Kastamonu'da yaşanan sel felaketine Muğla'dan suç duyurusu

Kastamonu'da yaşanan sel felaketine Muğla'dan suç duyurusu
Eklenme : 25.08.2021 15:25:00
Görüntülenme: 1134

Muğlalı Avukat Canan Karaosmanoğlu, 11 Ağustos tarihinde Kastamonu'nun Bozkurt İlçesi'nde meydana gelen ve şu ana kadar 71 vatandaşın hayatını kaybettiği sel felaketinin sorumlularının bulunması amacıyla suç duyurusunda bulundu.

Kadir Tamer

Kastamonu'da yaşanan olayın doğal bir afetmiş gibi görülmemesi gerektiğini belirten Canan Karaosmanoğlu, yaşanan felakette sorumluların bulunması ve cezalandırılması amacıyla Kastamonu İnebol Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.

Kastamonu'da meydana gelen sel nedeni ile bir çok vatandaşımızın hayatını kaybettiğini, yaralanaların olduğunu, evlerin, apartmanların yıkıldığını ve araçlar-dükkanlar ile diğer canlıların zarar gördüğünü kaydeden Canan Karaosmanoğlu, "Gerçekleşen sel felaketi her ne kadar doğal bir afetmiş gibi gözükse de aslında bakıldığında önlemi alındığında, gerekli doğru çalışmalar yapıldığında yanlış ve hukuksuz müdahaleler yapılmamış olsa idi yaşanmaması gereken bir olaydır. Çünkü gerçekleşen bu sel felaketi maalesef olağan üstü bir doğa olayı değil, tam tersine bu afetin oluşması için insan eli ile oluşmuş bir olaydır" dedi.

Doğal afetlerle mücadele etmek, doğal afetlerin muhtemel zararlarını asgari seviyeye indirmek günümüzde teknoloji ve mimari/mühendisliğin gelişmesiyle eskisine nispeten çok daha kolay olduğunu kaydeden Karaosmanoğlu, "Ancak yine de bilim ve teknolojinin öngördüğü önlemler alınmamış, tam tersine bu önlemler yerine yanlış, hukuka aykırı, kanun ve yasaların tam tersi kararlar alınarak bu doğal afetin yaratacağı zararlar adeta kişi ve kişiler tarafından oluşması için davetiye çıkartılmıştır. Bilindiği üzere bir yerin imara açılabilmesi için Kamu Yararı - Planlama Esasları ve Şehircilik İlkeleri göz önüne alınmalıdır. Bu çerçevede sel felaketinin meydana geldiği yerde bir imar planı tasarlanmamış bu sebeple sel felaketi nedeniyle çok daha büyük acılar gerçekleşmesine engel olunmamıştır. Afet riskinin yüksek olduğu yerleşmelerde kentsel risk analizleri veya sakınım planlaması çalışmaları yapılabileceğini düzenlemiştir. Afetin meydana geldiği Bozkurt İlçemizde, mevzuatta öngörülen ''Kentsel Risk Analizleri'' ve ''Sakınım Planlaması'' çalışmalarının yapılıp yapılmadığının yapmış olduğumuz suç duyurusu sonucunda araştırılması, yapılmış ise analiz sonuçlarını, yapılmamış ise neden yapılmadığının sorulmasını ve bu suretle Afet Riskine yönelik yeterli tedbirin alınıp alınmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

15 kurumdan izin alınmalı

Bir alanın imara açılabilmesi için, imar planlarının uygulanabilmesi için en az 15 kurumdan görüş - izin ve veri alınması gerektiğini kaydeden Canan Karaosmanoğlu, "Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Su ve Kanilizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Devlet Su işleri Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü, Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü-İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, TEİAŞ Bölge Müdürlüğü, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Karayolları Bölge Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı, İl afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı gibi bir çok kurumdan görüş alınmaktadır. Dolayısıyla alınmış olan görüşler doğrultusunda dere yatağına yerleşim yapılması yönünde olumlu görüş bildiren yetkili kişi ve kişilerin sel felaketinin oluşmasına sebebiyet verdiği açık ve nettir. Yapmış olduğumuz suç duyurusu sonucunda bu kişi ve kişiler tespit edilecek ve gerekli cezaları alacaktır" dedi.

Vatandaşların sağlığı hiçe sayıldı

Kastamonu'nun Bozkurt İlçesi'nde imara açılan alanların kamu yararı ve şehircilik ilkelerine tamamen aykırı olduğuna dikkati çeken Karaosmanoğlu, "Basına yansımış olan sel felaketinin yaşandığı yere ilişkin 1999 ve 2021 fotoğraflarından anlaşılacağı üzere , mevzuata aykırı bir şekilde dere yataklarına imar alanları açılarak vatandaşların sağlığı rant uğruna hiçe sayılmıştır. Kamu Yararı, Şehircilik İlkeleri ve Planlama Esaslarına tamamen aykırı bir şekilde dere yatağına yapılan imar alanları nedeniyle, 400 metre olan Ezine Çayı'nın nehir yatak genişliği 15 metreye düşürülmüştür. 15 metre Ezine Çayı'nın yağmurun etkisiyle oluşturduğu debiyi kaldıramamış ve taşmalar 7-10 metreye yükselerek vatandaşlarımız can ve mal kaybı yaşamıştır. Bu elim olayın gerek ülkemizde gerekse selin meydana geldiği şehirde tekrarlanmaması için gerekli inceleme yapılarak ihmal-taksir-kastı olan kişi ve kişilerin tespit edilerek cezalandırılması, hukuk sistemimizin, toplumsal vicdanın ve hakkaniyetin gereğidir. Nitekim basına yansıyan iddialara göre Bozkurt İlçemizde bulunan Hidro Elektrik Santralinin regülatörü, su kanalları ve kapakları parçalanmış ve selin etkisinin artmasına sebebiyet verdiği iddia edilmiştir. Bu güne kadar bu haberin doğruluğuna veya yanlışlığına ilişkin olarak herhangi bir Hidro Elektrik santraline ilişkin güncel somut fotoğraflar paylaşılmamıştır. Kaldı ki söz konusu Ezine Çayı'nın nehir yatağı yıllar içerisinde 400 metreden 15 metrelik kanala sıkıştırılmıştır. Hali hazırda su akıntısı olan bir nehir yatağının bu denli sıkıştırılması sonucu gerçekleşen yağışında etkisiyle sel felaketi meydana geleceği aşikar olmasına rağmen göz göre göre sel felaketi gelmiştir" dedi.

Açıklamasında bilim adamlarının tespitlerine de yer veren Canan Karaosmanoğlu, "Birçok bilim adamının tespiti ise  '400 metre genişlikteki dere yatağını 15 metre genişliğindeki yatağa hapsedersek,  akan yağmur sularının da yüksekliğinin 7-10 metre yükseleceği ve sonucun felaket olacağına ilişkin' tespitlerde bulunulmuştur. Artık Türkiye de doğal yapıya göre şehirler yapılmalı güncel yaşımın içinde gerekli önlemler alınmalıdır. Dere yatağına, deprem fay hattı üzerine evler yapılamamalı heyelan, sel baskını ihtimali olan yerler yerleşime açılmamalıdır. Karadeniz bölgesi bilindiği üzere yağış alan bir yerdir. Bu güne kadar yağış oranları fazla olmasına rağmen böyle bir olayın gerçekleşmemesinin sebebi daha önceden dere yataklarının insan faktörü ile kapatılmaması idi. Ne zaman ki hukuka aykırı kanuna aykırı işlemler yapıldı, Doğ nın kanunları çiğnendi Doğa da tepkisini insanoğluna verdi. Ama bunun bedellerini masum vatandaşlar ödememeli. Türkiye de bu güne kadar bir çok felaket deprem, yangın, sel yaşanmıştır. Ancak her felaketin sonunda bu felaketlere sebep olan faktörlerin araştırılması, hata, kusur-ihmal ve kastı olanların cezalandırılması yerine sadece kanayan yaralar sarıldı ve unutma yoluna (ta ki bir sonraki felakete kadar ) üstü kapatılma yoluna gidildi" diye konuştu.

Vatandaşlık görevi

Kastamonu'nun Bozkurt İlçesi'nde yaşanan felaket ile ilgili bulunduğu suç duyurusunun bir vatandaşlık görevi olduğuna dikkati çeken Canan Karaosmanoğlu açıklamasını şöyle tamamladı:

"Yapmış olduğumuz bu suç duyurusu ile bu olayların unutulmasını engellemek, bir daha bu olayların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak, vatandaşın can ve mal güvenliğinin, rant uğruna riskli alanların imara açılması suretiyle tehlikeye düşüren, izin veren, onaylayan-imara açılması yönünde olumlu görüş bildiren kısacası bu sel felaketinin yaşanmasında ihmal ve kastı bulunan tüm kişi ve kişilerin tespit edilerek cezalandırılması en büyük hedefimizdir. Zira ben hem bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım hem de bir hukukçuyum. Bu felaketlerde halkımız kendi üzerine düşeni ama sandwich yaparak, ama su taşıyarak bir şekilde vatandaşlık görevini yerine getirmeye çalıştı bende hukukçu kimliğim ile vatandaşlık görevimi yapıyor, sorumluların bulunması için ve tekrar bu olayların yaşanmaması için bu suç duyurusunu yaptım. Şimdi görev adalet sistemini işletecek olan Cumhuriyet Savcılarında ve suçlulara gereken cezayı verecek olan hakimlerde ve bunun arkasını bırakmayacak olan kamuyu bilgilendirecek siz basın mensuplarındadır."

 

 

YORUMLAR
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft