafaktan Bir Şafağa) okurken bayıldım. Mahsuni'nin "İnce İnce Bir Kar Yağar", "Garip" ve "Mehmet Emmi"  türküleri ile Zeybek Sineması sallanmıştı... Final gecesi bunları da söyledi mi bilmiyorum, ama Edip Akbayram'ı kim akıl etti ise kutlarım...

Ben o meydanı dolduranların çoğunun o günün neyin anma günü olduğunu bildiğini sanmıyorum. Ancak Edip Akbayram'ı akıl edenler 10 Ekim Katliamını da akıl etmelilerdi. Tabii Osman Gürün'ün dediği gibi, "Acıkan yerimiz başka acıyan yerimiz başka" ama şenlik ayın 8'inde değil 7'sinde başlar ve final cumartesi günü yapılabilirdi...

xx          xx         xx

Şenlikten izleyenlerin aklında herhalde değişik çok şey kalmıştır. Ben "fiziki engeller" ve rahatsızlıklarım nedeniyle izleyemedim. Zaten davet de edilmemiştim. Davet edilmiş olsam, Konakaltı Kültür Merkezi Nail Çakırhan Salonu'ndaki etkinlikleri izlemek isterdim.

Bilindiği gibi Menteşe Belediye Meclisi toplantıları da bu salonda yapılır. Meclis toplantıları internette canlı yayınlanır. Keşke akıl edebilselerdi, oradaki şenlik programları da canlı yayınlansaydı... Değil Muğla'da Türkiye'de bile izleyenleri olurdu...

Aslında şenliğin her etkinliği canlı yayınlanabilirdi. Ki Menteşe Belediyesi'nin bunu yapmak için her türlü imkanı var. Ne var ki sahip olunan imkanlar yetmiyor. Bunu yapabilmeniz için en önemlisi vizyonunuz da olmalı...

Neyse ben çıkan haberlerden ve belediyenin Basın Halkla İlişkiler biriminden yapılan bol fotoğraflı haber servislerinden etkinlikleri izlemiş kadar oldum. O haber servisini yapanları da ayrıca kutlarım.

Peki "10 Ekim" dışında benim aklımda ne kaldı?

Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk'ün çektiği fotoğraf ile açılışta şenlik kortejinin en önünde iki zabıtanın taşıdığı çelenkteki amblem kaldı... Yayla Kavunu Yarışması'nı da ayrıca yazı konusu yapabilirim...

xx          xx         xx

Hurşit Öztürk'ü tebrik ediyorum.

Sınırsızlık Meydanı'ndaki kitap stantlarından Cumhuriyet Caddesi'ne kadar uzanan "kitap kuyruğunu" fotoğraflayıp, sosyal medya hesabından paylaştı. Bayıldım...

Şehrin orta yerinde "kuyruk" oluşuyor, bunu fotoğraflamayı da Hurşit Öztürk'ten başka akıl eden olmuyor!

Ben en çok şenlik süresince her etkinliği fotoğraflayıp haberleştirerek başarı ile basına servis eden Menteşe Belediyesi Basın Halkla İlişkiler çalışanlarının o kuyruğu görmemesine şaşırdım...

Gördüğümde fotoğrafı masa üstüne indirdim, ama layklamadım, paylaşmadım. "Mesleki bencillik" yaptım. Çünkü bu yazımı yazıncaya kadar bizim camiadakiler "uyanmasın" istedim. Yaygın basına haber yapılabileceği gibi, Fox TV'nin Çalar Saat programında İsmail Küçükkaya'ya konu olabilirdi...

O kuyrukta bekleyenlerin tamamının gençlerden oluşması imanımı, umutlarımı tazeledi!

Tabii kimse de kalkıp bunun üzerine "Burası Muğla" hamaseti yapmasın. O Muğla'dan eser kalmadı...!

Ancak her şeye rağmen gençlik okuyor. O kuyruğu fark etmediğimiz gibi gençlerin de farkında değiliz. Teşekkürler Hurşit Öztürk...

xx          xx         xx

Hazır "kitap" demişken, bir merakımı paylaşmak istiyorum. Sınırsızlık Meydanı'nda kitaplarını imzalama, okurları ile buluşma imkanına sahip olan yazarlar neye göre belirlendiler?

Anlayabildiğim kadarıyla orada aralarında yakından tanıdığımız Dış Kuyular yazarı Hüseyin Atılgan ve Atatürk'ün Muğla Valisi Recai Güreli'nin yazarı Selahattin Sapmaz ile Kırksekiz'in Yediverenleri ve Gül Yürekli Sevdalar'ın yazarı İsmail Zorba'nın bulunduğu yedi Muğlalı (Menteşe) yazar vardı.

Sınırsızlık Meydanı'nda 'Kitap Fuarı'nı Hamle'de köşe komşum "Muğlalı Yazar" akademisyen Prof. Dr. Namık Açıkgöz ziyaret etmiş. Hamle'deki köşesinden "Kitap fuarında, kitabı olan Muğlalıları aradı gözüm. Ertuğrul Aladağ, Özcan Özgür, İlker Altınsoy, Tarcan Oğuz, İsmail Atasever. Keşke onlar da kitaplarını imzalasalardı. Keşke buralarda bağımsız kitap fuarları düzenlense de 'şenlik arası kitap fuarı' değil, bütün yönleriyle kitaba adanmış bir fuar görsek!.." diye yazdı.

Haksız da değil...

xx          xx          xx

Aslında şenlikte sevgili Ertuğrul Aladağ da vardı. Geniş yığınların farkında olmadığı gibi, Prof. Dr. Namık Açıkgöz'de farkında olmamış.

Ertuğrul Aladağ Konakaltı Kültür Merkezi'nin Nail Çakırhan Salonu'nda Eğitimci Yazar Firdevs Tunçay ile söyleşideydi. Elbette Muğlalı bir "Mübadele Yazarı" olarak kitaplarını da imzalamış.

Ne var ki sevgili Ertuğrul Konakaltı'nda bir çınar ağacıydı ne Namık Açıkgöz ne de Muğlalılar farkındaydı...!

Havalar güzeldi, neden kapalı salon tercih edilmişti? Pekala Konakaltı Kültür Merkezi avlusunda veya Büyükşehir Belediyesi arka bahçesinde de yapılabilirdi. Kimbilir belki ben de gelirdim...

Hatta Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı avlusunda veya Perşembe Pazarı'nda da gerçekleştirilebilirdi. Yağcılar İşhanı'na da uyardı.

Rahmetli Orhan Çakır'ın belediye başkanlığında Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı Avlusu'nda ve Akyol Kahveleri ile Saburhane Meydanı'ndaki kahvelerde ne paneller ne söyleşiler gerçekleştirmiştik.

Ki Ertuğrul Aladağ'ın Eğitimci Yazar Firdevs Tunçay ile 'Suyun İki Yakası' adı altında yaptığı söyleşi kendi romanlarının öykülerinin yaşandığı Saburhane Meydanı'na çok daha yakışırdı...

Halktan kopmak, uzaklaşmak böyle bir şey...

xx          xx         xx

Prof. Dr. Namık Açıkgöz'ün "Şenlik Arası Kitap Fuarı" başlıklı yazısının altına bende imzamı atarım.

Gerek Erman Şahin'in gerekse Orhan Çakır'ın dönemlerinde Muğla Kültür Şenlikleri için "Yerelden evrensele kültür alışverişi" denirdi.

Menteşe Belediyesi'nin bu sene 6'ncısını düzenlediği "Kültür Sanat" şenliğinde kültür alışverişi var mıydı?

Aladağ ve Tunçay 'Suyun İki Yakası' başlığı altında söyleşirlerken suyun öteki yakasından da bir konuşmacı  yakışmaz mıydı?

Neyse bu konuya yarın devam ederiz.

Umarım Prof. Dr. Namık Açıkgöz'ün "Keşke buralarda bağımsız kitap fuarları düzenlense de 'şenlik arası kitap fuarı' değil, bütün yönleriyle kitaba adanmış bir fuar görsek!.." istek ve önerisi dikkate alınır...

Elbette bir yıla yayılabilecek "kültür sanat" etkinlikleri "sefer tası" gibi bir şenlik programına sığdırılmamalı. Kültür-sanat 365 günde üç gün yapılabilen bir şey midir?

Edip Akbayram Konseri yılın herhangi bir gününde yapılabilir. Şenlikte benzer konserler yerine örneğin iki yakanın şarkılarını özellikle türkülerini Türkçe-Yunanca okuyan sanatçılar Muğla'da buluşturulabilir. Kırın artık şu "kabuğunuzu"... "Taşralılığı" terk edin... Vizyon sahibi olun. Unutmayın Muğla bir kültür kenti ve üniversite şehri... Yarın devam ederiz.

----------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Aya nişan al, ıskalarsan yıldızları vurursun. --Martin Luther

 

ÇİVİ

AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan "Muğla Büyükşehir Belediyesi miadını doldurmuştur" demiş. Arkadaşımda, "Ama ilaçların muadilleri vardır" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))))

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft