Kiliseler Kanunu

Eklenme : 18.06.2022 00:00:00
Görüntülenme: 250

İstanbul'da Meclis-i Mebusan'da 3 Temmuz 1910 günü "Kiliseler Kanunu" çıkarıldı.

Bu yasa çıktıktan sonra Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunan kiliseleri arasındaki sorunlar da çözülmüş oluyordu.

Bu dört devlet iki sene sonra bir olup Osmanlı Devletine savaş açtılar.

Bu savaşa biz "Balkan Savaşı" diyoruz.

Balkan savaşı çıkınca İtalya bu savaşı fırsat bilip, Trablusgarp'a ( Libya ) saldırdı.

İtalyanlar, İstanbul'dan deniz yolu ile yardım gelmesin diye önce 25 savaş gemisinden oluşan bir donanma ile Çanakkale Boğazını muhasara altına aldılar.

Bu muhazarayı Rusya ve İngiltere "Bizim ticaret yollarımızı tıkıyorsunuz " diye itiraz edince, İtalyanlar bu sefer daha güneyden bir cephe oluşturmak üzere Menteşe Adalarına ( Rodos ve 12 Ada ) çıkarma yaptılar.

Böylece, önce Muğla ili ve çevresi büyük darbe yemiş oldu.

İşgalden önce, Muğla-Marmaris üzerinden güney batı Anadolu'nun kereste, halı, günlük yağı, zeytinyağı, sünger, şarap, canlı hayvan, deri, hububat gibi ürünler Rodos üzerinden Avrupa'ya ihraç ediliyordu.

Bu ticaret, 1912 yılından itibaren İtalyanlarıin Rodos ve 12 Ada'yı ele geçirmesi ile adeta durdu.

Böylece, Muğla ve civarı kaderi ile başbaşa kalarak, her geçen gün küçülmeye başladı.

Bu küçülme 1970'li yıllarında turizmin gelişmesine kadar da sürdü.

3 Temmuz 1910 günü çıkan Kiliseler Kanunu ne idi ve ne anlama geliyordu?

Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ Hıristiyan-Ortadoks inancına tabi yerlerdi.

Bu yerlerdeki kiliseler ve müştemilâtları İstanbul'daki Fener Patrikhanesine bağlı idiler.

Ayrıca Ortadoks Kiliselerinde dualar Rumca yapılıyor idi.

Tıpkı, Katolik kiliselerde duaların Latince yapıldığı gibi..

Balkanlardaki tüm Ortadoks Kiliseler, manastırlar ve dini okullar İstanbul'daki Fener Patrikhanesine bağlı ve ait idi.

Sırplar, Bulgarlar, Karadağlılar kiliselerde kendi lisanları ile dua etmek istiyorlardı.

Ayrıca, ülkelerindeki kilise, manastır ve okulların kendilerine ait olmasını arzu ediyorlardı.

Bu istekler, Balkan ülkelerini birbirleri ile sorunlu hale getiriyor ve birlik içinde olamıyorlardı.

Askeri bir darbe ile 1909'da İstanbul'da yönetime gelen İttihat ve Terakki Cemiyeti, Balkan ülkeleri arasındaki bu sorunu çözmek için "Kiliseler Kanunu" çıkardı.

Bu kanuna göre her Balkan ülkesindeki kilise, manastır ve okullar o ülkeye ait oluyordu ve içlerinde bağımsız hale geliyorlardı.

Bu yasaya Fener Patrikhanesi şiddetle karşı çıkmasına rağmen İttihat ve Terakki hükümeti bu itiraza kulak asmadı.

Böylece Balkan ülkeleri arasındaki büyük bir sorun çözülmüş oluyordu.

Aralarındaki sorunu çözen Balkan ülkeleri bir zaman sonra birleşip, Osmanlı Devletine savaş açtılar.

Balkan savaşı da Osmanlı devletinin sonunun başlangıcı idi.

Batının kışkırtması ile darbe yaparak yönetime gelen askerler, politika bilmediklerinden ülkelerinin başlarına istemeden olsa derde sokuyorlar.

1909'daki askeri darbeden sonra Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı ve nihayet Kurtuluş Savaşı milyonlarca insanımızın canına mal olmuş ve milyonlarca insanımızın muhacir, sığınmacı durumuna düşmesine neden olmuştur.

Bu acı olaylar genç nesillere öğretilmelidir ki, askeri darbelerin önü kesilebilsin ve batının gerçek yüzünü genç nesiller görebilsinler.

Bu acı olaylar okullarda gençlere öğretilmediği için, aynı senaryolar tekrar günümüzde sahneye konmak isteniyor.

Aman dikkat, bu işin pardonu yok.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft