İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Kendini Bilen Haddini Bilir

Eklenme : 14.04.2021 00:00:00
Görüntülenme: 518

İnsan, doğası gereği her zaman kendini haklı ve kusursuz görme eğilimindedir. Bunun doğal sonucu olarak da gerçekte sahip olduğu özellikleri, alışkanlıklarını, duygu ve davranışlarını doğru değerlendirme konusunda yetersizdir. Buna bir de insanın kendisiyle ilgili bilincinin zayıflığı ve unutkanlığı eklendiği zaman doğru değerlendirmeler yapması, yani kendini bilmesi daha da zorlaşıyor.

Hayatın koşuşturması içinde bir şeyleri unutabiliyoruz. Kendini unutan, haddini aşan, dolayısıyla da insana ve doğaya özensiz davranan insan; zaman içerisinde maruz kaldığı bazı olumsuzluklar, aldığı tenkitler ve yaralar ile kendine geliyor.

Bu anlamda hayatta iki şey insana haddini bildiriyor: İlişkiler ve kayıplar...

Fethiye'de görev yaptığım yıllarda bir hafta sonu köye gitmiştim. Necat Hoca da misafirimiz olarak köye geldi. Kiraz ağacının altında babam ve Necat Hoca ile birlikte çay içip muhabbet ediyorduk. Bir süre sonra yaya olarak gelen biri, aracının lastiği patladığı için yolda kaldığını söyleyerek babamdan yardım istedi. Biraz araştırma sonunda elinde çıkma bir lastikle gelen babam, "Bunu bulabildim. Bu sizi Fethiye'ye ulaştırır." diyerek otomobil lastiğini uzattı.

Babamın verdiği lastiği alan yolcu, "Ne yapalım amca, denize düşen yılana sarılır." deyiverdi.

Bu söz üzerine bir hışımla yerinden kalkan Necat Hoca, "Ne diyorsun sen? Beğenmiyorsan alma kardeşim. Arabasının ayağındaki lastiği mi söküp versin sana adam? Seni lastikçiye ulaştıracak kadar yardımcı olan adamdan daha ne istiyorsun? Ne demek, denize düşen yılana sarılır?" diye çıkışınca ortam buz kesti.

Sürücü bir taraftan Necat Hoca'yı neden kızdırdığını anlamaya çalışırken diğer taraftan da açıklama yapmaya çalışıyordu. Ama her ikisini de başaramadı. Lastiği alarak teşekkür etmeyi bile unutmuş halde yola düştü.

Aslında burada bir deyimin hatalı kullanımı; duygu ve düşüncesini yanlış sözlerle ifade etme durumu söz konusuydu. Yolda kalan vatandaş, "Buna şükür... En azından beni şehre ulaştırır. Çok teşekkür ederim." demek yerine "Denize düşen, yılana sarılır." deyivermişti.

İnsan ilişkilerinde, özellikle de kurumsal ilişkilerde yapılan usul ve davranış hataları ile yanlış hitap ve konuşmalar; canımızı sıkan bir tenkit olarak hemen karşımıza çıkabiliyor. Özellikle iş hayatımızdaki ast-üst ilişkilerinde yapılan hataların telafisi zor olduğundan çoğu kez karşıdan seken mermi bizi yaralıyor.

Sosyal ve kurumsal ilişkilerimizde meramımızı doğru cümleler, deyimler ve atasözleri kullanarak anlatmak; görgü ve nezaketle ifade edebilmek çok önemli. Aksi durumda "kaş yaparken göz çıkarma" ihtimali yüksek.

Diğer taraftan iş hayatında yapıp ettiklerimizin, söylediklerimizin ve yazdıklarımızın doğru bilgiye dayanması çok önemli. Aksi durumda kısa süre sonra doğrular acı yüzüyle karşımıza dikiliyor ve bize haddimizi bildiriyor.

Doğan Cüceloğlu, kendini bilmeyi; "bireyin kendisiyle, düşünce ve duygularıyla ilişki kurması, kendinde olup biten duygu ve düşünce ile ilgili süreçlerde bir anlayışa kavuşması..." olarak tarif ediyor. Onun içindir ki, birileri bize haddimizi bildirmeden, kendimizi ve haddimizi bilmekte fayda var.

Uyarılmadan, tenkit edilmeden, bir yara almadan "bilmek" lazım. Uygulaya"bilmek" için "bilmek" lazım.

Kendini bilmek için; şahsiyet gelişimini sağlamak, görgü ve nezaket kurallarını bilmek, muhataba hitabı ve kelamı (sözlerin anlamını) bilmek, özbilinç ve özgüven sahibi olmak, otokontrol mekanizmasını işletebilmek, olaylara empatik bakabilmek, sosyal sermayeyi geliştirmek, iç iletişimi güçlendirmek gerekiyor.

Kendini bilen; yerini, sınırlarını, imkanlarını, haklarını, sorumluluklarını da biliyor. Kısaca haddini biliyor. Kendini bilen; nerede nasıl davranması gerektiğini, kiminle nasıl konuşması gerektiğini, nerede nasıl giyinmesi gerektiğini biliyor.

Geleneğimizde ahlak; edep ve had bilmek olarak tarif edilir. Atalarımız çocuklarını eğitirken bunu ne güzel ifade ederlermiş: "İslam'ın şartı beştir. Kelime-i şahadet, savm-salat, hac-zekât; altıncısı da büyük-küçük haddin bilmek."

14.04.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft