İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Kitap Fuarlarından İzlenimler

Eklenme : 3.11.2021 00:00:00
Görüntülenme: 597

Kitap fuarları ve bir dizi seminer/konferans vermek üzere geçen haftayı Osmaniye ve Kahramanmaraş'ta geçirdim.  Konferans ve seminerlerden arta kalan zamanları yayınevimin standında geçirdim. Hafta boyunca hem kitaplarımı imzalama hem de bolca gözlem yapma imkânı buldum.

Bu yıl katıldığım kitap ve kültür fuarlarında gördüm ki bu organizasyonlar; yerel yönetimlerin hizmet anlayışı, organizasyon becerisi, kültüre bakışı ile şehirlerin kitaba ve okumaya verdiği önemi ortaya koyuyor.

Farklı ölçekte nüfusa ve farklı siyasi görüşe sahip belediyelerce yönetilen beş farklı fuarda yaptığım gözlemleri şöyle sıralayabilirim:

Öncelikle kitap ve kültür fuarları; gerçek anlamda kitap ve kültürü öne çıkaran, belirli bir siyasi görüşe angaje olmayan, kitaba ve kültüre yaraşır etkinlikler ile desteklenen, halkın genelini kucaklayan yazarların şehirle buluşmasını sağlayan organizasyonlar olmaktan çok uzak. "Körler sağırlar, birbirini ağırlar." misali bir etkinlik olmaktan öte geçemeyen bu fuarlar, okuyucuları memnun etmekten ve şehrin kültürel hayatına katkı sağlamaktan çok uzak.

Fuar organizasyonunu yapan firmaların yayınevlerine çıkardığı yüksek maliyetler hem katılımcı yayınevi sayısının azalmasına hem yayınevlerinin zarar etmesine hem de kitapseverlerin kitabı pahalıya ulaşmasına neden oluyor. Çünkü yayınevleri maliyetlerin yüksekliği nedeniyle indirimli kitap satışı yapmakta zorlanıyor. Kitapseverler de haklı olarak, "Fuarda kitaplar neden daha uygun fiyatlara satılmıyor?" sorusunu soruyor.

Bir başka sorun da belediyelerin marka yazarlara göre fuar organizasyonu yapmaları. "Biz fuara falanı getiriyoruz." övüncü, siyasi görüşlerine göre belirli isimler etrafında dönen organizasyonlara kapı aralıyor. Oysa bu fuarlar aynı zamanda ülkemizin çok renkliliğini ve kültürel zenginliğini yansıtan bir içeriğe sahip olmalı ve kitapseverler kendilerine dayatılan değil kendisinin seçtiği isimlerin kitaplarıyla buluşabilmeli. Dahası kitapsever her fuarlarda farklı yazarlar ile buluşup, tanışıp, beğendiği yazarın kitabını satın alabilmeli.

Ben belediye başkanı olsam, marka olmuş pahalı yazarlara yüklü bir bütçe ayırmak yerine daha fazla yazarın şehir ile tanışmasına imkân sağlarım. Ki kitapseverler daha çok yazarı tanısın ve bu yazarlarla sohbet ederek kitap satın alsın. Benzer isimlerin etrafında dönüp duran bir organizasyonların şehrin kültürel gelişimine katkı sağlaması mümkün mü?

Diğer taraftan birçok belediye, "kültür" deyince "konser" anlıyor. Bunun doğal sonucu olarak iki saatlik konsere yüzbinlerce lira bütçe ayırmaktan çekinmezken konu kitap olunca "Bütçe yok." diyebiliyor. Adı kitap ve kültür şenliği de olsa kitap hep ikinci-üçüncü planda kalıyor. Anlaşılan kitap oy getirmiyor.

Belediyelerin; şaşalı açılışlar yapıp kalabalık bir ekip ve gazeteci grubuyla stantlar arasında gezmenin ötesinde öncelikleri olmalı. Yayınevi ve yazar katılımında çeşitlilik sağlanmalı. Maliyetler düşük tutularak kitapseverlerin daha fazla kitaba ulaşmasına ortam hazırlanmalı. Dahası kültür bütçesinin büyük çoğunluğu kitaba ayrılmalı.

Kitapseverler ile ilgili izlenimlere gelince.

Acı bir gerçek ama eğitimciler ve yöneticiler başta olmak üzere kariyer ve unvan sahibi olanlar kitap okumuyor. Sosyal ve kurumsal iletişimin merkezinde yer alanların büyük çoğunluğu kitap okumuyor. Onlar, unu eleyip eleği duvara asmışlar. Bazıları zamanının olmadığı bahanesinin arkasına sığınırken bazıları da kendisini her konuda yetki görüyor. Ne kadar şanslı bir toplumuz ki bizi yönetenler, bize eğitim verenler, bize vaaz verenler yetkin ve her anlamda bilgili insanlar!   

Fuar ziyaretçilerinin bir kısmı gezintiye çıkanlardan, önemli bir kısmı da çocuklarına kitap okutmak isteyenlerden oluşuyor. Onlar, okumak üzere kitap satın almak isteyenler değil çocuklarının okuma alışkanlığını kazanmasına ya da sınav başarını artırmasına katkı sağlayacak kitaplar arayan veliler (aslında anneler demem lazım).

"Kendim için istiyorsam namerdim!" misali.

Önde çocuğunun elinden tutup çekiştiren anne ve onu arkasında eli cebinde takip eden baba.

Sizce o çocuk, anne-baba yönlendirmesi ile alınan o kitapları okur mu? Okumayan, bu konuda çocuklarına örnek olmayan anne-babanın çocuğu okumayı ne kadar sevebilir?

Anneler ve babalar, çocukları için değil kendileri için kitap satın almalı ki çocukları okuma alışkanlığı kazanabilsin.

Başarı peşinde koşan bir toplum olarak belki bir gün bunu da başarırız.

04.11.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft