İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Bayram'ı Küstürdüm Mü Yoksa?

Eklenme : 10.05.2022 00:00:00
Görüntülenme: 297

"İhtiyarım demem hiçbir zaman. Erken doğanlardanım derim. O yüzden banyo hariç evde ne kadar ayna varsa kaldırdım. Gönül aynama bakarım yaşım on beş. Bedenim benden uzaklaşsa da ruhum eyvallah der, yoluma bakarım."

Belim ağrıyor, hele ayaklarım beni çekmiyor. Şuradan şuraya adım atarken hesaplıyorum, kaç adım sonra nefesim tıkanacak diye. Şeker, tansiyon, astım, romatizma say say bitmiyor. Sevgililerim beni hiç yalnız bırakmıyor. Bir gün tansiyonum yükselir ertesi gün şeker. Bazen teker teker de gelmezler hepsi bir arada gelir. Ne yapalım erken doğan olmanın güzellikleri.

İhtiyarım demem hiçbir zaman. Erken doğanlardanım derim. O yüzden banyo hariç evde ne kadar ayna varsa kaldırdım. Gönül aynama bakarım yaşım on beş. Bedenim benden uzaklaşsa da ruhum eyvallah der, yoluma bakarım.

Sabah ilaçlarımı içmiş miydim? Dur bakayım günlük ilaç kutumda kırmızı kaplı bölme boş. Evet, içmişim. Kırmızı bölme sabah, yeşil bölme öğlen, sarı bölme akşam, mavi bölme yatmadan önce. Daha üç renkli bölme daha var ama kullanmaya hacet yok. Sevgililerimin armağanı! Günde 15 ilaç içiyorum, sabah akşam da nefes çekmem gerek. Eskiden beri vazifelerimi eksiksiz yerine getiririm. Dile kolay kırk beş yıllık memuriyetim var. Ülkede adım atmadığım, görev yapmadığım yer kalmadı.

Eskilerden konuşmaya başladık mı söze düğüm atamıyorsunuz. Ne de olsa erken doğanlardan olmanın güzelliği. Anlatacak o kadar çok şeyiniz var ki.

Geçenlerde torunlar çocuklarını almış gelmişler. Başladım eskilerden ta çocukluğumdan, okuldaki başarılarımdan anlatmaya, Bahri Bey'le nasıl tanıştığımızı, ilk dansımızı, evliliğimizi, çocukların dünyaya gelmesini,  yıllar sonra memlekete gelip baba ocağına yerleşmemizi filmi sardıkça sarmışım.

Baktım benim salonumda kimse kalmamış. Büyükler uyumuş kalmışlar, küçükler yan odada oyun oynuyorlar. O zaman aklım başıma geldi. Zümrüt, kızım Bahri Bey'i kaybettiğinden beri kendin çalar kendin söylermişsin. Ne kadar ayıp değil mi? Biz öyle miydik? Büyüklerimizi sabırla dinlerdik.  Onlar ancak bir şey sorarsa konuşurduk.

Ne diyordum? Konuşmaya başlıyorum, ne söyleyeceğimi unutuyorum. Buna üzülmüyorum. Bahri Bey vefat ettiğinden beri unutkanlığı da sevmeye başladım. Mutluluklar da arada kayıp gidiyor ama asıl hüzünler sonbahar yaprakları gibi kayıp gidiyor hafızamdan. Hatırlamamak en güzeli.

Konuş, konuş sonu nereye varacak. Yapacak işimiz çok. Dün Ayşe kızım geldi. Sağ olsun haftada üç gün gelir. Ortalığı toplar, yemeklerimi yapar. Eksik gedik ne var kolaçan eder. Alışverişimi yapar. Torunlar arayıp sorarlar ama Ayşe benim elim ayağım. Avucuna ne zaman fazladan bir şeyler sıkıştıracak olsam yemin billah almaz. Eli temiz, gönlü temiz, ağzı dualı kızım benim.

Yine aynı şey, kırık plak gibi takıldım kaldım. Torunlar özellikle Neslihan'ımın yadigârı Arzu'm çok sever. Ben tarif ettim Ayşe hazırladı.  Kalburabastı, kıyır kıyır oldu. Şerbetini de döktük. İbrahim'in emaneti Seher de nohutlu pilavıma bayılır. Ayşe elimi aynen aldı. Ne güzel tane tane pişirdi pilavı. Börekler, kekler şöyle sıralayıverdik buzdolabına.

Küçüklerimin hediyeleri de hazır. Mendillerin içine bayram harçlıklarını koydum. Elimi öptüklerinde veririm. Üçü de parayı çok sever. Mendilleri de hep sedirin üstünde unuturlar. Olsun ben o mendilleri alır yıkar, ütüler. Gelecek bayrama hazır bekletirim.

Bugün arife değil miydi? Zahir, Ayşe gideli bir saat oldu.  Ona kalsa beni hiçbir bayram hele ilk gün yalnız bırakmaz. Bu sene köyüne gideceksin diye ant verdirdim. İkinci gün gel, hem torunlar da gitmiş olurlar. Bayram Efendi'ye söyleyeyim sabahleyin bize fırından sıcak sıcak bayram pideleri alsın gelsin. Damatlar pek sever, pişi de mi yapsa mıydık?

Bayramlıklarım da hazır. Bahri Bey, bu vişneçürüğü kadife tayyörü pek beğenirdi. Saçlarımı da şöyle topuz yaparım. Yaz gecesi kolonyasından da şöyle süründük mü tamam. İnci küpelerim neredeydi? Burada. Tamam, her şey hazır.

Abdestimi alayım, namazımı kıldıktan sonra tespihimi çekerim. Erken doğanlardan olmanın bir güzelliği de dünyadaki misafirliğimizin kısalması. "Ölüm asude bir bahar ülkesi.." Ne de güzel söylemiş şair.

Vah, vah, vah!. Uyumuş kalmışım tespih çekerken. Vakit sabah mı, öğlen mi, ikindi mi? Gündüz vakti. Neyse. Dur, belki sabah vaktidir. Şimdi Neslihan'la Seher eşlerini, çocuklarını toplar gelir. Ev, cümbür cemaat neşeye boğulur. Çocukların sesi, kuş cıvıltısı gibi gelir bana. Eskisi gibi duyamasam da hissederim.

Olacak şey mi uyuyup kalmak. Bahri Bey uyanmadan kalkar her şeyi hazır ederdim. Onu bayram namazına uğurlamadan sabah ilk iş, şişelere suları doldururdum. Her şişeye yıllardır sakladığım zemzem suyundan damlatırdım. Duamı tamamladım mı bir yudum içerdim. Evimizden sağlık, dirlik eksik olmasın diye. Bahri Bey İbrahim'le namazdan geldi mi bayramlaşmadan zemzemli suları hazır ederdim.

Ben annemden ne gördüysem onu yaşatmaya devam ettim. Neslihan'la İbrahim'e de öğrettim ama.. Allah'ım sabrını veriyorsun. Her can, senin emanetin değil mi? Ne diyordum?

Biz erken doğanlar zamane gençlerinden daha dayanıklıyız.  Onlar bu kadar güçlüğün altından nasıl kalkardı? Hele bizim yaşadıklarımızı yaşasalar. Kâğıttan kuleler gibi yığılıverirdiler.

Dur, kapı çalıyor. Bekle, bekle evladım. Ancak geliyorum. Nefes nefese kaldım, bekle.

Ayşe, hayırdır kızım? Niye geldin? Sen köye gitmeyecek miydin? Niye konuşmuyorsun kızım. Niye başını eğiyorsun.

Şimdi hatırladım. Ayşe'm bayramın ilk gününü yine kaçırdık değil mi? Torunlar da üç yıldır tatile denk geldiğinden gelemiyorlar değil mi?

....... Ayşe, bayramı küstürdüm  mü yoksa?

 

ÖNCEKİ yazı
SONRAKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft