Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Marmara'da çözüm "Muğla Bafa Gölü Mutabakatı"...

Eklenme : 7.06.2021 00:00:00
Görüntülenme: 1083

Bir zamanlar "deniz kirliliği" dendi mi akla "Haliç" gelirdi. Muğla'da da "Bafa Gölü"...

Şimdilerde "Marmara Denizi" gündemde. Muğla'da da "Fethiye Körfezi".. Aslında Fethiye Körfezi, Bafa Gölü ile birlikte çevrecilerin hep gündeminde oldu.

Bafa Gölü artık temiz de gündemden kalktı sanmayın. Unuttuk.. O Menderes'i kirleten kaynaklar olduğu sürece Bafa Gölü için yapılabilecek bir şey yok. Fethiye'de yeni kirlenmedi. Bir ara AK Partililer ile CHP'liler karşılıklı kıyametleri koparmışlardı da "kıyamet" bir türlü "Fethiye Körfezi" için koparılamamıştı! Koparılamadı da...

Ama unutuyoruz işte... Siyasetçilerin Fethiye Körfezi için söylediklerini de unuttuk. Bafa Gölü için söylediklerini unutmadık mı? Temmuz 2014'te gazeteler şöyle yazmıştı:

"... kirliliğin artmasıyla tekrar gündeme gelen Türkiye'nin en önemli çevresel değerlerinden biri olan Bafa Gölü ile ilgili Ankara atağa kalktı. Cumartesi günü kirliliğe dikkat çıkmak için yapılan insan zinciri eyleminden sonra Meclis'e taşınan Bafa Gölü, TBMM'de üç partinin gündemini oluşturdu.

MHP Grubu tarafından verilen Meclis Araştırma Önergesi üzerine söz alan MHP Milletvekili Mehmet Erdoğan, CHP Milletvekili Nurettin Demir ve Ak Parti Milletvekilleri Ali Boğa ve Yüksel Özden mecliste birer konuşma yaptılar. Bafa Gölü'nün çevresel değerleri ve korunması konusunda ortak irade koyan milletvekilleri konunun siyasi tartışmalara kurban edilmemesi gerektiğini ve ortak irade ile çalışmaların takibi konusunda mutabık kaldılar."

Bafa Gölü hala kurtarılamadı, ama çevre konusunda bu çok önemli bir "ilk" adımdı...

xx           xx           xx

"Muğlalıların" attığı bu ilk adımın sonucu getirilebilse, o "mutabakat" sürdürülebilseydi Bafa Gölü ile birlikte bugün Fethiye Körfezi değil, Van Gölü ile birlikte Ege ve Akdeniz'i de tehdit eden "Marmara Denizi'nde Deniz salyası" felaketini de konuşmuyor olabilirdik.

Şu günlerde herkes Marmara Denizi'ni konuşuyor, "çözüm" arıyor... Çözüm ise geçmişte iktidar ile muhalefeti bir araya getiren "Muğla Bafa Gölü Mutabakatı"...

Yaşadığımız, yaşamakta olduğumuz ve yaşama olasılığımız olan çevre felaketlerinin çözümü olarak orada duruyor.

Önceki gün 5 Haziran Dünya Çevre Günü'ydü.

Adettendir 5 Haziran'larda başta siyasiler olmak üzere STK ve meslek odası başkanları mesaj yayınlarlar. Bugün kaldı mı bilmiyorum, eskiden protesto eylemleri ve farkındalık yaratmak için etkinlikler yapanlar da olurdu.

Dün pandemi nedeniyle evlerdeydik.

Bundan önceki son iki yazım Muğla'da doğal ve tarihi çevrenin rant çevrelerinin, yağmacıların tecavüzü altında olduğunun özet fotoğrafıydı. 5 Haziran nedeniyle yazılmış yazılar değildi. Tesadüf oldu.

xx           xx           xx

5 Haziran Cumartesi günü Muğla'da bir protesto eylemi, çevre etkinliği var mıydı?

Sorum için haklı olarak "Sen gazetecisin. Sen yazacaksın ki haberimiz olsun" diyenler de olacak tabii...

MUÇEP Gökova Meclisi'nin 5 Haziran'a bir kaç gün kala gerçekleştirdiği, "Akyaka'da doğal peyzajın bozulmasına karşı çıkan" etkinlikten başka bir şey bana gelmedi. Ancak 4 Haziran'da "Fethiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğayı Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Okyay Tirli"den açıklama geldi.

Açıklamasında "Anayasa'nın 56. Maddesinde çevreyi korumanın devletin ve vatandaşların asli görevi olduğunu belirtmiştir. Aynı madde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu da açıklar." diyen Oktay Tirli şu ifadelerde bulundu:

"Çevremizi koruyabiliyor muyuz? Hayır, rant uğruna çevremizi, ekolojik sistemimizi, doğamızı, ormanlarımızı, denizlerimizi yok ediyoruz. Yarın bize lazım olacak nefesleri bugün hoyratça tüketiyoruz; farkında olmadan yarınlarımızı tüketiyoruz. Topraklarımız denizlerimiz havamız hızla kirleniyor. Başta Devletimiz ve kurumlarımız olmak üzere sürdürülebilir çevre politikaları üretmek zorundayız. Son iki senedir denizlerdeki kirlilik nedeni ile alg patlamalarının Müsilaj'manın tohumu olduğunu yakın zamanda Marmara Denizinde yaşanan kirliliğin umarım Fethiye ve Göcek koylarında yaşamayız. Kıyılarımızda çok katlı yapılara izin vermemeliyiz. 170 bin Nüfusa sahip olduğumuz Fethiye'de 70 bin kişi kanalizasyon olmayan mahallelerde yaşamaktadır. Bu sorunun mutlaka öncelikli çözülmesi gerekmektedir. Siyasetçilerimiz parti gözetmeden ayrıştırmadan çevre konusuna el koymalıdır."

xx           xx           xx

Haliç'in temizlenmesi projesi 1980'lerin ikinci yarısında, Bedrettin Dalan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başlamıştı. "Haliç gözlerimin rengi gibi olacak" diyen Dalan'ın ardından projeyi hızlandırmak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a nasip oldu. Haliç, Dalan'ın gözlerinin rengi gibi oldu, ama...

Rahmetli Topbaş, bilim insanları ile çalışarak Dalan'ın hayalini gerçekleştirdi. Çok ciddi paralar harcandı. Haliç arıtıldı, ama bir şey yapılmadı; İstanbul'un 'Altın Boynuzu'nun çevresi kirletici tesislerden arıtılmadı... Haliç yine kirleniyor...

Gerçek şu ki Haliç'i İstanbul sermayesi kirletti. Sermaye kazanırken, İstanbul kaybetti!

Temizliğe harcanan milyarlarca lira, halkın cebinden gitti!

Şimdi koskoca Marmara Denizi bir Haliç oldu...

Marmara Denizi kıyıları yaklaşık beş aydır müsilaj ya da deniz salyası olarak sarı, beyaz renkte bir sıvıdan muzdarip. İlk önce Şarköy kıyılarında rastlanan müsilaj sonrasında Tekirdağ, Gemlik, Mudanya'da görüldükten sonra Kartal, Pendik, Caddebostan, Moda kıyıları ağırlıklı olmak üzere İstanbul'da da görülmeye başladı ve artık Marmara komada...

"Kirletenler temizlesin" desek temizlerler mi?! Temizlemezler. Bari derhal kirletmeleri durdurulmalı!

xx           xx           xx

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum hafta sonunda Konya'da yaptığı açıklamada, Marmara'da görülen deniz salyası 'müsilaj' ile ilgili acil eylem planı hazırladıklarını açıkladı.

Bakan Kurum yaptığı açıklamada, "Müsilajla alakalı şu an bilim adamlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, Bakanlığımız, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğümüz, İller Bankası Genel Müdürlüğümüz, bakan yardımcımızla, yine Marmara Belediyeler Birliği ile ortak bir çalışma yürütüyoruz. Tüm Marmara belediyelerinin dahil olduğu ortak akılla şu an Marmara'da meydana gelen müsilaja ilişkin hem kısa vadede hem de uzun vadede alınacak tedbirlere ilişkin çalışmalarımızı yürütüyoruz." ifadesinde bulundu.

Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm Marmara belediyelerinin işin içinde olmalarına sevindim. İşte "Muğla/Bafa Gölü Mutabakatı"... Bu çözümün birinci adımıdır...

Bilim insanları şu anda komada olan Marmara Denizi'nin 10 yılda yaşama döndürülebileceğinden söz ediyorlar. Ben "Marmara Denizi 5 yılda oksijene kavuşturulabilir" diyorum. Yeterki Haliç'te yapılan yanlışlar burada yapılmasın.

Haliç'te "arıtılmayan tesisler" şimdi Marmara'da hemen denetime alınmalı ve arıtmaya sahip olmayanları olana kadar kapatılmalı. Ardından Marmara kıyısındaki tüm tarım alanları mercek altına alınıp, gübre ve ilaç kullanımları denetim altına alınmalı. Yoksa Marmara'nın ölümü kaçınılmaz...

xx           xx           xx

Fethiye Körfezi'nde de durum farklı değil. Siyasetçiler lafı bırakmalılar. Devlet ve yerel yönetim elele vererek Körfez'de temizlik başlatılmalı. Bu yapılırken, körfeze akan dereler ve dereleri zehirleyen tarım alanlarında ilaç ve gübre kullanımı denetim altıma alınmalı...

Çok mu zor?

Bafa Gölü'nün kurtuluşu da Menderes'in arıtılmasında. Bunun yolu da Menderes kıyısındaki sanayi tesislerinin kirletici olmaktan çıkarılması ve tarım alanlarının denetim altına alınmasından geçiyor.

Artık ANAP döneminin uygulaması "derin deşarjdan" terk edilmeli ve siyaset aradan çıkarak Devlet sermayeye gücünü gösterebilmeli... Gerisi "Gelinin hem ağlarım hem giderim" sözünden öte değil..!

Öte yandan bu "Deniz salyası/Müsilaj" Ege ve Akdeniz'i de tehdit ediyor. Muğla senelerdir "derin deşarjın" uygulandığı bir il. Acaba körfezlerimiz, kıyılarımız ne durumda?  Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Tarım Orman İl Müdürlüğü derhal elele verip, kıyılarımızı, tarım alanlarımızı denetim altına almalılar...

Ben mesela Akbük ve Çınar ile ikisinin arasında kalan sahil boyundaki "kondu tesislerin" atıkları nereye gidiyor çok merak ediyorum...

----------------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Hiçbir şey bilmez ve her şeyi bildiğini sanır. Bu durum açıktır ki, siyasi bir kariyere işaret eder. -  G. B. Shaw

ÇİVİ

Arkadaşım, "Sedat bişi denilen adamın videolarının kovboy filmi aksiyonlarında kalmış 'zavallı heyecanları'nın memleketin 'aciz erkekliği'ne taze kan getirdiğini düşünmeye başladım. Hepiniz oradaydınız yaaw'"dedi.

Beni Bi Gülme Aldı: )))))

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft