14 Mayıs

Eklenme : 14.05.2022 00:00:00
Görüntülenme: 88

Günümüzden 72 yıl önce 14 Mayıs 1950 Pazar günü, Türk Demokrasisi için, çok önemli bir gün idi...

14 Mayıs 1950 Pazar günü, 27 yıllık tek partili bir dönem sonlanmış, demokratik bir seçimden sonra DP yönetime gelmişti.

Demokrasi hakkında çok şeyler konuşulmuş, yazılmıştır.

Sokrates, " Bilenlerin oyları ile bilmeyenlerin oylarının eşit sayıldığı bir sisteme demokrasi denmez. Dense dense bu sisteme Kokokrasi denir " demiştir.

Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammet de " Bilen ile bilmeyen eşit olabilir mi? " demiştir.

Bilmek, bilinçli olmak çok önemlidir.

Platon, bilinçli ve bilgili olan kişilerin politika ile ilgilenmelerini haseten istemiştir.

Platon, eğer bilinçli ve bilgili insanlar politika ile ilgilenmezler ise, bunun cezasının, bilgisiz ve bilinçsiz, hatta art niyetli insanlar tarafından yönetilmek olduğunu, söylemiştir.

Demokrasi, Yunanca " Halk yönetimi " demektir.

Yunan dünyasında kent devletler vardı.

Bunların başında Atina Kent Devleti geliyordu.

Atina, demokrasisi ile övünüyordu.

Ancak, Atina demokrasisinde kadınların ve kölelerin oy hakkı yoktu.

Bütün işleri köleler yapardı.

Atina demokrasisinde bir avuç kendisini seçkin ve efendi kabul eden insanlar oy kullanabiliyordu.

Oy kullanan ve hiç çalışmayan bu insanlar da bol bol felsefe ile ilim ile meşgul olabiliyorlardı.

Çağımızdaki Demokrasi'de ise, 18 yaşını doldurmuş her yurttaş oy kullanabiliyor.

Bu da hâlâ birçok rahatsızlığa neden oluyor.

Ekonomi ve medya kimlerin elinde ise, günümüz demokrasileri de bu kişilerin yönlendirmesi ile şekilleniyor.

Bu yöntem nereye kadar gidebilecek bilemiyorum.

Ülkemize gelince, 14 Mayıs 1950 günü güzel başlayan demokrasimiz defalarca sekteye uğradı.

1960, 1971, 1980, 1997, 2016 yıllarında çeşitli şiddetlerde askeri ve sivil darbeler ile demokrasimiz sekteye uğradı.

Yaşadığımız darbelerin altında, egemen güçlerin, oy kullanan büyük çoğunluğa saygı ve güven duymaması yatıyordu.

Dünyamız büyük bir değişimin arifesinde.

Bu değişim demokrasi anlayışımızı da değiştirecek.

Yapay zekâlı robotlar, birçok tehlikeli, zor ve kirli işleri insanların elinden alıp, bu işleri bizim yerimize yapacaklar.

Bunun ilk işaretlerini kazma kürekle yapılan birçok işin iş makinaları ile yapıldığı zaman gördük.

Sonra da fabrikalarda çalışan işçilerin yerlerine robotların çalışmasında gördük.

Bu gelişmeler, bu değişim yeni bir dünyanın ayak sesleri idi.

Bu tempo ile gidersek, 10-20 yıl sonra tüm alışkanlıklarımızdan vazgeçmek zorunda kalacağız.

Bu yeni dünyada demokrasi nasıl işleyecek, işinden olan büyük insan toplulukları nasıl geçimlerini sağlayacaklar, tüm bu soruların cevaplarını şimdiden düşünmeye ve doğru kararlar almaya mecburuz.

Bazı kişiler, "Ben yaşayacağım kadar yaşadım, gerisi beni ilgilendirmez" diye, düşünebilir.

Ama çocuklarımızın, torunlarımızın, hatta torunlarımızın torunlarını düşünmeyecek miyiz?

Dünya değişiyor, demokrasi değişiyor, değişime direnenler, değişime inanmayanlar gol yiyeceklerdir.

Gol yememek için, 2100 hatta 2200'lü yılları şimdiden plânlamalıyız.

Bu yılları, planlayan insanlar var bu dünyada.

Bu insanlar, torunlarını, bizim torunlarımızı sevdiğimizden daha çok mu seviyorlar?

Buna inanmıyorum.

O halde, gereğini yapmak bizim boynumuzun borcudur.

Tüm bu düşünceleri özgür olduğumuz için, demokratik bir ortamda yaşadığımız için yazabiliyor, paylaşabiliyoruz.

Bu detayı da ıskalamayalım...

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft