Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Ahlat Ağaçlarına Ağıt

Eklenme : 5.10.2021 00:00:00
Görüntülenme: 696

Geçen hafta 3 tane ahlat ağacını kestiler, kimsenin haberi olmadı.

Benim de olmadı. Benim de haberim olmadı çünkü o sokağı trafiğe kapatmışlar ve doğalgaz ve yol inşaatı yapmışlardı.

İşler bitip beton dökülmüş yol açılınca, kaymak gibi yolda ilerlemenin sevinci birden bire darmadağın oldu. Çünkü sokak yapılırken sağdaki 2, soldaki 1 ahlat ağacı kesilmişti.

Oysa 3 ağaç da kurtarılabilirdi.

Diyanet Kız Yurdu'nun duvarına yakın olan 2 ağaç, kaldırım gibi bir alanın içinde bırakılarak yaşaması sağlanırdı. Biraz ilerde iki yol ağzında kalan ahlat ise, ortada muhafaza edilip yaşamasına izin verilirdi.

Olmadı!...

3 ahlat ağacını da yola feda ederek yok ettiler.

Yol güzel oldu.

Çamurdan ve kasislerden kurtulduk.

Yaya ve arabayla yürümek daha iyi hâle geldi. Yürümek iyi hale geldi ama betona mahkum yürümek pek güzel değil. Betonda yürüyor olsak da etrafımızda birkaç ağaç olması ne kadar güzeldi.

Bu 3 ahlat ağacının bende özel yeri vardır.

Bir kere evime giden yol üzerinde olduğu için her geçişte onlarla selamlaşırdık biz.

Ahlat ağacı çocukluğumun ağacı ( Biz "çöğür ağacı-armudu/çöör ağacı-armıdı" derdik.) olduğu için her geçişte çocukluğuma giderdim ben. Çocukluğum. Yamaçlar. Yamaçlarda ahlat ağaçları. Ağaçların altında çukur oyunu (bir tür dama; mangala) oynamalar; dala çıkıp türkü söylemeler. Bu ses o dallarda açıldı.

Hem ben, o ahlat ağaçlarıyla mevsimi takip ederdim. Çiçek açtığında Nisan'dır; yaprak döktüğünde mayıs; meyveler kabardığında Temmuz-Ağustos; dallarda yapraktan çok meyve göründüğünde Eylül-Ekim; armutlar tatlandığında Kasım-Aralık aylarıdır.

Oğlak ve kuzular pıtır pıtır otları kopara kopara yerken, onların mutluluğunu hissederek ahlat gölgesinde uyuyup kalmalar. O serinlik. O tatlılık.

Kasım ayı geldiğinde en güzel ahlat armudunu bulmak için dere tepe dolaşmalar. İçinde taşı en az olan armudu bulunca hazine bulmuş gibi sevinmeler. O ağacı kimselere söylememeler.

Ahlat, köy ve Yörük kültüründe önemlidir. Yörüğe baklava ikram etmişler; "Yeni ahlat yedim; ağzımın tadı bozulmasın." demiş.

O ağaçları her gördüğümde hep çocukluğuma kaçardım ben.

İş yoğunluğundan, gereksiz işlerden ve dedikodulardan birkaç dakikalığına kaçış!... İnsana ne büyük huzur verir bilir misiniz?...

Hem o ahlat ağaçları rahmetli Halil ağabeyimle (Halil Aga/Aga) aramdaki en güçlü bağlardan biriydi.

Rahmet Aga'm da ahlat ağacı romantizmiyle yaşıyordu. Onun da çocukluğu ahlatlı yamaçlarda, Sivriyar'ın önünde, Mor Yar'da, Merçemli'nin önünde Küçük Çarklı'da, Büyük Çarklı'da ve Dedemin Tarlası'nda geçmişti. Oralarda ne güzel ahlatlar vardı!... Aga da son 10 yıldır o ahlatlara giderdi benimle beraber. Son 10 yıldır, her Kasım-Aralık'ta mutlaka bu ahlatlardan birkaç kilo toplar, rahmetliye götürürdüm. O da götürdüğüm ahlatlarla çocukluğuna, köye ve o tepelere-yamaçlara dönerdi.

Artık Aga'ya ahlat götüremiyorum. Çünkü Aga 25 Kasım 2019 günü ebedî âleme göçtü.

Aga ebedî âleme göçse de ben o 3 ahlat ağacının yanından geçerken rahmetli de anmaya başlamıştım.

Artık o 3 ağaç yok.

2011 yılında da kampüste Alıç ağacını kesmişlerdi. Ona ağıt yazmıştım. Şimdi hem çocukluğumu yok etmişler, hem de ağa ile irtibatımı kesmişler.

Ben nasıl ağlamayayım dostlar!...

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft