Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

İstanbul'daki Sınava Zeybek Elbisesiyle Giren Muğlalı Kimdi?

Eklenme : 23.11.2021 00:00:00
Görüntülenme: 228

Yakın zamandan söz etmiyorum; 18 yüzyılın ikinci yarısında söz ediyorum. Yani 18. yüzyılın ikinci yarısında, İstanbul'daki bir sınava, zeybek elbisesiyle giren biri var: Ulalı Palabıyık Mehmet Efendi.

Kim bu Palabıyık Mehmet Efendi?

Palabıyık Mehmet Efendi sıradan bir aile çocuğu değil. Babası 18. yüzyılın âlim ve şeyhlerinden  Ulalı Yusuf Efendi (1702-1779). "Koca Müftü" lakablı Mehmet Emin Zekâi Efendi(1849-1932)'nin de dedesi olan Yusuf Efendi, kendi devrinde önemli bir şahsiyet. Çocukları Abdürrahim ,Süleyman ve Mehmet'in eğitimini üzerine almış ve iyi yetişmeleri için elinden gelen gayreti sarf etmiş. Oğlu Mehmet'i mantık, kelam, matematik, astronomi, hikmet ilimlerine vâkıf olacak şekilde yetiştirmiş. Yetinmemiş, oğlunu Aydın Güzelhisarlı Hacı Eminzade'ye de göndermiş. Mehmet'in öğrendiği ilimler, dönemin geçerli bilim alanlarıydı. Yani, Yusuf Efendi, Mehmet'i ve diğer çocuklarını da zamanın geçerli bilim alanlarında donatmıştı. Bu bilgilerle donanan Mehmet Efendi, pergele dair bir risale yazmış ve Mühendishane-i Berr-i Hümayun ve Bahr-i Hümayun'da hocalık yapmıştır.

Bizim konumuz Abdürrahim ve Süleyman değil, Mehmet.

Mehmet, sonraları "Palabıyık Mehmet Efendi" lakabıyla meşhur olmuştur.

İşte bu Yusuf Efendi'nin oğlu Palabıyık Mehmet Efendi, devrinin önemli ilimlerini babasından tahsil ve tederrüs ettikten sonra 24 Aralık 1781 günü (Hicrî 8 Muharrem 1196) İstanbul'da rü'ûs sınavına; yani müderrislik yeterlik sınavına giriyor ve sınava girerken zeybek kıyafeti giyiyor.

Bunu nereden mi öğreniyoruz?

Eski Muğla Müftülerinden (1938-1948) ve Diyanet İşleri Başkanlarından (1966-1968) Ali Rıza Hakses (1892-1983)'in yazdığı Muğla-Menteşe Büyükleri adlı daktilo nüshalı kitaptan.

Orada şöyle diyor Ali Rıza Hakses:

"İstanbul'a giderek açılan rü'ûs imtihanına garibü'l-ahval milli zeybek elbise kıyafeti ile ve Palabıyıklı olarak dâhil olmuştur. Kıyafeti milli olup ilmî olmadığından ümit edilmeyecek bir tarzda ulum ve funun-i Arabiye'nin bütün şuabâtından yapılan ilm-i imtihanda birincilikle muvaffak olmuş ve talibîn ile beraber heyet-i mümeyyizenin nazar-ı dikkatlerini celp etmiş ve bu yüksek muvaffakiyetinin sondan kendisini efadıl-ı ulemadan bir zat olduğunu anlamış olduklarından kendi mevkilerine îkâd eylemişler ve bu suretle İstanbul rüûs-i hümayununa nail olmuştur."

Anlayan anlamıştır. Uzun uzun izaha gerek yok. Sınava yerel zeybek kıyafeti ile girmesi tuhaf karşılanıyor. Herkes ilmî bir kıyafet değil de "millî" bir kıyafet giyerek gelen birinden başarı beklemezken, o, müderrislerin ve diğer adayların gözü önünde sınavı birincilikle kazanıyor ve 200 aday arasından sınavı birincilikle kazanarak müderrisliğe atanıyor ve hatta padişah hocalığı da yapıyor. Devrinde pek çok ünvanıyla beraber "üstad-ı hikmet" ünvanıyla biliniyor ve felsefeye dair görüşleri ile ünleniyor.

1802 veya 1806 yılında İstanbul'da vefat eden Palabıyık Mehmet Efendi'nin mezarı Edirnekapı dışında İbrahim-i Halebi civarında İbn Kemal'e giden yolun sol kenarında imiş ve mezar taşında şu metin varmış: "Hüve'l-Baki Haza kabrü üstazi'l-kül merhum ve mağfürün leh Muhammed İbnü'l-Müfti Alaiyevi (Ala inni müştehir bi-Palabıyık Efendi ruhi çün rıza en-lillah el-fatiha"

Palabıyık Mehmet Efendi'nin bir oğlu ve bir kızı olduğu söylenirse de bunlarla ilgili bilgi edinilememiştir.

***

Palabıyık Mehmet Efendi'nin hayatı ve eserleriyle ilgili bilgiyi, Fırat Üniversitesi (Eski üniversitem. 1982-1994 arası 12 yıl çalıştım) İlahiyat Fakültesi'nden Enver Demirpolat şu makalesinde ele almış: https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/37298/makaleler/15/2/arastirmax-ustad-i-hikmet-muglali-palabiyik-mehmet-efendi-bir-biyografi-denemesi.pdf

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft