Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Bari Hepsini Öldürün De Kurtulalım!...

Eklenme : 14.09.2021 00:00:00
Görüntülenme: 256

 Allah'a şükür yangınlar bitti.

29 Temmuz ile 13 Ağustos arası günler neydi öyle!...

Bir yandan hava sıcaklığı, öbür yandan yangın ateşi!...

Ham maddi hem manevî olarak kavrulduk dostlar.

İnşallah bu sene yaşadığımız yangın felaketinden ders çıkarırız da gelecek yaza kadar yangın önleyici tedbirler başta olmak üzere her türlü tedbir alınır ve ormanlarla beraber yaban hayatının kimsesizleri yanmaz.

"Yaban hayatının kimsesizleri" dedim de aklıma geldi. Geçenlerde (27.07 2021 günü) bu sütunda domuz besleme hikâyemi yazmıştım. Hani domuzlara yiyecek atıyordum da iki tane "sosyete çevrecisi" beni çevreyi kirletmekle suçlamışlardı da cevaplarını almışlardı ya!. İşte o hikâyemi hatırlayın lütfen. Ben o olayı yaşadığımda büyük yangınlar başlamamıştı ama bizim yazlık civarında 30-40 kadar irili-ufaklı domuz sürüsünün beslenmek için yırtındığını ve bizlerin de mutfak artıklarını domuzlara verdiğimizi 27 Temmuz'da yazmıştım; ertesi gün Manavgat yangını patladı; takip eden günlerde de Muğla yangınları.

Maalesef 15 günde büyük alanlar kül oldu. Ağaçlarla beraber yabani hayvanlar da yanarak öldü. (Allah hiçbir canlıya yanarak ölüm yaşatmasın.)

O günlerde domuzların yiyecek sıkıntısı çekmelerine işaret etmiştim; yangından sonra habitatları yok olan ve zaten beslenme sıkıntıları çeken başta domuzlar olmak üzere yabani hayvanların beslenmesi, bireysel sorumluluğu aşan bir desteği gerektirir. Şehir ve köy yakınlarındaki yangınlardan etkilenen domuzlar ve dağ keçilerinin beslenmesi için Vilayet, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri ile muhtarlıklar el ele vermeli, gönüllülerin de katkısıyla bunların beslenmeleri sağlanmalıdır. Elbette yabanıl beslenmeye alışmış hayvanların insan eliyle beslenmesi çok zordur ama kül ve topraktan başka bir şeyin kalmadığı dağ başlarında, yamaçlarda ve düzlüklerde aç dolaşan hayvanların beslenmesi şarttır. Yoksa ya ölecekler veya saldırganlaşacaklardır. Ölmelerine de saldırganlaşmalarına da fırsat vermemek lazımdır. Bunun için yapılması gereken ilk iş, Doğa Koruma ve Millî Parklar ve Tarım İl müdürlükleri ile birimlerin veteriner şubelerinin harekete geçmeleri ve etkili beslenme noktaları bularak işe başlamaları gerekir. Üniversitemizde Dr. Yasin İlemin, yaban hayatı konusunda tecrübeli bir öğretim üyesidir; ondan istifade edilerek nitelikli bir beslenme sistemi kurulmalıdır.

Devlet, bütün kurumlarıyla, "kimsesizler" için vardır daha çok. İnsan "kimsesizler"in derdine çare üreten devletimizin, "hayvan kimsesizler" için de gayret sarf etmesi şarttır; devlet olmak bunu gerektirir.

Yaban hayatını sadece av mevsimlerinde (Ki ben avcılığa şiddetle karşıyım) ve her şey güllük-gülistanlıkken gezmek ve seyretmek için değil, dar günlerde de hatırlamamız gerekir.

Hayvansever olduklarına inandığım başta Sayın Valim Orhan Tavlı, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım Dr. Osman Gürün, Sayın Menteşe Kaymakamım ve ilçe kaymakamlarım ve belediye başkanlarım, sevgili muhtarlarımın yaban hayvanları için endişelendiklerini tahmin ediyorum. Yabani hayvanların beslenmesi için hepimize iş düşüyor. Bu sorumluluktan kaçamayız. Yoksa hepsini öldürün de kurtulalım bu yaban hayvanlarının derdinden!...

***

Domuzlar ve tarlalara zarar verme konusuna şimdi girmeyelim. Mısır tarlasının etrafına elektrikli tel gerip domuzlardan koruyan çiftçimizi biliyorum. İnanmayan Güvercinlik'te Kariaport'un arkasındaki mısır tarlasına bakabilir. Domuzların tarım arazisine zarar vermesini engelleyelim ama onlarında hayat hakkı olan bir canlı olduğunu bilelim lütfen.

 

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft