Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Yalakalık - Dalkavukluk

Eklenme : 20.10.2020 00:00:00
Görüntülenme: 728

Bürokrasiyle tanıştığım günden itibaren bu sistemin (bürokrasi-memuriyet) hep yalakalıkla işlediğini görmek, erken yaşlarda ümitsizliğe kapılmama yol açmıştı. Sadece bürokrasi ve memuriyette değildi karşılaştığım yalakalıklar. Toplumsal bir katmanlaşma olan her yerde, sistem yalakalar da üretiyordu. Yıllarca dernekçilik yaptım ilk gençlik yıllarımda (Gerçi şimdi de yapıyorum dernekçilik ama yalaka insanları muhitimize bile sokmuyoruz.); o zaman sözde idealist insanların bile ne kadar yalaka veya yalaka sever olduklarını gördüm. Demek ki yalakalık tek taraflı değildi. Hem yalakalar vardı toplumda, hem de yalaka severler. Eskiden kralların ve padişahların dalkavuklarının olması sosyal yapının bir gereği imiş demek ki.

Laf buraya gelmişken o meşhur fıkrayı hatırlayalım:

Padişah bir ara patlıcan yemeğine sarmış ve karnıyarık yerken "Şu patlıcan ne mübarek bir sebze!... Ne kadar lezzetli oluyor yemekleri!..." demiş. Dalkavuk da hemen atılmış ve "Çok doğru söylüyorsunuz haşmet-me'âb!... Patlıcan harika bir sebzedir ve yemekleri de harika olur." demiş.

Birkaç gün sonra padişah imambayıldı yerken gene patlıcanı övmüş. Dalkavuk da hemen patlıcanı övmeye başlamış.

Sonraki günlerde yağda patlıcandı, patlıcan kavurmaydı, musakkaydı derken padişah patlıcanı övmüş; dalkavuk da hemen atlayıp o da övmüş patlıcanı.

Bir süre sonra padişah patlıcandan bıkmış ve "Öf aman yaaa!... Şu patlıcan da ne kötü bir sebze!... Hiç lezzeti de yok.." demiş. Dalkavuk hemen atılmış: "Öyledir padişahım!... Patlıcan çok kötü bir yiyecektir. Yemekleri de berbattır." demiş.

Padişah dalkavuğuna: "Geçen haftaya kadar bana patlıcanı övüyordun. Şimdi kötülüyorsun. Ne iş?..." demiş.

Dalkavuk: "Padişahım, ben sizin dalkavuğunuzum; patlıcanın değil." demiş.

Maalesef bu tür yalakalar ve dalkavuklar her zaman piyasada tutar.

Çünkü piyasa bu âdiliğe çok uygun.

Çünkü yöneticiler, doğruyu duymayı değil, duymak istediklerini söyleyenleri severler. Bunlar da zaten yalaka-dalkavuklardır.

Mesela bir yönetici bugünlerde "Havalar serinlemeye başladı. Günler gitgide kısalıyor ve hava gittikçe soğuyor." türünden hiçbir meseleyi halletmeyen bir cümle kursun, o anda hemen söz alıp "Haklısınız Sayın ..m (Boşluğu uzağa gitmeden etrafınıza bakarak doldurabilirsiniz.) Günler kısalıyor ve hava da soğuyor. Çok güzel bir tespitte bulundunuz. Bundan sonra sıkıysa, günler uzasın, havalar da ısınsın görelim!... Sizin isabetli ön görünüzden dolayı günler ve havalar o cesareti gösteremeyecektir." diyecek insanları uzaklarda aramayın. Her yerde bu tür müptezeller öyle çok ki!... Bunların bu kadar çok olduğu yerde doğruyu söyleyenler suçlu gibi görülüyor.

Hani bir Çin hikâyesi mi ne vardı ya!... Ülkede herkes kamburmuş ama bir kişi kambur değilmiş; bütün kamburlar bu adamı gösterip "Aaa!. Adam kambur!..." dermiş ya. İşte o hesap. Çoğu insanın yalaka-dalkavuk olduğu yerde, doğrucular suçlu gibi görülür!...

Ey felek!...

Hakikaten çok döneksin!...

Hep yalaka-dalkavuklardan yana dönüyorsun!... Bir gün de doğrudan yana döndüğünü görsek de gözümüz açık gitmese!...

Ah Süheylâ ah!... Gene dertlendim.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft