Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

İnanamıyorum, Kılıçdaroğlu meydanlara çıkıyor!

Eklenme : 26.11.2021 00:00:00
Görüntülenme: 1329

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz salı günü yaptığı açıklamada faiz indirimlerini ve TL'deki değer kaybını olumlu bulduğunu duyururken, yaşananları "ekonomik kurtuluş savaşı" olarak nitelendirdi. Böyle dediğine göre bizim bilmediğimiz, görmediğimiz bir şeyler olmalı... Ekonomist değiliz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan son üç yıldaki üç kur krizi sırasında da 'ekonomik kurtuluş savaşı' ifadesini kullandı. İlk söylediği tarih olan 16 Ekim 2018'de 5,78 olan dolar/TL kuru, ikinci kez söylediği 31 Ekim 2020'de 8,30, üçüncü çıkışı sonrası ise 13,45 oldu.

Erdoğan en son geçen Salı günü, "Ülkemizi bunca tuzaktan, bunca badireden nasıl çıkardıysak, Allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından da zaferle çıkartacağız" ifadelerini kullandı. Çıkartalım...

Bu açıklama öncesinde 11,20 civarında olan dolar/TL kuru, açıklama sonrasında çok sert yükselişe geçti ve o gün kur 13,45'e ulaştı. Bugün kur 12 civarında. Hararet düştü, ama sevinemiyoruz. Çünkü alış veriş durdu... Kimse önünü göremiyor... Karşımızdaki düşman kim onu da bilmiyoruz, ama direndiği ortada. Kim bu düşman? "Ekonomik Kurtuluş Savaşı" verdiğimize göre, kaç gündür ekonominin başı Maliye Bakanı nerede? Gören duyan yok... Başsız bu savaşı nasıl vereceğiz?

xx           xx          xx

Bu arada fırsatçılara ne demeli?

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, kur artışı nedeniyle Büyükşehir Belediyesi'nin kaybının 1 milyar 80 milyon lira olduğunu, bu para ile sıcak asfalt, atıksu arıtma tesisi ve içme suyu hattı yapılabileceğini söyledi.

Oynayamayan gelin yerim dar mıydı yoksa oynayamayan gelin yenim dar mıydı, hangisiydi o söz?

Allah'tan hızını alamayıp, "Sokağa çıkalım" dememiş! Neyse bu konuyu ayrıca ele alırız...

Siyasetçi, işçi, memur her kesimden vatandaşlar, rekorlar kıran Dolar ve Euro'nun karşısında eriyen TL'nin ardından adeta isyan ettiler. Benim ünlü arkadaşım "Bu tepkisiz kalanlar dolar, altın sahibi olanlar mı?" diye sordu. Tabii beni bir gülmek aldı. Şaka bir yana maaşları ellerine geçmeden eriyen milyonlarca vatandaş, çaresizlik içinde alınabilecek önlemleri beklerken, sosyal medyada da tepkiler dinmiyor.

Yeni Çağ Gazetesi'nin haberinde 'https://www.yenicaggazetesi.com.tr/dolar-ve-euronun-firlamasinin-ardindan-butun-hayalleri-calinan-vatandaslar-boyle-tepki-gosterdi-488738h.htm' sosyal medyada yeralan o tepkilerden bazıları ise şöyle:

"Maaşımız elimize almadan bitti.", "Aynı gemide falan değiliz biz o gemide batıyoruz, onlar filikalara yerleşti.", "Acilen Hükümetin verdiği 'dolar' bazındaki ihaleler iptal edilsin.", "Millet olarak biz mi istifa edelim?" diye uzayıp gidiyor...

xx           xx          xx

Bu arada döviz kurlarındaki yükseliş durdurulamazken, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere çok sayıda ilde vatandaşlar "tencere tava" sokağa çıktı, hayat pahalılığı ve kurları protesto etti. "AKP istifa" sloganı atılan protestolarda, çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "ekonomik kurtuluş savaşı" sözü ilk olmadığı gibi "Tencere tava" da ilk değil...

Gezi Parkı eylemleri sırasında da (2013) vatandaşlar, evlerinin pencerelerinden tencere tava çalarak hükümeti protesto etmişti. Dönemin Başbakanı Erdoğan, 3 Haziran 2013'de bir basın toplantısında gazetecilerin 'Tencere tava eylemleri hakkında ne düşünüyorsunuz?' sorusu üzerine; "Tencere tava, hep aynı hava" diyerek bu eylemlerle dalga geçmişti.

Taksim'de Gezi Parkı'nın yıkımını engellemek için 'çevreci ayaklanma' olarak başlayan masum eylemler farklı kesimlerce provoke edilmiş ve farklı boyutlara ulaşmıştı. Protesto gösterileri dalga dalga yayılmış ve Türkiye'nin her yerinden eylemcilerin sesleri yükselmeye başlamıştı. Öncelikle bir grup üniversitelinin Gezi Parkı'na kurulan çadırlarda başlattığı eylem, polis müdahalesiyle daha da gerilmişti.

Mayıs 2014'te de Taksim Dayanışması, vatandaşları tencere tava eylemine çağırmıştı. Taksim'e gidemeyen vatandaşlar ellerine aldıkları tava ve tencerelerle balkonlardan, meydanlardan, araçlardan yükselen korna sesleriyle 'Gezi Parkı direnişine' destek vermişti.

xx           xx          xx

Tencere-Tava Eylemlerinin temeli elbette "Gezi Parkı" olaylarına dayanmıyor. Susurluk olaylarına kadar uzansa da 1973 yılına dayanıyor. Bilindiği üzere, asker her zaman siyasi iktidara alternatif tek zinde güç görülmüştür. 1973 yılında Şili'li orta sınıfları Pinochet cuntasını çağırmak için tava ve tencere çalarken buna kamyoncular hem grev yaparak hem de korna çalarak eşlik etmiştir.

Türkiye'de de 'endişeli' vatandaşın tencere tava seslerine eşlik eden korna sesleri, özünde askere 'biz buradayız, hazırız, hadi' mesajı veriyor diye düşünenler olmuştur, olacaktır. Ben buna katılmam, bu olsa olsa ortalığın karışmasına, demokrasinin biraz daha soluksuz kalmasına sebep olmuştur.

Bu eylem şekli ülkemizde 28 Şubat döneminden beri uygulanıyor. 28 Şubat döneminde 'Susurluk skandalını' gerekçe göstererek tencere tavalarla sokağa dökülen halk, 'Aydınlık için bir dakika karanlık' adı altında ışık söndürme eylemleri yapmıştı.

Gerçekten de ülkenin karanlıkta kalmış olaylarının aydınlanmasına ve aydınlık bir ülkeye ihtiyaç vardı. Tabii her zaman olduğu gibi bir kenarda bekleyen provokatörler de vardı. Ki bir süre sonra oluşturulan uygun atmosferle Refah-Yol Hükümeti yıkılmıştı...

xx           xx          xx

Peki tencere tava hükümet yıkar mı?

Refah-Yol Hükümeti'ni tencere tavaya bağlarsanız yıkar... Ancak ben bağlamıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakanlığındaki "Tencere tava bunların hepsi aynı hava" sözü unutmamalı... Peki sessiz tepkisiz mi kalınacak?

Elbette hayır... Ancak her çağrıya tencere tava ile koşturmanın alemi de yok. Korsan eylemlere, özellikle gece eylemlerine bulaşılmamalı. Tuzum var diyene elde hıyar koşulmamalı. Provokatörler orada sizi bekliyorlar. Tabii polisle karşı karşıya gelmekten, coplanmaktan, biber gazı solumaktan, gözaltına alınmaktan keyif alıyorsanız sizi tutan yok...

Önceki gün Hekimlerin TTB öncülüğünde İstanbul'dan Ankara'ya 'Beyaz Yürüyüşü' başladı. Yarın (27 Kasım) Ankara'da sona erecek yürüyüş, yapılacak 'Beyaz Forum' ile devam edecek. Eylem öncesi basın açıklaması yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı sağlık sisteminin iflas ettiğini belirtirken 'Emek bizim, söz bizim' sloganıyla yola çıktıklarını ifade etti.

Gidin bu eylemi destekleyin...

Bütün bu olup bitenler karşısında muhalefet "Erkem seçim" diyor. Dillerinde adeta tüy bitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'da "Hayır, seçim zamanında, 2023 de olacak. Biz kabile devleti değiliz." diyor. O zaman TBMM grup toplantılarında tepinmenin alemi var mı? Çık meydanlara orada iste erken seçimi...

Valla hala şaşkınım, nasıl oldu bilmiyorum. İttifak ortağı Meral Akşener 5 gün önce Denizli'deydi. Uzun zamandır esnafın içinde gezmesine alıştığımız Akşener, görkemli bir miting yaptı. Denizli'yi salladı. Kılıçdaroğlu da ortağından mı heveslendi ne "Haydi Meydana" diyerek ilk mitingin Mersin'de olacağını açıkladı. Tencere tavaya gerek yok. Gidin Kılıçdaroğlu'nun geç gelen mitinginde haykırın...

Demokratik hak ve özgürlükler çerçevesinde kalın... Aman, oyuma gelecek zaman değil... Kılıçdaroğllu'nu beğenmiyor musunuz, bekleyin Aralık'ta eğitimcilerin eylemi var. Onlara destek olun...

 

xx           xx           xx

Ben bu yazımı yazarken Merkez Bankası'ndan BAE açıklaması geldi. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Türkiye'ye olan hasımlığına, bizim onlara sövüştüğümüze girmeyeceğim. Denize düşen yılana mı sarılıyor demeyeceğim. BAE Türkiye'de yatırım yapacakmış. "Neden?" diye de sormayacağım. Yatırım için 10 milyar dolarlık fon ayırmışlar. "Bu ülkemizde dolar kurunun yarattığı ateşi düşürür mü?" diye soracağım. Bir de şunu sorayım; Sadece Aralık ayında ülkemizin 10.5 milyona ihtiyaç var. İhanet şebekesi BAE'nin 10 milyon doları yeter mi? Üstelik o yatırım neyse onu yapsalar da 10 milyon dolar bizim değil...

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Birleşik Arap Emirlikleri Merkez Bankası arasında iş birliği mutabakat anlaşması imzalanmış. İki banka arasında yapılan söz konusu anlaşma kapsamında iki ülkenin merkez bankası arasında merkez bankacılığı konularında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmesi planlanmaktaymış.

Yarab ne günlere kaldık. Ya koskoca Türkiye bir kabile devletinin bankasından ne öğrenir... Onlar bizden öğrenecekse, bizim MB'nın hali ortada... İnşallah BAE Merkez Bankası bizim Merkez Bankası'nın kasasına "veresiye" dolar koymaz...

-----------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Halkını cehalet ve sefalete teslim eden yöneticiler yok olmaya, cehalet ve sefalete sürükleyen yöneticileri seçen halk ise köle olmaya mahkumdur. --Mustafa Kemal Atatürk.

ÇİVİ

Arkadaşım, "Akaryakıta gelen her zamda istasyonlara koşacağımıza 3 gün kontak kapatsak ne olur?" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))))

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft