Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

27 Mayıs'ın Yamyamları-2

Eklenme : 26.05.2022 00:00:00
Görüntülenme: 459

Geçen haftaki yazının devamı.

İNCİR ÇEKİRDEĞİ
Polatkan'ı "Ali İpar, Barbara, Vinileks ve Anayasayı İhlal" gibi içi boş dosyalarla suçlarlar. Kayıtlar ortadadır, lütfedip baksalar.  Yassıada Mahkemesi, çadır tiyatrosunu andırır. Düşünün Hâkim Başol "Niye bu kadar şeker fabrikası yaptınız" diye sorar, cevabı dinleme lütfunda bile bulunmaz. Ada'ya bizzat Cemal Gürsel tarafından yollanan Tarık Güryay ulu orta sövmekte, mebusları sopalamakta, urgan göstermektedir âdeta.
Gidişat bellidir, asacaklar.
Usulsüzlük diz boyudur "CHP Mallarının Hazine'ye Aktarılması" yasası dikta olarak değerlendirilir, hâlbuki altında imzası olanlardan bazıları DP'den istifa etmiştir, onlara dokunulmaz.
Hasan Bey, ailesi ile 16 ayda iki defa görüşebilir, o da çok kısa ve askerlerin arasında. Mutahhare Hanım eşini 83 kilo bırakmıştır, şimdi 38 kiloluk bir hayalet vardır karşısında. Kız kardeşi Şule hekimdir. Ziyareti esnasında abisinin ellerindeki yanıkları teşhis eder. "Ne oldu böyle?" Sigara bastıkları açıktır, saklamaya çalışır. Dövülüp azarlanmaya alışmıştır da, ah defihacet esnasında tuvaletin kapısı açık tutulmasa.
Polatkan, müdafaasını yaparken Hâkim Salim Başol "Uzatma" der, "sizi buraya gönderen güç öyle istiyor, bir an önce bitir, yemeğe gideceğiz daha!"
O günden sonra sözlü savunma yapmaz, yazar imzalar, önlerine koyar.  
Niye nefes tüketsin ki, karar değişmeyecektir nasıl olsa. 

APAR TOPAR İNFAZ
Ceza Kanunu'na göre sanık avukatlarının infazda bulunma hakkı vardır. Cindoruk, Yassıada'ya gittiğinde saat 05.00 olmamıştır daha.
Vardıklarında cellatlar işlerini bitirmiş, sırtlarındaki çuvallarla inmektedir rıhtıma.
Cindoruk, Hasan Polatkan'ın evine gider. Herkes ayakta, ağlayanlar sızlayanlar. Hanımı feryat figan, müsekkin yapılmıştır oysa. Avukatlarını görünce umutla sorarlar Cindoruk "Hasan Bey'i kaybettik" diyebilir anca, idam edildi demeye dili varmaz.
Ağır bir şey,
avukatların en zorlandığı an. Annesi Hafız Hacı Gülsüm çok yaşlıdır, ondan saklar, Pakistan'a sürgün edildi der, oyalarlar.
Hanımı kabul edemez. Gazetedeki idam fotoğraflarına rağmen çıkıp gelmesini bekler umutla.

MİLLETİN SİLAHIYLA...
 Büyük kızı imtihanı kazandığı hâlde okula alınmaz. Küçüğü mektebe geç başlar, içine kapanır, korkar.
Bazı öğretmenler keyif için gelir, rencide edici sorular sorarlar.
Başsavcısı Altay Ömer Egesel, Tercüman gazetesine verdiği röportajda "15 idam kararı verildi. Millî Birlik Komitesi bunların üçü için 'Evet' dedi. Bana göre idam edileceklerin başında Celâl Bayar vardı. Hasan Polatkan'a yazık oldu"  demekten kaçınmaz.
Eşi Mutahhare Hanım ile küçük kızı Nilgün de travma yaşar ama büyük kızı Sema erir biter, hayatını kaybeder genç yaşta.
İlerleyen yıllarda Polatkan ailesi, Millî Birlik Komitesi üyeleri hakkında dava açar, takipsizlik kararı çıkar. Hâlbuki "insanlık suçlarında" zaman aşımı olmaz.
Darbeciler, kendilerini "hazırlattıkları anayasa ile" koruma altına almış, açık gedik bırakmamıştırlar.
Ömür boyu senatör olur, yüksek maaşlı makamlara kurulur, firmalardan huzur hakkı alırlar.
Evet, yaptıkları yanlarına...
Gidi kolpo dünya.   

HASRET KOKAN MEKTUPLAR
Sevgili kardeşim Şule,
Hayat ne tuhaf değil mi? Tıpkı rüya, bir hayal âlemi, masal gibi...
Her şeyi olduğu gibi kabul etmek lazım. Ruhlarımız buna alışmalı. Kendimi büyük bir teslimiyetle hadiselerin akışına bıraktım.
CANIM KIZIM
Sema'cığım, imtihanların yaklaşıyor. Allah kolaylık versin. Fakat sen merak etme. Allah'ın yardımı ile muvaffak olacaksın. İmtihanlarınız sözlü olduğuna göre çekingen olma. Cıvıl cıvıl konuş, tamam mı?
Nilgün'cüğüm, ben burada her gün "Fatoş ile Güngörmüş"e bakıyor, hem gülüyor hem de seni hatırlıyorum. İnşallah, seni bir gün dizlerime oturtacak, o hikâyeleri okuyacağım.

TAHAMMÜL EDEMEDİLER
Eskişehirli hemşehrileri Hasan Polatkan'ı unutmaz, adını bir caddede yaşatırlar. Ancak darbeseverler Hasan Polatkan Caddesi'ni "Atatürk" olarak değiştirir.
Tabudur, dokunulmaz nasıl olsa.  
Bakın şu garabete ki, şehirde bir Atatürk Caddesi daha vardır. İstasyon'dan başlar şehri ikiye böler âdeta. İkisi Akarbaşı'nda buluşur. Kırk yıllık Atatürk Caddesi'nin başına M.K. koyar, kıvırırlar. İyi de, ya karışan adresler yüzünden vatandaş mağdur olursa. Öyle ya celp, çağrı gelir, evrak, para, fatura...
Amaaan. Kimin umurunda?

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft