Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

İnançlar, Örf ve Adetler

Eklenme : 28.10.2021 00:00:00
Görüntülenme: 237

Ülkemizde inançsız insanlar pek azdır. İnandığı halde yasak olan şeyleri rahatlıkla yapanlar pek çoktur. İbadetini yapmadığı halde, bir Müslüman'da olması gereken meziyetleri olanlarda pek çoktur.

Mesela, yalan söylemez, sözünün eridir. Çocuklarına her türlü İslami kaideleri de öğretir.

Bazıları aynen Müslüman olmayanlar gibi, içki, kumar ve kadın gibi hayatın içindedir.

Bazıları çok zengindir, daha da işlerini büyütme peşindedir. İbadete vakti yoktur. Hayır hasanetini yapar.

Ramazanda oruç tutar namaz kılmaz. Zekatını da verir, Hacca gitmez.

Özetlenince Cuma namazını kılanların cümlesi Ramazan'da teravih namazını tam kılıyor, orucunu da gönüllü tuttuğu biliniyor.

Hiç camiye gitmeyen, oruç tutmayan birçok zenginin cami yaptırdığına şahit oluyoruz. Demek ki iman kimdedir tartışması zordur. Ancak, bir ünlü kişinin sağken değil de, öldüğü zaman tabutunun camiye gelmesi çok acıdır. Özellikle zenginler için geçerlidir. Kefenin cebi yoktur.

İnanç dünyasında bugünü, yani dünya imtihan kabul edilmiştir. Mukaddes kitabımız, Allah'ın ifadesi olduğuna göre, Ahiret hayati için dünyada hazırlanın, oradaki ilahi adalet de yalan şahitliği ve avukat savunması da yok. Servet oraya gitmiyor. Gitse de geçmiyor, ancak ne yaparsan elinle o gidecek seninle denilmiştir. 60 yaş insan hayatının son yıllarıdır. Bu yaşta hala gençlere örnek olacak bir yaşam içine giremeyenler, acaba neyi güveniyorlar. Oysa insanların ruhları ölmüyor. Konu ile ilgili olarak sayın M. Ali Demirtaş Hocanın derleyip sunduğu makalesinden bölümler vermek isterim.

Kabir ziyaretinde Peygamber Efendimiz, (Dünya ahiretin tarlasıdır.) buyuruyor. Ahireti kazanmak için dünyamızın iyi olması gerekir. Evliya kabrine giden kimse, hayırlısından olmak üzere kiralık bir ev, bir evlat, bir araba, bir gelin, bir iş, hastalığına çare vs. isteyebilir. Zaten oraya kendi derdi olan gider.

Bazı bid'at ehli, vefat etmiş olan peygamber veya evliyamdan yardım istemenin şirk olduğunu söylüyorlar. Halbuki İslam alimlerinin kitaplarında, vefat etmiş enbiya veya evliyadan yardım istemenin caiz olduğu bildirilmektedir.

Şeyhülislâm İbni Kemâlpaşazade Hazretleri, (Bir işinizde şaşırırsanız ölmüşlerden yardım isteyiniz!) Hadis-i şerifini açıklarken buyuruyor ki:

Ölmek, ruhun bedenden ayrılması demektir. Ruhun bedene olan sevgisi, öldükten sonra da devam eder. Bir insan, gerçekten veli olan bir zatın kabri yanında durup, o zatı düşünse, o zatın ruhundan istifade eder.

İmam-ı Razi buyurdu ki: gelen insanın ruhu ile kabirdeki zatın ruhu, birer ayna gibidir. Birbirinin karşısına gelince her birinin ışığı, ötekinde akseder, yansır. Ziyarete gelen kişi, veli zattan istifade eder.

Hz. Mevlana'da (Ben ölünce üzülmeyin, her yerde beni düşünün, imdadınıza yetişir, size yardım ederini! buyuruyor. Allahü teala, sevdiklerinin ruhlarına işittirir, onların hatırı için istenileni yaratır. Ölülerin dirilere yardım etmesi yine Allahü Tealanın dilemesi ile olur.

Hadika'da (Ölülerden bir şey isterken, bu işleri sebeplerin değil, Allah'ın yaptığına inanmalı! buyruluyor. Hadis-i Şerifte de (Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardı.) buyruldu.

Diyorum ki; bu kadar evliyası olan ülkemiz elbetteki, içerden ve dışarıdan yıkmaya çalışanlara dayanıyor.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft