İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Bir Elimden Tut Hayat!

Eklenme : 28.09.2021 00:00:00
Görüntülenme: 448

"Diller var; söylenir umuda dair, hayâllere dair nice söze ulak olup. Diler var; binlerce sayıları bile ifade bulmayan nice diller. Her biri bir dilde buluşur: İnsanlığın dili. İyiliğe dair, kötülüğe dair. Aydınlığa bakanların dili iyilikte, karanlığa bakanların dili kötülükte mânâ bulur."

Bir elimden tut hayat! Beni en güzel hayâllerime kavuştur. Bir uçurtmanın kanadından seyre durayım. Öyle bir rüzgâr essin ki hafif meltem esintisinde kayıp gitsin yıldızlarım. Yıldızlara bakıp ekmek yiyorum diyen şairin ruhunca bakayım dünyaya.

Dünya mislince bahasına ersin. Derdi tasayı bütün kederleri silkip atsın üzerinden. Dünya dünya olalı akıttığı gözyaşları artık yeter olsun. Gül bahçesine dalmışçasına güler yüzleriyle insanlar aydınlatsın dünyayı.

Eğer insanlar mutlu olursa nice umutlara yelken açarız. Ummana sığmayan âleme sığar mı hiç? Sığmaz, aklın bağımsızlığında hiçbir sınır tanımaz ki insan.

Diller var; söylenir umuda dair, hayâllere dair nice söze ulak olup. Diler var; binlerce sayıları bile ifade bulmayan nice diller. Her biri bir dilde buluşur: İnsanlığın dili. İyiliğe dair, kötülüğe dair. Aydınlığa bakanların dili iyilikte, karanlığa bakanların dili kötülükte mânâ bulur.

Söz söze eklenir, cümleler kurulur, mısralara aktarılır. Kelâmınca değilse hakkınca söylenmeli her bir söz. Hakkı verilmeyen sözlere yazık değil mi? Kul hakkından kaçan söz hakkının bedelini nasıl ödeyecek. Ağızdan çıkanın gerisi gelir mi? Söz bir kere çıkar ağızdan. O zaman sözün ağırlığı söyleyenden değil mi?

Bir kere ağızdan çıktı, gerisi neme gerek diyemeyiz. O söz bizimse bize gerek, bizdendir. Başka söze ne hacet. Eğrisi de doğrusu da söyleyence sabittir. Gül bahçesinden gül derenlere sormalı, "gül bülbülden önce söze ne kattı?", diye. Eğer bülbül olmasaydı gülün sözü kuru bir sözden ibaret olmaz mıydı? Bülbülün hükmünce bir kıyl ü kâl'den ibaret olurdu gülün sözleri. Öyle ki ne işve kalırdı gülde ne de naz.

Oysa gözyaşı medeniyeti ile sarılmış bu dünyada insanlar bir kerecik huzura erseler, mutlu olsalar bir kerecik gülseler. Öyle gülseler ki gözleri mutluluktan yaşarıp parlasın. Öyle parlasın bütün yüreği sarmalasın. Bütün yüreklere selam olsun. Sen de bir köşede yazarken gölgesi olan bir ağacın olsun. Serinle, güneşten yanmasın düşüncelerin. Her zaman an'a sığsın, an'ı yaşasın.

An'ı yaşamayan ne geçmişten medet umsun ne de nasıl yaşanacağı bilinmeyen gelecekten. Rehberim şimdiki zaman. Yormaktan yormaya yollarım var. Her yola bir yorum üzere çıkıyorum. Her sözde bir yaşanmışlık var.

 Oysa ben aldanmışım şimdiki zamanın yalancı baharlarına. Temkinli olamamışız, temkinsiz de davranamamışız. Fazlasıyla ciddiye aldığımız her söz bizi bu dünyaya mahkûm etmiş. Elimizle ayağımızla teslim etmişiz kendimizi dünya zindanına. Zamanın elinden tutamamak değil mi bütün suçları? Onların hırsları, sadakatsizlikleri yüzünden değil mi yaşanan onca çile?

Bak yine aynı yola düştük. An'ı yaşayalım derken an'dan olduk. Bırakalım dünya meselelerini. Öznemiz "ben", zamanımız "şimdiki zaman", mekanımız "sözlerimiz" olsun. Yarım kalmış hikâyelerimiz tamamlansın. Söz olsun sözden geçmesin, söz dinlesin, sözlensin.

Bir elimden tut hayat! Beni en güzel hayâllerime kavuştur. Bir uçurtmanın kanadından seyre durayım. Öyle bir rüzgâr essin ki hafif meltem esintisinde kayıp gitsin yıldızlarım. Yıldızlara bakıp ekmek yiyorum diyen şairin ruhunca bakayım dünyaya.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft