Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Adalet yaşıyor; Başsavcılık kararı istinafa taşıdı...

Eklenme : 23.06.2022 00:02:00
Görüntülenme: 820

MUĞLA BASINI SOKAĞA ÇIKAMADI

Meslektaşlarımız, önceki gün büyükşehirlerde sansür yasasına karşı sokağa çıktı. İzmir'de Hasan Tahsin Anıtı önünde buluştular. Aralarında Muğla'dan giden olmuş mudur diye sormayacağım. Çünkü öyle bir marifetimiz olsa önceki gün "Muğla Basını" da Menteşe Sınırsızlık Meydanı'nda olurdu. Ben de orada olurdum.

Neyseki hiç değilse Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut önceki gün sosyal medya hesabından ortak açıklamanın paylaşımını yaptı.

'Gazeteciler' bu hafta Meclis Genel Kurulu'nda görüşülecek medyaya sansür getirecek 'dezenformasyon yasası' olarak bilinen yasaya karşı hafta başında 'tüm ülkede sokaklara çıkıyoruz' diyerek eylem çağrısı yapmıştı. Muğla'da çıkılamadı... Oysa üç cemiyetimizde 500'den fazla gazeteci kayıtlı...! Bu kadar gazeteciyi istihdam edebilecek gazetemiz de yok ama...

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın da aralarında bulunduğu basın örgütleri, "Sosyal medya yasası" olarak bilinen "Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" teklifine karşı önceki gün İzmir dışında İstanbul'da Taksim/Tünel'in yanında Ankara Milli Egemenlik Parkı'nda ve Adana ÇGC Sosyal Tesisleri'nde sokağa çıktılar... Biz çıkamadık...


xx xx xx

ADALET MUĞLA'DA ÖLMEDİ; BAŞSAVCILIK KARARI İSTİNAFA TAŞIDI

Pınar Gültekin ile ilgili hukuk garabeti mahiyetindeki karara tepkiler ve isyanvdevam ediyor. Tepkiler sürerken, Gültekin ailesinin avukatı Dr. Rezan Epözdemir ve Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı önceki gün kararı istinaf mahkemesine taşıdılar. Epözdemir'in taşıması şaşırtıcı olmadı. Zaten hafta başında karar duruşmasından çıkar çıkmaz yaptığı açıklamada Yargıtay'a kadar gideceklerini açıklamıştı.

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın istinaf mahkemesi nezdinde itirazı şaşırtıcı oldu. Epözdemir önceki gün "Pınar Gültekin ile ilgili hukuk garabeti mahiyetindeki karara bugün itibarıyla hem katılan vekili olarak hem de esas hakkındaki mütalaasında tüm sanıkların cezalandırılmasını talep eden Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı istinaf mahkemesi nezdinde itiraz etti" açıklamasında bulundu.

Buarada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık da kararı istinafa taşıyacağını bildirdi.

Önceki gün yazımın "Adalet burada bugün Muğla'da öldü..." başlığım Epözdemir'e aitti. Başsavcılık Muğla'da adaletin ölmediğini gösterdi.

Adalet sürüyor... Nitekim twitter üzerinden açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de hukuki sürecin devam ettiğini, yargı mekanizmasının çalıştığını ve süreci hassasiyetle takip ettiklerini söyledi...


xx xx xx

SİYASİLER SINIFTA KALDI

Öte yandan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık da yaptığı açıklamada, "Ağır tahrik nedeniyle indirim kabul edilemez, Bakanlık olarak kararı istinafa taşıyacağız" ifadelerini kullandı. Bakan Yanık, "Muğla'da Pınar Gültekin'i canavarca katleden sanık hakkında verilen cezaya 'ağır tahrik' sebebiyle indirim uygulanmasını kabul etmemiz mümkün değildir." dedi.

Ömer Çelik ve Derya Yanık'ın açıklamalarından mı cesaret aldı ne 13 duruşma boyunca Adliye önünde toplanan kadınların içinde göremediğimiz gibi, bir değerlendirmesini de duymadığımız AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan'da önceki gün akşam saatlerinde "Vahşi cinayeti bir kere daha lanetliyorum" başlıklı paylaşımda bulundu. Demek ki daha önce açıklaması olmuş, ama biz tesadüf etmemişiz. Milletvekili Gökcan 13 duruşmasında takip etmediği davanın kararını değerlendirirken, "3. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği bu kararı ve dava sürecini yakından takip ediyoruz. AK Parti Sözcümüz Sayın Ömer Çelik'in de ifade ettiği gibi: '... Hukuki süreç devam etmektedir." dedi...


xx xx xx

Önceki gün bir açıklamada CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban'dan geldi. Alban "Pınar Gültekin dün bir kez daha katledildi. Önce bir katil eliyle, dün de adalet tarafından. Pınar Gültekin cinayetiyle ilgili mahkemenin verdiği karar hepimizde 'bu ülkede gerçekten adalet öldü' dedirtti. Karar bir utanç belgesi olarak hukuk tarihine geçti. Canilere verilen ödül gibi cezaları değil cinayete, zorbalığa, şiddete uğramış tüm kadınlar için adalet istiyoruz." dedi.

Öteki milletvekilleri bir şey demedi..! Zaten Pınar Gültekin davasını baştan beri duruşmalara gelerek izleyen tek milletvekili olan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay diyeceklerini kararın verildiği gün Adliye önünde kadınlar ile yaptığı açıklamada "Bu iktidarı tarihin çöplüğüne atmadığımız sürece bu politik cinayetlerden, kadın cinayetlerinden ne yazık ki kurtulamayacağız. O yüzden de bu mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz, kadınları savunmaya, İstanbul Sözleşmesi'ni savunmaya devam edeceğiz. Bu burada bitmedi." diye vermişti...

Siyasilerden CHP, AK Parti, İYİ Parti, MHP Muğla İl Başkanları bu davanın takipçisi olmadıkları gibi karara dair bir "düşünceleri" de olmadı... İl Kadın Kolları Başkanları da öyle...

CHP'li Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'ü soracak olursanız düne kadar hiçbir şey demediler. Belki bugün derler...!


xx xx xx

KADIN HAREKETLERİ KARARLI

Karar duruşmasında Muğla Kadın Hareketleri adliye önünde her zamanki gibi pankartlarını açtılar, kadın cinayetlerini lanetleyip, adalet istediler. O gün adalet tecelli etmeyince soluğu Sınırsızlık Meydanı'nda aldılar. O meydanda kararı protesto edenlerden Muğla Karya Kadın Derneği Yürütme Kurulu önceki gün yazılı açıklamada bulundu. "Pınar'ın katledilmesinin ardından yüzlerce kadın daha vahşice yöntemlerle katledildi. İstanbul sözleşmesi bir gece yarısı hukuksuz bir biçimde fesih edildi. İstanbul sözleşmesi uyarınca kadına yönelik şiddet davalarında toplumsal cinsiyete dayalı savunmalar ve indirim uygulanması mümkün değildi." denilen açıklamada şöyle ifade edildi:

"Pınar'ın katili Cemal Metin Avcı daha önceki savunmalarında da 'Vicdanım rahat' diyerek hiç pişman olmamıştı. İstanbul Sözleşmesi'nin iptali için 'iyi oldu' yorumunu yapmıştı. Erkek adalete güveniyordu. Böylesi bir kararı kadın örgütleri olarak kabul etmiyoruz. Kadın katillerini cesaretlendiren, onları cezasızlıkla ödüllendiren bu ve benzeri kararları verenler, ülke vicdanında bu ülkede her gün katledilen kadınların katilleri kadar suçludur. Bu dava kadın örgütleri açısından bitmemiştir. Tüm kadın katilleri ve onlara yardım edenler gereken cezayı alana kadar her bir kadın cinayeti davası bizim davamızdır. Katillerin ve hakimlerin vicdanları rahat olsa da bu ülkedeki tüm kadınlar katillerin cezalandırılması ve bu cinayetler sonlanıncaya kadar yılmadan, susmadan isyan ve mücadele etmeye devam edecektir. Bu karar tıpkı İstanbul sözleşmesinin feshi gibi kadın örgütleri açısından yok hükmündedir. Erkek adalet tarafından verilmiş bu kararı kabul etmiyoruz. Bu dava bitmedi, yeni başlıyor."


xx xx xx

Herkes "Haksız Tahriki" merak ediyor. "Tahrikin haklısı haksızı mı olur" diye soruyorlar. Biz de sorduk, Madde 29- 1 "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." diyormuş... Kanun karşısında boynumuz kıldan ince, ama kanunda tartışılır...

Bazı şeylerin şeyi olmamalı... Bir kere sorunun adını doğru koymalıyız. Sorun "kadın cinayetleri" değil, Kadına, Çocuğa Şiddet ve Cinayetlerdir... Cinayet ve şiddetin haklı gerekçesi olur mu? Ne ise o 'Haksız tahrik' ceza indiriminin GEREKÇESİ olmamalı... Cinayetin cezası ayrı, haklı-haksız tahrikin cezası ayrı değerlendirilmelidir... Eğer 'haksız tahrik' gerekçesiyle ceza indirimi yaparsanız, bu bir bakıma cinayetin "HAKLI CİNAYET" haline getirilmesi olmaz mı? Cinayetin haklısı haksızı olmamalıdır... Mesela bir adam karşısındakinin anasına avradına küfreder, küfredilen o an tahrik olur küfredeni çeker vurur... Burada tahrik bir gerekçe olabilir... Pınar Gültekin cinayetinde böyle bir şey var mı?... Olsa sanık Pınar Gültekin'i o an öldürürdü. Son görüşmelerinin ardından değil... Son görüşme ile cinayetin arasında geçen süre "CİNAYETİ PLANLAMA ORGANİZE ETME" süresidir. Keşke o "ağır tahrik" neyse genç kadını katledeceğine, savcılığa başvursaydı...

Cezanın varlık nedeni intikam değil, benzer olaylardan caydırmaktır. Öldürüp, yakıp, betona gömen bir caniye indirim uygulanması, adil ve caydırıcı olamaz. Muğla'nın veya başka yerin değil tüm insanlığın vicdanı yaralanmıştır.

-------------------- --------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Söylesem tesiri yok! Sussam gönül razı değil! --Fuzuli

SÜLEYMAN DEMİREL; 12 Eylül yargılamasında müdahil olup olmayacağı konusunda"Ben 12 Eylül'le sandıkta hesaplaştım." DEMİŞTİ...

ÇİVİ

"Ben sana yarım altın taktım, sen bana çeyrek kavgası".. 1 ölü 2 yaralı...

Beni Bi Gülmek Aldı:)))

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft