İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Unutturulan Bir Türk Dostu: Wallace

Eklenme : 21.10.2020 00:00:00
Görüntülenme: 522

İki yıl önce Doç. Dr. İbrahim Kalın'ın "Sultan Abdulhamit, Lew Wallace ve Bir Oryantalizm Hikâyesi" isimli makalesini okuduğumda onun ismini ilk kez duymuştum. Makale bir bakıma, 1881-1885 yılları arasında ABD büyükelçisi olarak görev yapan ve İstanbul'da bulunduğu süre içerisinde Sultan Abdulhamit ile sıkı bir dostluk kuran Lew Wallace'ı keşfetmenin hikâyesiydi. Adeta bir dönemin önemli tanıklarına dair hiç açılmayan bir sandık açılmış, çok değerli hazineler gün yüzüne çıkarılmıştı.

Yaptığım araştırmada Lew Wallace'ın ilk kez bu makale ile Türk kamuoyuna tanıtıldığını, "Ben Hur" romanı dışında hiçbir kitabının Türkçe'ye çevrilmediğini ve hakkında yapılan hiçbir akademik çalışmanın olmadığını öğrendim.

Wallace'ın elçilik yaptığı dönem ve ilişkileri dikkate alındığında, neden onunla ilgili bir tek şey yazılmamıştı? Batı'nın her şeyi dilimize çevrilirken, Wallace'ın eserlerinin çevirisi neden yapılmamıştı?

Bir tarafta son derece önemli bir karakter ve ilginç bir hikâye, diğer tarafta yüz kırk yıllık bir ilgisizlik. Acaba bu ilgisizliğin bir sebebi var mıydı?

Konuyu Çınaraltı Yayınlarının değerli sahibi Fatih Demir'e açtım. Wallace'ın hikâyesi onun da ilgisini çekince otobiyografisini tercüme ettirmeye karar verdik. Wallace'ın "Lew Wallace-An Autobiography" adlı iki ciltlik hacimli eseri ile eşi Susan E. Wallace'ın "Along The Bosphorus" adlı eserinin ilgili bölümleri Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Ahmet Salih İkiz ve oğlu Nusret Emre İkiz tarafından titizlikle Türkçe'ye çevrildi.

1827-1906 yılları arasında yaşayan Lew Wallace; avukatlık, valilik, Amerikan İç Savaşı'nda Kuzey orduları generalliği, yazarlık ve ressamlık kariyerine son olarak 1881-1885 yılları arasında ABD'nin Osmanlı büyükelçiliği unvanını da ekler.

Wallace'ın Yıldız Sarayı'ndaki kabulünde ilginç olaylar yaşanır. Abdülhamid, General Wallace'la tanışmaktan memnun olduğunu söyleyip yeni görevinden dolayı tebrik eder. Daha sonra Sultan ile ABD'li büyükelçi arasında kısa bir sohbet başlar. Görüşmenin sonuna doğru Wallace, tercümanı aracılığı ile Sultan'a "Amerikan halkının temsilcisi olarak Majestelerinin elini sıkmak istiyorum." teklifini iletince kısa süreli bir şaşkınlık yaşanır. Bir diplomatik kriz yaşanacağı korkusuyla istek hemen tercüme edilmez.

Türkler birbirleriyle bile el sıkışmazlarken bir gâvurun Padişah'ın eline dokunmak istemesi görülmüş şey değildir. Alışılmadık bir durum olduğunu fark eden Sultan Abdulhamit, "Ne oldu? Ekselansları ne diyor?" diye sorunca istek iletilir. Abdülhamit, hiçbir öfke alameti göstermeden öne çıkar ve Wallace ile el sıkışır. Bu tokalaşma, altı asırlık saltanat tarihinde bir sultanın bir gavur ile ilk el sıkışmasıdır.

Wallace, İstanbul'da kaldığı yaklaşık beş yıl içinde, başka hiçbir yabancının olmadığı kadar padişaha yakın olan, padişahın dost çevresine girebilen ender insanlardan olmayı başarır. Abdulhamit bu dostluk ve güvenin nişanesi olarak ona bir Mecidiye Nişanı hediye ederken, Wallace da Sultan'a Ben Hur romanının imzalı suretini ve İngiltere'den aldığı köpeği hediye eder.

Dostluk ve güven o kadar artar ki, biri İstanbul'da görevine devam ederken, diğeri de Amerika'ya döndükten sonra olmak üzere Abdulhamit Wallace'a iki kez Osmanlı hizmetine girmesi ve birlikte çalışması teklifinde bulunur.

Bu teklifini diplomatik gerekçelerle kabul etmeyen Wallace, Sultan'a Amerika'da hizmet edebileceğini söyler ve ülkesine döndükten sonra da yaptığı konuşmalarda, verdiği konferanslarda Ermeni soykırımı iddialarının asılsız olduğunu ve Sultan'ın saygıdeğer bir yönetici olduğunu anlatır.

Wallace, yaptığı her konuşmada Ermeniler tarafından şiddetle tenkit edilir. Boston Ermenileri, ortak bir bildiriyle Wallace'ı kınar. Wallace'ın yaptığı konuşmalar gerginliklere sahne olur. Fakat Wallace düşünceleri söylemekten vazgeçmez.

Muhtemeldir ki, bir Türk dostu olmanın bedelini ödeyen Wallace, ülkesine dönüşünde savunduğu fikirler nedeniyle bugüne kadar bu toprakların insanına tanıtılmadı.

Abdulhamit'in "Amerikalı doğru adamdır." dediği Wallace'ın hatıralarının ve mektuplarının ilk kez dilimize çevrilmesine öncülük ettiğim için çok mutluyum. İnşallah Abdulhamit-Wallace dostluğu eksenindeki Osmanlı-ABD ilişkileri ve Wallace tarihçilerin araştırmalarına konu olur.

21.10.2020

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft