Gültekin Akça

Gültekin Akça

Görüş

Eleştiriye Evet Ama!

Eklenme : 17.06.2022 00:00:00
Görüntülenme: 331

Siyaset, devletin idari kadrolarında yer alan politikacıların ülkenin yönetimi, ekonomisi ve güvenliği kapsamında sürdürdüğü çalışmalar olarak tanımlanır. Siyasetin amacı hem iktidar olmak/iktidarda kalmak hem de halka hizmet sunmaktır.

Avukatlık ise, yargı önünde özel ve tüzel kişilerin haklarını savunan, hukuk ve yasa önünde yol gösterici nitelik taşıyan kişiye verilen meslek ünvanı olarak tanımlanmaktadır.

Kişinin mesleği, yaptığı iş ne olursa olsun herkesin siyaset yapma hakkı anayasal bir haktır. Ancak, ülkemizde gerek yapılış şekli ve gerekse siyasetçiden toplumsal beklentiler sebebi ile siyaset yapmak oldukça zordur. Toplumda bu bakış açısının oluşmasında siyasetçilerin de sorumluluğu vardır.

Herkes öncelikle yaşamını idame ettirebilmek için bir uğraşın içerisindedir. Bazıları bir başkasının yanında çalışarak aldığı ücret ile geçinirken bazıları da kendi işlerini yaparlar. Yapılan her işin hem kişiye hem de insanlara/topluma doğrudan ya da dolaylı faydası bulunmaktadır. Ancak, bazı meslekler toplum adına çok önemli mesleklerdir. Bu mesleklerin toplumda daha farklı fonksiyonları da bulunmaktadır.

Toplumda genel olarak avukatlık mesleğinin siyasete daha uygun olduğu yönünde bir kanaat bulunmaktadır. Aslında, bu kısmen doğru olsa da, aktif siyaset yapan avukatların siyaset yaparken bir çok zorlukla karşılaştıkları da bir gerçektir. Zira, avukatlar, özellikle de aktif siyaset içerisinde bulundukları dönemde aldıkları davalar üzerinden bir çok haksız ithamlara maruz kalmakta ve bu davalar üzerinden siyasi yaşamlarına haksız eleştiriler yapılmaktadır.

Bir doktora, tedavi ettiği hastanın kim olduğu, siyasi ve dünya görüşünün ne olduğu hiç sorulmaz. Hatta toplumda tepki toplayan bir olaya karışmış olan bir kişinin olay sonrası tedavi edilmesi durumunda doktor, Hipokrat yemini üzerinden alkışlanır.

Yine, hiçbir mühendise kimin evini yaptığı ya da bir tüccara kime mal sattığı hiçbir zaman sorulmaz. Ama avukatlar aldıkları davalar üzerinden toplumda çoğu zaman eleştirilmektedirler. Toplumun eleştiri hakkı her zaman vardır ancak bu eleştirinin belli bir araştırma sonrası ve hak ihlaline yol açmayacak düzeyde kullanılması gerekmektedir.

Anayasa ve yasalar gereği her kişinin kendisini savunma ve savundurma hakkı bulunmaktadır. Hatta, CMK gereği, belli bazı suçlardan yargılanan sanıkların müdafilerinin bulunması zorunludur. Bunun yanında Anayasamız gereği her kişi, hakkında verilen mahkumiyet kararı kesinleşinceye kadar masumdur.

Ancak, toplumda bazı suçlar yönünden yazılı ve görsel basın ile sosyal medya üzerinden oluşturulan olumsuz algı sebebi ile şüphelinin/sanığın avukatı üzerinde ciddi bir baskı oluşturulmaktadır. Özellikle avukatın aktif siyasette bulunması durumunda bu eleştiri çok daha fazla olmaktadır.

Oysa, avukat ne suçu ne de suçluyu savunur avukat şüpheliyi/sanığı savunur. Suçlama ne kadar ağır ise bu suçun şüphelisinin/sanığının o suçu işlememiş olduğu halde tutuklu bulunması yada o suç sebebi ile yargılanması da kişi üzerinde o kadar ağır sonuçlar doğurmaktadır.

Bunun yanında bazı idari davalarda ve hukuk davalarında da haklı olan tarafın toplumda haksız gibi gösterildikleri ve o tarafın avukatlığını yapanların da sanki yanlış bir iş yapmış gibi gösterildikleri olmaktadır. Oysa, avukat olayın tarafı değil hukuki yardımda bulunan kişidir.

Dosyalar incelense, toplumsal eleştiriye hedef olmuş birçok tarafın davasında ne kadar haklı olduğu görülecektir. Zira, toplumsal linçe uğramış bir çok kişinin yargılama sonrasında beraat ettiğine bir çok kez şahit olduk.

Toplum olarak bir konu ya da kişi ile ilgili eleştiri ve değerlendirme yaparken önce olayı derinlemesine araştıralım ve sonra eleştirelim.

"Bir tek kişiye yapılan bir haksızlık,

bütün topluma yapılan bir tehdittir"

Montesquieu

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft