İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Hevesimi Seviyorum (!)

Eklenme : 24.03.2021 00:00:00
Görüntülenme: 758

Konuşurken ve yazarken çoğu kez kelimeleri yanlış anlamda ya da kavramların içeriğine ve derinliğine bakmadan kullanabiliyoruz. Oysa bu kelimeler ve kavramlar, sayılı kelimelerle kurduğumuz basit cümlelerdeki anlamlarından daha derin anlamlar taşıyabiliyor. Yanlış yerde kullanılan, anlamı birbirine karıştırılan bu kullanımlar, aynı zamanda kişinin hayata ve olaylara bakışını da ifade ediyor diye düşünüyorum.

Anlam olarak birbirine karıştırdığımız, dolayısıyla da farkında olmadan söylem, davranış ve ilişkilerimizi etkileyen kelimelere "beklenti" ve "heves"i örnek verebiliriz.

Beklenti; insanın sosyal ve doğal ortamından, biyolojik bünyesinden ve psikolojik durumundan elde ettiği izlenim ve bilgileri kalp-zihin ekseninde değerlendirerek oluşturduğu geleceğe dair düşüncelerdir. Kişi bir süreç sonunda sahip olduğu düşünceyle, gelecekte elde etmek istediği şeyler ve gelecekte uzak durmak istediği şeyler hakkında bir sonuca varır; tavır ve davranışlarını buna göre belirler.

Beklenti; kişinin kendisi hakkındaki durum değerlendirmeleri ile yetenek ve yetkinliği ekseninde geleceğe dair duygularının toplamıdır. Beklentiler; gerçekçi, elde edilebilir, uygulanabilir ve gerçekleşme ihtimali olan durumlardır. En önemlisi de bu beklentilere ulaşabilmek için kendisini geliştirmek ve gayret etmek zorunda olduğunun farkındadır. Bu anlamda beklenti bir amacı ve hedefi işaret eder.

Heves ise; gelecekte elde edilmesi umulan şeylere duyulan istektir. Heves; beklentiden farklı olarak, bir çalışma ve kendini geliştirme gayreti olmaksızın -nasıl olursa olsun- bir şeye sahip olma isteği duymaktır.

Hevesinin peşinden koşan kişi; bilgi, yetenek ve yeterliliğe bakmaksızın kendisini zihninde kurduğu dünyanın kahramanı olarak bulur ve önüne çıkan her şeyi ve herkesi kendisine rakip olarak görür. Heves, bu yönüyle kıskançlık ve hasedin kaynağıdır.

Çevremize baktığımız zaman birçok insanın beklentilerin, amaçların, hedeflerin değil; heveslerinin peşinden koştuğunu görmek zor olmayacaktır. Geleceğe dair planlar da çoğu zaman beklentiler yerine heveslere dayanıyor. Heves; gayret, çalışma ve sabrı yol arkadaşı olarak yanına alamadığı, yolda bulduğu haset ile yola devam ettiği zaman da her yolculuk bir hüsranla bitiyor.

Heveslerinin peşinden koşan ve hasetlik silahını kuşanan kişi; işi yerine ilişkileri üzerinden istediğini elde etmeye odaklanıyor. Bu nedenle iş hayatında ve kurumsal ilişkilerde herkesin gözü başkasının üzerinde; değerlendirmeleri, yorumları ve eleştirileri başkalarına dair oluyor.

İlişkileri ve buradan aldığı referans ile kurumsal ilişkilerini sürdürmek, işini yaparken bu ilişkileri kullanarak etrafındaki insanlar üzerinde baskı oluşturmak, belki bir an ya da bir dönem kişiye yarar sağlayabiliyor.

Hızını alamayanlar heveslerinin ve hasetlik duygularının esiri olarak gayrı ahlaki yolara da girebiliyor. Gerçek yüzünü gizleyen makyaj, gözlerinden süzülen yaşlar ve diline doladığı yalan ve iftiralar ile heveslerine ulaşmayı umuyor. İnsani durumları bu heveslerine alet edebiliyor.

Unutmamak lazım ki;  iş etiği ile genel ahlaki değerler, birbirinden bağımsız şeyler değildir. Ahlaklı, dürüst ve "iyi" olmanın kriterleri hem sosyal yaşam için hem de iş hayatı için aynıdır. Oysa etrafımıza baktığımızda çoğu kez umudumuz kırılıyor, motivasyonumuz düşüyor. İyilerin değil, kötülerin dünyasında yaşadığımıza dair inancımız gün geçtikçe güçleniyor.

Yine unutmamak lazım ki, bu dünya bir imtihan dünyası ve dünyada var olan her şey gelip geçici. Kiminin imtihanı hevesleriyle, kiminin imtihanı ise heveslerinin peşinden koşan zavallı insanlarla.

İnancımız şu olmalı ki; uzun vadede kazananlar, heveslerinin peşinden koşan, kıskançlık ve hasetlik duygularına esir olup gayrı ahlaki yöntemlere başvuranlar değil; vazife bilinciyle, ahlakıyla, bilgi ve yetenekleriyle işinin hakkını verenler olacaktır.

Çalı çırpı ile tutuşturulan ateşin alevi çabuk parlar; bir süre göklere de çıkar ama bu ihtişam çok sürmez, ateş çabuk söner.

Meşe odunu ile yakılan ateş, geç tutuşur ama hem iyi ısıtır hem de külün içindeki son kor soğuyana kadar sönmez.

24.03.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft