İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Marifet Nezaketli Olabilmektir

Eklenme : 13.10.2021 00:00:00
Görüntülenme: 336

Nasreddin Hoca oğluna bir testi verip çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk testi elinde dışarı çıkarken ensesine bir tokat atıp; "Testiyi kırmadan getir ha!" demiş.

Bunu gören komşusu; "Hocam, çocuk testiyi kırmadı ki. Niye vuruyorsun çocuğa?" diye sormuş.

Hoca cevap vermiş: "Testiyi kırdıktan sonra tokat atsam neye yarar ki!"

Bizim halimiz de aynen böyle. Testi kırıldıktan sonra özür dilemeye koşuyoruz. Testi kırıldıktan sonra helallik istiyoruz. Testi kırıldıktan sonra eksiğimizin farkına varıyoruz. Testi kırıldıktan hemen o konuda bir eğitim vermeye çalışıyoruz.

Oysa zamanında attığımız adımlar ile testiyi kırılmaktan kurtarabilir; enerjimizi, durumu kurtarmak ve yaşananları telafi etmek yerine işe, hizmete, üretime harcayabiliriz.

Geçen hafta ele aldığımız tokalaşma krizine bir de bu açıdan bakmaya çalışalım.

İddiaya göre, kaymakam bir okul ziyaretinde elini uzatıp kendisine ''Hoş geldiniz.'' diyen öğretmene, ''Bu ne hadsizlik!'' diyerek sınıftan çıkmasını ve dışarıda beklemesini söylemişti. Bu nahoş davranışın kaynağında yer alan sorunlardan geçen hafta bahsetmiştik.

Olayın basına yansıması üzerine daha 40 gün önce mesleğe başlayan genç kaymakam, okulu tekrar ziyaret ederek öğretmenden özür dileyip helallik istedi. Kamuoyunun veya üst makamların baskısıyla ya da yaptığı yanlışın farkına vararak.

Özrünü beyan ederken kurduğu, "Sınıf ziyaretleri sırasında iki öğretmenin görevli olduğu sınıfınızda sizin sonradan sınıfa gelmeniz, kim olduğunuzu o an bilmiyor olmam ve tokalaşmak maksadıyla elinizi uzatmanız sebebiyle salgın tedbirleri açısından sizi uyarma gereği duydum." cümlesi; kaymakamın görgü, nezaket ve protokol kuralları konusunda gerçekten yetersiz olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Genç kaymakamın özelinde onun gibi davranan tüm yöneticilere bu konularda birkaç kelam etmek isterim. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali.

Öncelikle siz bir kaymakamsınız. Yani o şehrin mülki amiri. Yani Devlet. Sınıfta kaç öğretmen olduğu, birinin sonradan dışarıdan gelmesi, protokol kurallarına uygun davranış göstermemiş olması, pandemi tedbirleri sizin Devlet olduğunuz gerçeğini değiştirmez. Devlet kendisine uzatılan eli itmez. Huzurdan kovmaz. Pandemi tedbirleri doğrultusunda o eli tutmamanız gerekiyorsa elinizi göğsünüze götürüp "Merhaba!" dersiniz. "Çık dışarı!" diyemezsiniz. Haa, protokol kuralları açısından size astınızın el uzatmaması gerektiğini düşünüyorsanız da uzatılan eli havada bırakmaz, hoşgörülü bir gülümsemeyle karşılık verirsiniz.

Ortamın insicamını bozmadan okuldan ayrıldıktan sonra milli eğitim müdürünü çağırıp, "Hocam, öğretmenlerimize bu konuda bir eğitim verelim." deseydiniz, daha iyi olmaz mıydı?

Bir kaymakam olarak, astınıza ya da vatandaşa "Haddini bil!" diyerek haddinizi aştığınızın farkında mısınız?

İkinci olarak; protokol ve resmî görgü kuralları, kendi ortamında ve hiyerarşik düzen içerisinde uygulanması gereken kurallardır. Yani bir üst yönetici; sınıftaki öğretmenle, kahvedeki vatandaşla, işyerindeki esnafla olan ilişkisinde protokol kurallarının uygulanmasını isteyemez. Burada sosyal ilişkiler, dolayısıyla da görgü ve nezaket geçerlidir. Örneğin, kahvehanede gayet normal bir şekilde oturan vatandaşa, "Topla şu arka ayaklarını!" diyemez.

Çünkü makam ve unvanın gerektirdiği saygınlık, resmiyet ve mesafeden ziyade samimiyet ve mütevazı olmakla korunabilir. Yani nezaketli olmakla.

Geçen hafta değindiğimiz temel eğitim sorunu bir yana, ne acıdır ki görgü ve nezaket arasındaki farkı dahi kavrayamayan bir toplum olarak bize anlatılan kısıtlı şeylerin de işimize yarayan ve egomuzu parlatan yanlarını alıyoruz. "Yarım doktor candan, yarım hoca imandan." misalince eksik bilgiyi de elimize yüzümüze bulaştırıyoruz.

Bu konuyu görgü ve protokol kuralları ile nezaket davranışları açısından örneklendirerek bitirelim.

Görgü kurallarına göre küçüğün büyüğe, protokol kurallarına göre ise ast kişinin üst yöneticiye tokalaşmak için el uzatması doğru değildir. İlk hamle büyükten ve üst kişiden gelmelidir. Nezaket ise görgü veya protokol kuralının telafisidir. Yani görgü ve protokole göre davranılmayan yerlerde, bu eksikliği daha iyisi ile telafi etmektir. Ya da görgü veya protokol kuralına uygun olarak sergilenen bir davranışa, genel kuralın dışına çıkarak daha güzeliyle karşılık vermektir. Bu itibarla marifet, nezaketli olmaktır.

Eğer kaymakamımız, kendisine uzatılan eli tebessümle karşılamış ve yapılan hatayı daha sonra yetkililer ile paylaşıp bu konuda bir eğitim verilmesini isteseydi; işte bu tam da bir nezaket davranışı olurdu.

Çünkü nezaket; nerede ve ne şekilde olursa olsun, kendisine uzanan eli havada bırakmaz.

13.10.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft