Gültekin Akça

Gültekin Akça

Görüş

Geçmiş Olsun İzmir

Eklenme : 6.11.2020 00:00:00
Görüntülenme: 843

Ülke olarak bir kez daha deprem felaketi yaşadık. Başta İzmirliler olmak üzere tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Vefat edenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Temennim bir daha aynı felaketlerin yaşanmamasıdır.

Deprem, geçmişte, doğa üstü güçlerin/tanrıların bir eylemi kabul edilip bir daha olmaması için de tanrılar adına kurbanlar adanırken, artık günümüzde bilimsel olarak sebepleri açıklanabilmektedir. Hatta ne zaman olabileceği bile tahmin edilebilmektedir. İnsanoğlu için önemli olan bu felakete karşı gerekli ve yeterli tedbirleri almaktır.

İbn-i Haldun'un söylediği gibi "Coğrafya bir kaderdir". Bu sebeple de ülke olarak bir deprem kuşağındayız ve bu bizim kaderimizdir. Anadolu coğrafyası geçmişten günümüze birçok büyük depremler yaşamıştır. Hatta son 20-30 yılda bile Anadolu'da çok büyük depremler olmuştur.

Özellikle ülkenin ağırlıklı sanayisini ve nüfusunu barındıran Marmara ve Ege Bölgeleri daha riskli bölgelerimiz olarak bilinmektedir. Bu sebeple de 1999 Gölcük depreminde olduğu gibi bu bölgelerde olan depremlerden ülke olarak hem can kaybı hem de ekonomik olarak daha fazla kayıp vermekteyiz. Bu nedenle de ülke olarak depreme karşı hazırlıklı olmak bu yönü ile de önem arz etmektedir.

Ülke ve toplum olarak geçmişten günümüze yaşadığımız depremler sebebi ile çok acılar çektik. Ancak, yeterince ders aldık mı derseniz bu sorunun cevabı maalesef hep olumsuz. Neden sorusunun cevabı ise nedense açıklanamıyor. Yaşanan her deprem sonrası herkes birilerini suçlamakta, ancak, aslında suçlu herkes. Zira, İzmir'de yıkılan binalara baktığımız zaman; kurumların çürük raporu verilen binaları yıkmadıkları, mal sahiplerinin çürük raporu verilen bina için gerekli çalışmayı (güçlendirme/yıkım) yapmadıklarını görüyoruz.

Ancak, bir yerden de başlamak zorundayız. Toplum olarak daha fazla acı çekemeyiz. 21.yy'da ülke olarak depremlerden dolayı bu kadar çok can ve mal kaybı vermemeliyiz. Dünyada Japon mucizesi denilen şey aslında sadece başından sonunu kadar kurallarına uygun inşaat yapmaktır. Ülkemize baktığımızda devletin deprem ile ilgili (inşaatlar) yasal düzenlemelerinin genel olarak dünya standartlarına uygun olduğunu görmekteyiz.

Fakat bütün mesele uygulamada ve denetimdedir. Yapılan inşaatların başından sonuna her aşamasında kurallara uygun yapılıp yapılmadığı denetlenebilse ya da eski yapılarla ilgili alınmış olan güçlendirme ya da yıkım kararları zamanında uygulanabilse bugün bu acılar çekilmemiş olacaktı. Umarım bu depremden sonra bu konuda daha dikkatli olunur. Herkes üstüne düşeni yapar.

Toplum olarak özellikle birbirimizin acısını paylaşmada başarılıyız. İzmir depremi sonrası da ülkenin batısından doğusundan, güneyinden kuzeyinden birçok kentten yardım kampanyaları başlatıldı. Bu dünyanın hiçbir yerinde görülmesi mümkün olmayan bir davranış. Bu haslet sadece Türk Milletinde olan bir haslettir. Ancak, kampanyaların belli bir disiplin içerisinde olması gerektiği gibi reklam ve şov aracı olarak da kullanılmasına müsaade edilmemelidir.

Gerek siyaset ve gerekse konunun diğer paydaşlarının yaşananları siyasi malzeme konusu yapmaması gerekmektedir. Depreme ilişkin hatalar ve ihmaller zincirleri ileride tekrar aynılarının yaşanmaması adına mutlaka gündeme getirilecektir. Ancak, bunun belli bir usul ve üslup çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

Bunun yanında, maalesef özellikle sosyal medyada bazılarının bu acılı günümüzde bile ayrımcılık kokan sözler sarf ettiğini paylaşımlar yaptığını görmekteyiz. Bunların kabul edilebilmesi mümkün değildir. Zaten, toplumun her kesimi bu hareketleri yapanları şiddetle kınamaktadır. Bunun yanında devlet de bu konuda gerekli adli tahkikatı başlatmış durumdadır.

Gün birlik günüdür, gün dayanışma günüdür.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft