Doğa, İnsan ve Çevre...

Eklenme : 10.01.2022 00:00:00
Görüntülenme: 180

Üretmeden insanoğlunun refaha ulaşması mümkün değildir.

Rahmetli Selahattin Sular, "Üretmeyen insan, insan bile değildir" derdi.

Tabi üretirken çevremizi, hele soluduğumuz havamızı kirletmememiz gerekiyor.

Üretim için, Sanayi Siteleri, Organize Sanayi Bölgeleri kurmalıyız.

Mesleğim gereği Manisa, Aydın Sanayi Siteleri ve Organize Bölgeleri kuruluşlarında bulundum.

Bu yatırımların imar planlarını yapar iken karşılaştığımız zorlukları hatırlayınca hâlâ üzülürüm.

Bu yatırımlar, bireysel yatırımlar için değil, toplumu ilgilendiren yatırımlar olduğu halde bürokrasinin engeline takılmasını hiç bir zaman içime sindiremedim.

Tabi, yatırımları ikiye ayırmak gerekiyor.

1 - Çevreye zarar vermeyen veya verdiği zararlar kabul edilebilir seviyede olanlar.

2 - Çevreye zarar veren yatırımlar.

Muğla kültür, turizm ve tarım ilidir.

Bu neden ile çevreye zarar veren yatırımları Muğla'ya sokmamak gerekiyor.

Hatta komşu illerde de çevreye zarar veren yatırımlar yapmamak lazım.

Kirlenen hava Aydın'dan Muğla'ya geçmek için pasaport kullanmıyor.

Ters bir hava akımı komşu ildeki kirletilen havayı cennet Muğla iline getirebilir.

Muğla ili havası, zaten Yatağan, Yeniköy ve Kemer termik santralları ile yeterince kirletiliyor.

Bu üç termik santraldan nasıl kurtuluruz der iken, Bayır - Deştin'de Çimento fabrikası kurulması için verilen izne şaşmamak elde değil.

Muğla ili aynı zamanda bir tarım ili olduğunu ve bu tarım ürünlerinin işlendiği, paketlendiği bir Organize Sanayi Bölgesi ( OSB ) kurulmasını uzun zamandır yazıyor ve dillendiriyordum.

Bu arzum, " Muğla ili bir kültür, eğitim ve turizm ilidir, sanayileşmesini istemiyoruz " diyen bir mahalli yönetim tarafından hiç bir zaman iltifat görmedi.

Muğla'nın bir OSB olmadığı için, ilin tarımsal ürünleri, başta İzmir ve Konya olmak üzere başka illerdeki OSB deki fabrikalarda değerlendiriliyor.

Tarıma dayalı ve çevreye zarar vermeyen bir OSB sine karşı çıkan mahalli idaremizin, Bayır- Deştin'de çevreye büyük zarar vereceği belli olan Çimento fabrikası yapımına izin vermesine aklım ermiyor.

1966 yılında İmar - İskan Bakanlığında çalışırken Varto depremi için gittiğimiz Elazığ çimento fabrikasının şehrin üstüne bir ölüm gibi çöktüğünü görünce çok şaşırmış ve üzülmüştüm.

Yıllar sonra " Canım Muğla'mın da başına aynı felaket mi gelecek?" diye düşünmeden edemedim.

Bayır'daki çimento fabrikası mazallah faaliyete geçer ise, Menteşe'de kapatılan kireç fabrikasının yabancı sahipleri, çimento fabrikasını emsal gösterip, kireç fabrikasının tekrar açılmasını da sağlayabilirler.

Çok dikkatli olmak lazım.

Zararın neresinden dönülürse kârdır, atasözümüzü hatırlama zamanıdır.

En değerli varlığımız soluduğumuz havadır.

Lütfen biraz akıl ve merhamet...

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft