Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

1993 Yılının Karanlık Olayları Aydınlatılmalı

Eklenme : 29.04.2021 00:00:00
Görüntülenme: 200

Eski bir yazımdan alıntı...

Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zehirlendiği ve Jandarma Genel Komutanı 0rg. Eşref Bitlis'in uçağına sabotaj yapıldığı iddiaları, Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarına zarar veriyor. İki olay da 1993 yılında yaşanmıştı. Ama aynı yıl üzerinde mutlaka durulması gereken bir dizi olay daha gerçekleşti. Bunları kronolojik olarak sıralayalım:

4 Ocak: PKK-MİT ilişkisi üzerine çalışan Gazeteci Uğur Mumcu öldürüldü.

Şubat: Cumhurbaşkanı Özal'ın Kürt grubuna ilişkin rapor hazırlamakla görevlendirdiği eski Maliye Bakanı Adnan Kahveci, trafik kazasında hayatını kaybetti.

7 Şubat: Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis uçağının düşmesi sonucu şehit oldu.

7 Nisan: 8'inci Cumhurbaşkanı Özal vefat etti.

4 Mayıs: 33 sivil silahsız er, terör örgütünce Bingöl-Elazığ karayolunda şehit edildi.

Temmuz: Madımak Oteli yakıldı. 37 şair, ozan ve yazar ile otel görevlisi yanarak öldü.

Temmuz: PKK, Erzincan'ın Kemaliye İlçesi Başbağlar köyünü yaktı ve 33 kişiyi öldürdü.

Eylül: DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar, Batman'da yol ortasında öldürüldü.

22 Ekim: Tuğ. General Bahtiyar Aydın Lice'de suikast silahıyla vuruldu.

Kasım: JİTEM'in kurucusu emekli Binbaşı Cem Ersever öldürüldü.

"Demokratik açılım" ve "sivil iradenin nüktedir olma mücadelesi"nin başarıya ulaşması için 1993'te yaşananlar araştırılıp, aydınlatılmalı. Çünkü bunlar çözülürse, bir daha benzer karanlık oyunlara kimse tevessül edemez!

Basın Konseyi nedir? İşlevi nicedir?

Başkanını tanıyoruz da diğer üyeleri kimlerdir?

Bu ülke adına ne yapmıştır?

Hangi yaraya merhem olmuştur?

Doğrusu pek de merakıma mucip olmamıştı.

Gazeteciliğin en rahat yapıldığı yılları yaşıyoruz. Gir internete, tıkla Google'ı, ulaş bütün bilgilere. Olay bu kadar kolay.

Ve biz de öyle yaptık.

Peki, nereden aklımıza geldi Basın Konseyi?

Oktay Ekşi'nin yüzünden!

Türk matbuatının duayeni olarak gösterilen Ekşi Bey, Tayyip Bey'in şahsında tüm AK Partilileri hedef alan söz söylemeseydi biz de böyle bir yazıyı kaleme almazdık.

Oktay Ekşi yazısında çok talihsiz bir söyleme imza atarak, AK Parti camiasına analarını satan zihniyet, diyor.

Sıkışınca ve sıkıştırılınca da özür diliyor. Yetmiyor, mensubu olduğu gazetesinin önünü protestocu AK Partililer doldurunca, Hürriyet Gazetesi başyazarlığından istifa ettiğini deklâre ediyor.

Yeter mi?

Bence yetmez.

Basın Konseyi Başkanlığını da bırakması gerekir.

Zira Basın Konseyi'nin ilkelerini bizzat kendisi ihlâl ediyor..

Hâlbuki kurucuları, Basın Konseyini, "iletişim özgürlüğünü, meslek etiğini ve ilkelerini savunan bir özdenetim kuruluş" olarak tarif etmiş?

Ardından da içlerinde Oktay Bey'in de bulunduğu kurucu gazeteciler "Basın Meslek İlkeleri" adına söz vermişler.

Hele bir 4. madde var ki akıllara seza!

"Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez" diyor.

Ama buna imza atan "Basın Konseyinin başkanı, AK Partililere belden aşağı vuruyor..

Netice-i kelâm; Oktay Ekşi kötü bir final yaptı.

Bundan böyle Ekşi'nin yazarlığı da ayar tutmaz. Cıvata gevşedi çünkü.

60 yıllık gazeteci küllüm oldu gitti.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft