Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Akyaka Sakin Şehir olmaktan çıkıyor mu?

Eklenme : 14.05.2022 00:00:00
Görüntülenme: 867

AKYAKA SAKİN ŞEHİR OLMAKTAN ÇIKIYOR MU?

Ramazan Bayramı'ndan önce Akyaka'ya gittim.

Hamdi Yücel Gürsoy ile karşılaştık, Yücelen Tesislerinin restoran bahçesinde oturuyordu. Birer çay içtik. Başarılı bir operasyon geçirmiş. 'İnsanın hastane sahibi olması ne güzel.' dedim. Gerektiğinde bizim işimize de yarıyor. Allah ne muhtaç etsin ne yokluğunu çektirsin, derler ya... Neyse Hamdi ağabeyi çok iyi gördüm...

Ama biraz üzgündü... Akyaka için... "Çok değişti. Çok kalabalık" diye yakındı...

Yürüyüş için sakin yerlere gidiyorum. Ahmet Çalca'nın çabaları ile Akyaka "Sakin şehir" unvanı da aldı, ama "Aşkyaka" yakıştırmacasından buyana sakinlik kayboluyor... O gün kordonda yürümeye kalktım. Tramplene kadar yürüdük. Mesafe değil, üstüme üstüme gelen insanlar beni yordu... İnsanlar adeta kucak kacağaydı. Garip ama gerçek Hamdi ağabeyden başka Muğlalı da görmedim. Akyaka kordonunda yürüyüp biriyle selamlaşmamak bana tuhaf geldi... Yalan olmasın bir de Armağan Mantaroğlu Erol'un oğlu Mehmet Erol yeğenimle selamlaştık.

Bayramdan sonra görüştüğüm Akyaka'da oteli olan dostlardan, "Bayramda beklenen kalabalık olmadı" diyenler çıktı. Zaten kordonu, azmağı dolduranlar da konaklama yapmıyorlar ki...!

xx           xx          xx

Akyaka'nın eski belediye başkanlarından İsmail Akkaya AK Parti'den Ula Belediye Başkanı seçildiğinde çok sevinmiştim. Akyakalı ve "turizmci" olarak Akyaka'yı ne kadar sevdiğini bilirim.

Sadece Akyaka için değil, Ula için de güzel projeleri vardı. Boğa güreşleri için Muğla'nın değil, Ege Bölgesi'nin de tek arenası olan "İsmail Akkaya Arenası" O'nun gerçekleştirdiği hayali oldu...

Akyaka azmaklarının yanından, önünden geçerken hiçbir zaman görmediğimiz "Ortaçağ Kalesi" de İsmail başkan sayesinde görünür oldu.

Muğla'da arkeoloji alanında önemli adımlar atılmasına büyük katkı sağlayan Muğla Valisi Orhan Tavlı'nın himayesinde yürütülen Ortaçağ Kalesi kazı ve restorasyon çalışması kesintisiz devam ediyor.

Rahmetli İsmail Akkaya ile bir seferinde Akyaka'da Orman Kampı'nda karşılaştık. Yücelen Tesislerinin yanında, kıyıdaki kafeteryalara ekonomik nedenlerle oturamayanlar için 'Çay Bahçesi' açmıştı. Kendisini tebrik ettiğimde gülerek, "Burası halkın" deyip, "O şirketin elindeki yerlerin hepsini alacağız" demişti...

Rahmetli o gün "Sakin Şehir devam edecek mi?" sorumu da "Bu sıfat bir prestij. Akyaka markasının tescili gibi. Bu sıfat hangi gerekçelerle verildiyse, o gerekçeleri muhafaza edeceğiz." diye yanıtlamıştı.

Cennet mekanı, ruhu şad olsun...

xx           xx          xx

Rahmetlinin ardından Belediye Meclisi içinden Mimar Özay Türkler seçilince çok sevinmiştim. Kendi kendime "Ne de olsa mimar insanın hali başka. Rahmetlinin bıraktığı yerden devam eder" demiştim.

"Ne gerek var" anlayışına sahip yerel yöneticilerin elinde Ula, Akyaka yeterince hizmet alamamıştı. Ula'daki anlayış yüzünden aşağıda Ahmet Çalca az çekmemişti.

O yüzden Ula ve Akyaka çok şey bekliyor...

Ama aşağıdan şikayetler gelmeye başladı... En başta gelen şikayet 'otopark şikayeti'.. Azmak yanındaki otopark için herkes "Belediye neden kendisi işletmiyor?" diye soruluyor.

Teknelerin bağlandığı yerde takı ve el iş hediyelikler satan kadınların tezgahları vardı. Onları oradan alıp otopark ile azmağın arasına sıkıştırmışlar. İsmail Akkaya'yı rahmetle anan satıcı kadınlar "Eski yer bize daha uygundu. Kimseye zararımız yoktu. Bakalım buradan nereye atarlar." diye yakınıyorlar.

Şimdi de en son Orman Kampı'nda Muğlalıların, Ulalıların piknik yaptıkları yere konulan şezlonglar şikayet konusu oldu.

Sosyal medyada da paylaşılan fotoğrafa baktığımda aklıma şu soru geldi:

"O şezlonglar oraya para kazanmak için mi yoksa, piknikçileri engellemek için mi kondu?"...

xx           xx           xx

Akyaka'da mesire alanına konulan şezlonglar gerçekten tepkiye neden oldu.

Basında yer alan haberlerde şu ifadelere yer verildi:

"Geçtiğimiz sene yaz aylarında Akyaka Orman Kampı'nda kıyı alanların ahşap platformlarla kapatılması büyük tepkiye neden olmuştu. Bu sene de yine Akyaka'da halkın yıllardır mesire alanı olarak kullandığı alana çok sayıda şezlong konuldu. 1979 yılından bu yana Akyaka'da oturduğunu belirten, isminin verilmesini istemeyen bir vatandaş, "Yıllardır mesire alanı olarak kullandığımız yerleri çok sayıda şezlong ile kapattılar. Bu tür işgallerden çok üzgün ve şikayetçiyiz. Yaşadığımız mahallede gittikçe yaşam alanımız kısıtlanıyor" dedi.

Gerçekten çok çirkin. Orada şezlongların ne işi var. Sanki orada iskele gasp edilmiş, oradan herkes geçmesin isteniyor... Allah aşkına her şey para mı?

O şezlonglardan kaç para alıyorlar acaba?

Yakında Yücelen Tesisinin olduğu yerdeki girişten de para isterler.

Muğla turizminin övünç noktalarından biri olan Akyaka galiba "İşporta destinasyonu" haline geldi. Bu kafayla "Sakin Şehir" sıfatı da sizlere ömür olur...

xx           xx           xx

YATAĞAN'DA KAÇAK MERMER İŞLETMELERİ Mİ VAR?

Yatağan'da Gökpınar Mahallesi'nde yaşayanlar kendi tabirleri ile adeta "canlarına doymuşlar"...

Onlardan İbrahim Güleç, "Mahalle mermer tesislerinin gürültüsünden, tozundan yaşanmaz hale geldi. Biz onlar varken gelip burada mahalle kurmadık. Biz onlardan önce buradaydık. Sorgu sual etmen gelip burada tesis kurdular. Bari önlem alsalardı. Bizi görmezden gelip, yok sayıyorlar." diye dert yanıyor.

Gökpınarlıların anlattığına göre, mermer işletmelerinin içinde "iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı" olmayanlar varmış. Muğla Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı vatandaşların şikayetleri üzerine, Yatağan Belediyesi'ne yazı göndererek 25.04.2022 tarihinde bu işletmelerin mühürlenmesini sağlamış.

Ancak önceki gün söz konusu işletmeler "mühür fekki bile yapmadan" faaliyetlerine devam etmeye başlamışlar.

Mühürlenmelerine rağmen işletmelerin çalışmaya devam etmesine tepki gösteren mahalle sakinleri şöyle anlattılar:

"Kanuna aykırı bir çalışma yapılmakta ve mahalledeki insanların huzurunu kaçırmaktalar. Pazar günleri bile mühre rağmen hiçbir şey yokmuş gibi gümbür gümbür çalışmaya devam etmekteler. 'Biz Yatağan Belediyesi'ne az mı yardım ediyoruz, bize karışamazlar' diyorlar. İyi de biri yardım ediyor diye bizim bu sesi bu işkenceyi çekme suçumuz ne, bir bilen varsa söylesin Allah aşkına."

xx           xx          xx

Mühürlü işletmelerin kapatılması gerektiğini, bu konuda Cimer'e de başvuruları olduğunu söyleyen İbrahim Güleç "Zabıtaya, jandarmaya haber veriyoruz, gelip müdahale eden yok. Tam gaz çalışmaya devam ediliyor." diyerek şu ifadelerde bulundu:

"12 Mayıs Perşembe günü saat 7.30 da zabıtayı aradık. İşletmeler saat 20.00'de kapanıyor. Zabıta saat 21.05'de geldi. Mühür yerinde deyip döndüler gittiler. Fakat işçiler sabah 08.00 de gelip akşam saat 20.00 da gidiyorlar. Kamyonlar gümbür gümbür içeriye girip çıkıyorlar. Kapıyı başka yerden açmışlar. Mühre zarar vermeden açıp kapatıyorlar. Zabıta da kapı çalışmıyor diyor. Biz bu işletmeleri köyümüzde istemiyoruz. Bunları Yatağan Belediyesi uygun bir yere kaldırsın, kimsenin ekmeğinde gözümüz yok. İşletmecilerde kaldırıldığı yerde rahat rahat istediği kadar vardiya kurarak çalışsınlar. Biz sessizlik istiyoruz."

--------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ; Umudumuzun bittiği yerde inadımız başlar...

SÜLEYMAN DEMİREL; "Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz." DEMİŞTİ...

ÇİVİ

BBP Lideri Destici, Anadolu Fest'i hedef alarak, "Müzik festivali adı altında, şarap, bira festivali, haram olan şeylerin ya da davranışların sergilenmesi normalmiş gibi. Uygun görmem" deyince arkadaşım da "Kırk yıl düşünsem 'Haram şeyler Festivali' aklıma gelmezdi. Bu festivalin adı böyle olmalı" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft