Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Menteşe Mutfak Kültürü Atölyesi

Eklenme : 26.10.2021 00:00:00
Görüntülenme: 360

Aylar sonra Salı günü çarşıya inmiştim; sevgili Nejat ile karşılaştık ve  "Perşembe günü (21 Ekim) Saburhane'ye gel hocam; seveceğin bir etkinlik var." dedi. "Nejat davet ettiyse, sadece değerli bir şey değil, 'katma değerli' bir şey vardır." diyerek Perşembe öğleyin Saburhane'ye vardım. (Varırken zorlandım ama konu şimdi o değil. Onu sona bırakalım.)

Biraz kalabalık vardı. Menteşe ve Büyük Şehir Belediyeleri, MUTSO (Muğla Ticaret ve Sanayi Odası), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Slow Food Community, MUGAMSAD (Muğla Gastronomi ve Mutfak Sanatları Derneği), Muğla Tanıtım Platformu,  TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği)'nin ortaklaşa düzenlediği organizasyonda, 13 stand ve birkaç da masa kurulmuştu. Eski Şaraphane de Yemek Atölyesi olarak hazırlanmıştı. Menteşe Belediye Başkanı Sayın Bahattin Gümüş ve MUTSO Başkanı sevgili Mustafa Ercan misafirleri karşıladı.

Organizasyonun yarışma ve "beş bin liralık Muğla Saraylısı" kısmını basından takip etmişsinizdir. Ben o konulara hiç girmeden doğrudan olayın felsefesine ve organizasyon yönüne temas edeceğim.

Ülkemizde pek çok il ve ilçede mutfak kültürü ile ilgili değişik toplantılar yapılıyor. Ege Bölgesinde son zamanlarda, ota dayalı mutfak kültürü ile ilgili çok toplantı yapılır oldu. Âdetâ şehirler arasında bir "ot savaşı" var. Şaka şaka. Her yerde ot yemekleriyle ilgili toplantıların olması, beslenme kültürü açısından son derece önemli. Bizde "yemek kültürü" dendiği zaman aklımıza et gelmesi meğer çok yanlışmış. Başta beslenme kültürümüzde sağlığı yok saymamız yer alıyormuş ete yüklenirken. Bunun hayvanseverlikle ilgili kısmına hiç girmeyeyim.

"Yemek" dendiği zaman insanın aklına ilk önce sebze ve ot gelmeli. Çünkü insanlığın ilk gıdası sebze ve ot; hayvanla beslenme daha sonraki kültürdür. Fakat etle beslenme öyle baskın gelmiş ki "etsiz sofraya sofra dememe"ye kadar gelmişiz.

Ege Bölgesi yemek konusunda daha iyi bir yemek rejimi tutturmuştur. Çünkü Ege'de neredeyse yılın 12 ayı, sebze ve özellikle ot yemekleri yapılır.

21 Ekim günü gerçekleştirilen organizasyonun etkin isimlerinden biri olan Timur Kocabıçak'ı zaten sosyal medyadan takip ediyorduk ve paylaştığı harika ot yemeklerine de hayrandık. Şimdi Timur Kocabıçak'ın, haftanın belirli günlerinde atölyede Muğla yemekleri yapacağını öğrendik. Muhtemelen, yemeklerin çoğu sebze ve ot ağırlıklı olacaktır. Üniversitemizde hizmetli olarak çalışan Fatma Mersin, 2007 yılında ot ve çıntar yemekleri kitabı hazırlamış; bizler de kontrol etmiştik ama maalesef kitap basılamadı. İnşallah himmet sahibi bir şahıs veya kurum çıkar da kitabı basar.

Yemeklerin ön plana çıkarılması, şehirlerin marka değerinin oluşmasına katkıda bulunur. Mutlaka Muğla yemeklerinden birinin veya bir kaçının ulusal ve uluslararası ölçekte tanınır hale getirilmesi gerekir. Benzer yemekler her şehrimizde olabilir ama bunu markalaştıran kazanır. Mesela zeytin pek çok şehrimizde yetişiyor ve birkaç yerde marka değeri taşıyor ama Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Reşit Özer, canını dişine takarak zeytinin Milas için bir marka değeri olmasını sağlıyor.

Mutfak kültürü, sadece mutfakta pişirmek ve sunmakla olmaz; yetiştiricilik de teşvik edilmeli. Yani, ham madde de bu şehrin ekonomik girdileri arasında ter almalı. Bunun için de örnek yetiştiriciler organize edilmelidir. Geçen hafta Muğla'mızın saygı ve sevgiyle Yad ettiği İl Emniyet Müdürü Muhittin Yegül ile teşehhüt mikdarı konuştuk. O kısacık sohbete neler sığdırdı müdür bey, neler!... Sakarya'da 30 dönümlük bir arazi satın almış ve orada hem ticarî hem de yemelik meyveler yetiştirip aynı zamanda yöre halkına iş imkânı da sağlıyormuş. Bir de "ata tohumu" üretiyormuş ki Muğla'ya da göndermiş. İşte böyle gönüllü üreticilerle bir atmosfer yaratarak mutfağı beslemek lazım.

Afişte adı vardı ama etkinlikte üniversiteyi göremedik. Turizm Fakültesi'nin Gastronomi Bölümü, yerel imkânlarla evrensel damak tadını yakalayacak projeler üreterek bu tür etkinliklerde yer almalı.

Gelelim, organizasyon konusuna.

Her şey güzeldi de bu etkinliğin Perşembe günü yapılması yanlış olmuş. İnsanların gelmesi hesaplanmış ama kusura bakmayın, gene "sen, ben, bizim oğlan" vardık orada. Şahsen ben araçla gelmek mecburiyetindeyim; çünkü sol bacağımda damar tıkalı. 300-500 adım atınca yürüyüşüm aksamaya başlıyor. Saburhane'ye yaklaşırken, 2 ayrı sokakta insanların park yeri ve manevra tartışması yaptıklarını gördüğümce, usulca geri döndüm ve arabamı uzak bir yere park ettim neredeyse taksi tutarak Saburhane'ye gelecektim. Demek ki, mutfak kültürü etkinlikleri cinsinden yeşillikler yapalım ama daha önce halledilmesi gereken iş, o civarda bir otopark yapılmasıymış. İnşallah o da yapılır.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft