Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Yoğurt Kokusu ve Tadı

Eklenme : 18.01.2022 00:00:00
Görüntülenme: 763

Geçen yıl, o güne kadar hiç almadığım bir yoğurt aldım. Bir dostum tavsiye etmişti ama ne yalan söyleyeyim "Bütün hazır yoğurtlar aynıdır. Ne farkı olacak ki?" dedim ama gene de dostumun tavsiyesine uyarak, dediği marka yoğurttan aldım.  Arkadaşıma güveniyorum ama gene de eve varınca tadına bakmaktan kendimi alamadım.

Arkadaşın dediği kadar varmış. Tire Süt'ün yoğurdu, diğer hazır yoğurtlara benzemiyordu ve arkadaşımın övmesinden de öte bende taaa çocukluk yıllarımın canlanmasını sağladı. Yoğurdun lezzeti ve kokusu, tıpkı çocukluğumda yediğim ve annem rahmetlinin çaldığı yoğurt gibiydi. "Gibiydi" bile değil; tıpkı annemin yoğurduydu.

Tabii ondan sonra hep o yoğurttan aldım.

Markette kalmadığı veya markete gelmediği zamanlar inanın üzülüyor; çocukluğumdan bir an kaybolmuş gibi oluyordu.

Ne yazık ki bu yoğurdu, yazlığın oradaki bir market getiriyor, aynı market, Muğla merkezde bu markayı getirmiyordu. Muğla merkezde birkaç yere daha sordum; o markayı hiç biri getirmiyordu. Bir yoğurt için bu kadar market dolaşacağım hiç aklıma gelmezdi. O ekşimsi tad-lezzet ve o koku!...

Yoksa ben sadece o tad ve kokuyu değil de daha çok annemi ve çocukluğumu mu arıyordum?

Tamam.

Yoğurdu ağzıma alır almaz, kulak dibimden beynime doğru giden tatlı bir haz duygusu yaşamıyor değildim. Çocukluğumda aldığım ve beynime kazınmış bir hazdı bu. Hem haz, hem de çocukluk bir araya gelince neredeyse bir iptilaya dönüştü o yoğurt bende. Uygun zamanlarda yazlım taraflarına gidip bir zaman yetecek kadar yoğurt almayı itiyad haline getirdim. Hatta en son Ankara ziyaretimde, uçakla dönüş saatimde, yazlığın oradaki marketten yoğurt almak için market kapanmadan yetişmek üzere karayolunda hiç vakit kaybetmemek için neler yaptığımı bir bilseniz!... (Yok. Trafik ihlali yapmadım.)

Kapanışa 5 dakika kala markete yetiştim ve bereket, yoğurt da varmış ve gene bir süre yetecek kadar aldım.  "Ekşimiyor mu?" diye soranlarınız olacaktır. Ekşisin. Ben yoğurdun ve ayranın ekşisini severim. Serde katıksız Yörük olmak var efem!...

Tulukta dövülmüş ayranın birkaç gün beklemişini için hele!... O ekşilik insanın ömrüne ömür katar gibi gelir. (Bir gün de anacağım rahmetlinin yoğurt, ayran, peynir yapmasını ve süt "değişiği" yapmasını anlatayım, en iyisi.)

Benim Tire Süt'ün yoğurdunu sevdiğimi bilen Kaan Durak (Hoca'nın Mutfağı lokantasındaki gayretli arkadaş.) o marka sütün Gözelköy Şarküteri'de satıldığını müjde verir gibi söyledi. Nerede olduğunu da söyledi. Alâbi lokantasının yanındaymış. Yoğurt bitince gittim şarküteriye. "şarküteri" deyince yiyeceklerin envai çeşidi var elbette. Tatlısından tuzlusuna, hamur işinden kurutmalara, etlilerden süt ürünlerine kadar her şey var. Şarküterideki arkadaş, sadece yoğurtla ilgilendiğimi görünce biraz şaştı ve ona izah ettim ve bundan sonra bu yoğurdu almak için 96 kilometrelik yol kat edip yazlığın oradaki markete gitmek zorunda kalmayacağımı söyledim.

"Nerden çıktı bu yoğurt meselesi? Türkiye'nin başka meselesi yok mu da yoğurda takıldın?" diyenler olabilir.

Valla onu-bunu bilmem. Türkiye'nin ve dünyanın meselelerini halletmeye çalışan birçok devlet, hükumet, insan, kurum, kuruluş, assamble-massamble var; dünyanın işiyle onlar uğraşsın. Hiç biri benim çocukluğumda yediğim ve annemi hatırlatan yoğurt meselemi çözmek için parmak kıpırdatmadı.

Bu yazıyı bitirirken, yoğurdun bittiğini gördüm. Birazdan çıkıp Yılanlı Dağı'ndaki karları seyrede seyrede gidip yoğurt alayım. Hem yoğurt, hem çocukluğum var o kâsede.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft