Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

İnşallah Yangınlar Bitti, Tedbirleri Konuşalım

Eklenme : 17.08.2021 00:00:00
Görüntülenme: 527

İnşallah yangınlar bitti.

Yangınlar ormanlarımızı yedi bitirdi, biz de birbirimizi yedik bitirdik.

Şimdi külahları önümüze koyup düşünme ve çare üretme zamanı.

Manavgat, Marmaris, Kavaklıdere, Köyceğiz, Milas, Yatağan-Çine yangınları, insanımızın üstün gayreti ve devletimizin imkânlarıyla söndürüldü ama 2 haftaya yakın sürede ağaçlarımız, yaban hayvanlarımız ve çalılarımız cayır cayır yandı; bizlerin de yüreklerimiz yandı.

Tam yangın yarasını sarmaya başlarken bu defa Bozkurt, Ayancık, Bartın ve Sinop sel baskınları 70 cana mâl oldu; Bozkurt ilçesi neredeyse yok oldu.

Vatanımız zaten bir deprem bölgesi.

Bir yandan yangın, bir yandan sel de felaket olarak yağdı.

Demek ki, bu coğrafyada deprem, yangın ve selle yaşamayı öğreneceğiz.

Toprak yarılmadıkça binalarımızı, yollarımızı, köprülerimizi depreme göre yapacağız.

Nehir yataklarına şehir kurmayacağız; köprülerimizi rübûsât (selin getirdiği çalı-çırpı, dal, ağaç gövdesi, tomruk) yığılmasına göre kurup gerekirse açılır-kapanır köprüler yapacağız.

Bölgemiz için hassasiyeti olan yangın konusuna gelelim.

Yangın için gerekli araç-gereçlerin acil olarak temini konusunu tekrar tekrar konuşmaya gerek yok. Araç-gereçler yangın çıktığı andan lazım olmaya başlayacak; oysa yangının hiç çıkmaması için tedbirler almak şart. Bunun için "kontrol edilen ormanlar" elektronik sistemi kurulmalı ve geçen yangınlarda çok büyük görev üstlenen İHA'lar daha aktif kullanılmalı; uydumuzun gözü ormanlarımızda olmalı.

Yangının son günlerinde tank-itfaiye vardı ekranlarda. Çok güzel düşünülmüş. Normal itfaiye ve benzeri araçların giremeyeceği alanlara girmesi kolay olan bu tür araç-gereçlerin yapılması şart.

Araç-gereç konusunda, bütün insanlık daha etkin bir araç-gereç icatları yapmalı, bulduklarını birbirinden kıskanmadan insanlığın emrine sunmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü gibi Dünya Yangın Örgütü kurulmalı; yangınla mücadele insanlığın ortak mücadelesi hâline getirilmelidir.

Genelden özele, Muğla'mıza geçelim.

Kanuni Sultan Süleyman, 1522 yılında Rodos Seferi'ne çıkarken, su ihtiyacı için ön çalışma yaptırıyor ve bu bölgede bol yağmur yağdığı tespiti üzerine yağmur sularını depolayıp seferde kullanılmasını istiyor. Bunun üzerine sarnıçlar yapılıyor ve içinin çamurla dolmaması için kubbe ile duvarın birleştiği yerdeki menfezlerden gire yağmurlar toplanıyor. Suyun buharlaşmaması için de kubbe ile kapatılıyor.

Kanuni'nin tavrı "pro-aktif" bir tavırdır; yani başa belâ gelmeden tedbir almak.

Muğla sarnıç geleneği açısından çok zengin. Özellikle Milas yangınının olduğu Beyciler-Aşağı Mazı arası, "Sarnıç Yaylası" denen alanın bir kısmıdır. Hacı Bodur, bu bölgeye bol miktarda sarnıç yaptırmıştır. Yangın anında bu sarnıçlarda su çekmek için teknik donanımlar hazır tutulmalı; bölgeye yeni tip sarnıçlar yapılmalıdır.  Orman idaresi, yoğun yangın bölgelerinde göletler ve havuzlar yapmıştı. Yangın esnasında helikopterlerin buralarda su alıp yangına müdahale etmesinin yangın söndürmede çok faydası oldu. Halkımızın da malumu olan bu göletler, birkaç yerde yangın esnasında açıldı ve tankerlerle buralara su dolduruldu; helikopterler de buralardan su alıp yangın söndürdü.  Demek ki bu göletlerin sayısının artması lazım.

Özetlersek.

Orman giriş-çıkışları elektronik sistemle kontrol edilmeli; bunun için İHA'lar ve uydularımız kullanılmalıdır.

Tank-itfaiye gibi yeni tür araçlar yapılmalıdır.

Muğla yöresinde sarnıçlar ve göletler arttırılmalı ve yağmur suyu biriktirilerek yangın söndürmede kullanılmalıdır.

Yangın esnasında yanan madde ile oksijenin irtibatını keserek yanmayı engelleyecek kimyevî maddeler ve bunların kullanılma teknolojileri geliştirilmelidir.

Allah bizleri yangın, deprem, sel ve her türlü felaketlerden korusun.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft