Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Atatürk Etrafındaki Çemberi Nasıl Kırdı

Eklenme : 20.01.2022 00:00:00
Görüntülenme: 1308

Son Çorba

Çerkez Ethem'in üzerine saldırıyordu.

Eğer Ethem Bey, kardeşlerine silah çekmenin getireceği felaketi görüp, geri çekilmemiş olsaydı; 30 Aralık 1920 gününü tarih, kalpleri vatan sevgisiyle dolu vatan evlatlarının, birbirlerini hiç uğruna telef ettikleri talihsiz bir zaman dilimi olarak yazacaktı.

Allah'tan, korkulan olmadı.

Ama bu ilk mücadelede; Celâl Bayar başarısızlığın üzüntü­sünü yaşarken, İsmet Paşa, muhtemelen ilerde önüne çıkacak, büyük bir siyasal rakibi ortadan silmenin rahatlığını duyuyor­du.

Yıl 1930'da kâğıt fabrikası konusu devlet düzenini alt üst ETTİ

Yurtdışında "kâğıt üretimi" üzerine ihtisas yaparak Türki­ye'ye dönen Mehmet Ali Kâğıtçı ismindeki genç mühendis, İs­tanbul gazetelerindeki yazılarıyla:

''Yaşamak için ekmek ne ise, düşünmek için kâğıt odur. Bu iki maddeyi topraklarında yetiştirmeyen milletler eksikli kalır" ana fikrinden hareketle, Türkiye'de bir kâğıt fabrikasının ku­rulması için kampanya başlattı.

Zamanının Tekel Bakanı, kendi bakanlığının ihtiyacını kar­şılamak amacıyla fabrika kurmaya karar verdi. Mehmet Ali Kâğıtçı 'ya projeyi hazırlatıp, işi ihaleye çıkardı.

O günlerde kâğıt yurtdışından getirildiği için, başta itha­latçılar olmak üzere, gelirini bu malın komisyonuyla kazanan birçok fabrika muhalifi ayağa kalktı. Bunların Mecliste, bürok­raside güçlü temsilcileri vardı. Türkiye'de kurulacak bir kâğıt fabrikasının zarar edeceği üzerine raporlar hazırlayıp hüküme­te sundular. Dosyalar İsmet Paşa'nın masasına geldi. Başbakan yazılan raporları, yapılan hesapları gözden geçirdikten sonra, ihalenin iptaline karar verdi.

Başbakanla beraber tüm bakanların da aynı görüşü paylaş­ması, Atatürk'ün;

"Cumhuriyet Hükümeti'nin kuracağı bir fabrikanın zarar etmesi, kötü örnek olur. Ümit kırar, bu işi bırakalım" demesiy­le, proje gündemden çıkarıldı.

Fakat o tarihte İş Bankası'nın başında bulunan Celâl Bayar, hammaddesi odun olan bir fabrikanın Türkiye'de asla zarar et­meyeceğine inanıyordu. Mehmet Ali Kâğıtçıyı Ankara'ya davet edip, kendisiyle konuştu. Aklı yatmıştı. Kâğıtçı 'ya, İş Bankası'nda bir büro verdi. Kâğıt, karton, ambalaj kâğıdı ve sigara kâğıdı üretecek bir fabrikanın yapımı için düğmeye basıldı.

İş Bankası idare kurulu üyesi olan Kılıç Ali, olayı Atatürk'e bildirince,

Atatürk: "Şimdi iş adamının eline düştü. Celâl Bey zarar etmemenin yolunu bulur. Kendine başarılar dilerim" diye ümit ve sevinci­ni dile getirdi.

Ama İş Bankası'nı İktisat Bakanlığı'ndan istediği yapım iz­ni çıkmadı. Verilen yanıtta: "Kâğıt sanayiinin devletin yapacağı işler arasında olduğu bu nedenle, bankanın kâğıt fabrikası kur­masına izin verilmediği" bildiriliyordu.

Hükümet, hem yapmıyor, hem de yapılmasına izin vermi­yordu.

Bu "ret" kararının İsmet Paşa'dan kaynaklandığını bilen Bayar, Atatürk'ün en yakın arkadaşları ve içlerinde milletvekilleri­nin de bulunduğu banka idare kurulunu toplayıp, mesajını esas ulaştırmak istediği makama, manidar bir konuşmayla ilet­mekte gecikmedi:

"Görülüyor ki, bu teşebbüsümüzden vazgeçmemiz gereke­cek. Hükümetin bu konudaki kararı kesindir. Size durumu böylece arz ediyorum. Fakat Hükümetin yerinde ben olsaydım, böyle bir karar vermezdim. Mademki bir banka bana bir fabri­ka yapmak istiyor; bu işi ona devreder, Hükümet olarak yerine başka bir fabrika yapardım. Böylece memleket bir yerine iki fabrika kazanmış olurdu."

Bu olaydan bir hafta sonra, Bayar Atatürk'le konuşmak üze­re Orman Çiftliği'ne davet edileli.   

Gazi:

"Senin bir işin varmış, olmamış. Neymiş o? Anlat bana" de­di.

Bayar, kâğıt fabrikası işi için çağrıldığını anlamıştı. Ama ne düşündü bilinmez, Atatürk'ün neyi kastettiğini anlamazdan geldi:

" Olmayan bir işimiz yok, Paşam!" diye karşılık verdi.

Atatürk:

- Canım kâğıt fabrikası mı ne? Bir şey kurmak istemişsiniz, Hükümet olmaz demiş. Onu soruyorum.

Bayar olayı büyük bir keyifle özetledi. Atatürk:

"Sen idare meclisinde bir şey söylemişsin!" diyerek, Bayar'ın o çok hoşuna giden, "Mademki bir banka bana bir fabrika yapmak istiyor, bu işi ona devreder, Hükümet olarak yerine bir başka fabrika yapardım. Böylece memleket bir yerine iki fabri­ka kazanmış olurdu" fikrini tekrarlatıp, sordu:

-Bundan sonra ne yapmak gerekir?

-Efendim, Hükümetin yükü gerçekten çok ağırdır. Her şe­yi yeniden ele almaya, yapmaya mecburdur. Hükümetin ise mali gücü, fenni kudreti bunlara cevap verecek halde değildir. Bu sırada görüyoruz, vilayetlerimizde öğretmenlerin çok mütevazı olan maaşları bile zamanında ödenememektedir. Hâlbuki biz, haklı olarak sanayileşmek istiyoruz. Bütün vasıtalarımızı kullanmaktayız. Milli sermayeyi az veya çok mutlaka harekete geçirmeliyiz. Memlekette iş hacmini arttırmalıyız. Bence Cum­huriyet Hükümetinin iktisadi hedefi, tekel verine, yapmak ve güven vererek yaptırmak olmalıdır.

Atatürk, önem verdiği konuları dinlerken yaptığı gibi "hı, hı" diyerek, İş Bankası Genel Müdürünün anlattıklarını özümsüyordu. Bayar'ın sözü bitince:

"Teşekkür ederim" demekle yetindi.

DEVAM EDECEK 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft