İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Yarım Kalmış Bir Köprü Hikayesi

Eklenme : 17.11.2020 00:00:00
Görüntülenme: 545

"Saburhane'nin değişmez aktörlerinden olan ekmek fırınları zamana rağmen hayatiyetini devam ettiriyor. Ve kahvelerden gelen çay bardağından gelen kaşık sesleri burada geçmişle bugünü tamamlayan geniş zamanları hala yaşatıyor. Saburhane şehrin geçmişinden bugüne köprü olmaya devam ediyor."

Hazan, hüzün ve zaman bir gözyaşı damlasında saklanmış güzellikleri beraberinde götürüyor. Sonbaharın şehirle veda zamanlarına tanıklık etmek istiyorum. Öğlen saatleri güneşin tenimizle sıcak danslarını yaptığı zamanlar. Şehrin müstesna güzellerinden birini ziyaret etmek istiyorum. Epeydir ihmal etmiştim. Sabah vakitleri Saburhane'de dumanı üstünde sıcacık ekmeğin ve de demini bulmuş bir çayın eşliğinde insanın zamanın elinden tutup keyfe keder şöylesine bir "oh be!" dediği ender vakitlerden birini yaşarsınız. Resmedilecek kadar kıymetli bir andır bu an.

Sabahları iş güç bindirince öğle vaktinde boşluk bulduğum bir an Saburhane'de buluyorum kendimi. Hafta içi oldukça sakin bir ana tanıklık ediyorum. Sıcacık ekmeğin eşlik ettiği bir demli çay vaktinin uzağında olsam da fırından aldığım sıcak ekmeğin kokusunu içine çektiğimde buğdayın ekmeğe dönüşümündeki hikaye içimi sarıveriyor. Ve Saburhane'nin değişmez aktörlerinden olan ekmek fırınları zamana rağmen hayatiyetini devam ettiriyor. Ve kahvelerden gelen çay bardağından gelen kaşık sesleri burada geçmişle bugünü tamamlayan geniş zamanları hala yaşatıyor. Saburhane şehrin geçmişinden bugüne köprü olmaya devam ediyor.

Mimar Sinan heykeli yapraklar arasında gizemli gözlerle meydanı seyretmeye devam ediyor. Mimar Sinan heykelini çevreleyen sarmaşığın dökülen yaprakları gözyaşı damlaları gibi  iç çeke çeke akıp gidiyor. Saburhane meydanında mekan, zaman ve insanlar her ne kadar geniş zamanları yaşatsalar da gözler bu meydanın güzelliğine taç olacak nadir güzellerini arıyor. Restore edilen hanlar, şaraphane, kahveler ve cami her ne kadar ayakta dursa da Mimar Sinan heykelinin gözü Saburhane deresini iki yakasını birleştiren kesme taşlarının zarafetinde bir gerdanlık gibi parıldayan eski köprüyü arıyor. Ve pazar yerine kapatılan derenin üstündeki betonlar Mimar Sinan'ın temsil ettiği zarafeti tümüyle kapatıyor. Saburhane'nin bugüne taşınamayan yarım kalan güzellikleri şimdi hala o günlere tanıklık eden insanların hafızalarında ve ruhlarına sinen hikayelerde saklı.

Yıllar öncesine gidiyorum, yine Saburhane meydanında Mimar Sinan heykelinin gölgesinde demli bir çayın eşliğinde mekanın güzelliklerinde kendimize sakladığımız nadir güzelliklerinden birini yaşarken epey yaş almış ama duruşundan hala ruhundaki yaşam enerjisini masmavi gözlerinden okuduğumuz bir ihitiyar delikanlı selam verdi, yanımıza oturdu. Sonra bakışlarıyla mekanın ve zamanın uzun okumalarına girişti. Yüzündeki gülümseme o esnada tatlı tatlı esen bir rüzgarın eşliğinde neler yaşadığına dair bir merak uyandırmıştı bizde. Söze kendiliğinden girdi. İsminin Kemal olduğunu, ressam olduğunu buraya mübadele zamanında ailesiyle geldiğini anlattı. Çocukluğu, delikanlılığı Saburhane meydanında geçmiş. Ve ailesiyle Almanya'ya göç ettiğini, o zamandan bu zamana buraya gelmek ancak şimdi nasip oldu, dedi. Aksanında Rumeli izlerini takip edebiliyordunuz. Saburhane'ye ve şehre dair hatıralarını anlatmasını istediğimde, yaşlandıkça gönlümdeki çocuk devreye giriyor. Anlatırken çok duygulanıyorum ve kendimi tutamıyorum, dedi. O zaman çok fazla ısrar da etmenin faydası olamadığını düşünerek Kemal Amca'yı kendi haline bıraktık.

O sırada sohbete eşlik etmek için gelen yaşıtlarına yaşlı gözlerle selam verdi. Çok fazla konuşmadı, gözleri uzaklara dalıp gitmişti. Hiçbir şey anlatmasa da sadece Kemal Amca'yı izlemek bile çok şey anlatıyordu. Bir ara burada bir şeyler yitip gitmiş, hatta tükenmiş. Güzelim derenin üstünü niye kapatmışlar, hele şurada bir köprü vardı. Seyrine doyum olmazdı. Hatıralarımda cami, kahveler, han ve şaraphanenin yanında köprünün yeri bambaşkaydı. O köprünün kesme taşları ve minyatür güzelliğine nasıl da kıyılmış, yazık olmuş, yazık!.., dedi.

Sonra Kemal Amca'yı Saburhane'de hatıralarıyla baş başa bırakıp ayrılmak zorunda kalmıştım. Keşkelerimden biri de Kemal Amca'yı orada zamana teslim edip gitmek olmuştur. Yarım kalmış hikayelerimden biri de Kemal Amca olmuştu. Köprünün hikayesi de zamanın dişlileri arasında kayıp gitmişti hafızamdan.

Saburhane meydanında dem aldığımız hoş vakitlerden birinde sohbet köprüye geldiğinde Kemal Amca'nın söyledikleri canlandı gözümde. Merak ettim onunla aynı zamanları yaşamışlara sordum köprüyü. Herkes bir şeyler söyledi. Onların çocukluğunun müstesna güzellerden biri de köprü ile yaşadıklarıydı. Köprüyü o kadar merak ettim ki bir fotoğrafını görebilir miyim diye araştırdım. Muğla mimarı Ertuğrul Bey'e sordum. Muallakta kaldı görüşmelerimiz. Ta ki salgın günlerinde içimize kapandığımız ve bir yerlere kaldırdığımız geçmişimizin güzelliklerini derdiğimiz siyah-beyaz fotoğrafların hikayeleriyle gün ışığına çıkmasıyla geçmişe dair unuttuğumuz hatıralar da peş peşe paylaşılmaya başlandı. Sosyal medyada siyah-beyaz fotoğraflar eşliğinde geçmişin güzel insanları bizi, içinde kısıp kaldığımız fasit bir daireden kurtardı. Geçmişten bugüne ve geleceğe köprüler kurarken Saburhane meydanındaki köprüye dair paylaşılan bir fotoğrafta yarım kalmış bir hikayeyi tamamlıyordu.

Saburhane meydanında bir öğle vakti köprünün üzerinde karşıya seke seke gidip gelen bir çocuğun coşkun neşesini yaşadım bir an. Kemal Amca ile bir bardak çay eşliğinde yaptığımız sohbet de demini bulmuş, onun hiç göremediğim resimlerinden birinde Saburhane meydanındaki köprünün kahvelerle, fırınlarla, camiyle, şaraphaneyle ve Apostol Han'la tamamlanan bir meydan tablosunu seyre dalıyordum.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft