Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Tepedekiler

Eklenme : 24.9.2020 00:00:00
Görüntülenme: 332

Doksanlı yıllardaki bir yazım-2

Tepedekiler: Bu haftanın ilgi çeken birçok olayı içinde 80'li yılları hatırlatması bakımından 24 Ocak kararlarının tartışması oldu, Türk İş tarafından hazırlanan toplantı, milletimize geleceğimiz hakkında mesajlarla dolu idi. 1980 Ocak ayında Demirel iktidarı tarafından alınan bu kararın uzmanı Turgut Özal idi. Bu karar zorunlu bir ihtiyaçtan

dolayı alınmıştı. Bu arada ordudan hükümete muhtıra gelmiş ama henüz gizli tutuluyordu. Hükümet zaten azınlık idi, üflense gidebilirdi. Seçim yapılır ümidi, önlenemeyen anarşi, hazine tamtakır, ekonomi adeta durmuş bir vaziyettedir.

Hükümet iki aylıktır. Ecevit'ten tam anlamı ile yoksullar, kuyruklar teslim alınmıştır. Günün Ecevit'i aklı havalarda uçan, milleti halklar diye hitap eden, kooperatif hastalığına tutulmuş ameleyi patron ederek ekonomiyi kurtaracağı hayali ile yaşarken ülke ekonomisi de felç olmuştu. Muhtırayı ilk duyduğu zaman tepkisini dile getiren Turgut Özal, başbakana hitaben, ben olsam tümünü emekli ederim. Bu azınlık hükümetine, kerhen destek olan Erbakan Hoca bu toplantı dolayısıyla hatırlanmış oldu. Kadayıfın altı kızarması meselesini ve kendisi Ecevit ile ortak hükümet iken ceza evlerindeki 12 Mart hükümetlerinin tıktığı cümle vatan hainleri af edilişini. Demirel in CHP liderleri ile hiç ilişki kurmadığını, onlarla daima sert beyanlarla adeta tartışma zeminini canlı tuttuğunu hatırladık.

Ne hikmetse biz, parti içi yaylacı veya başka haklı sebeplerle gruplaşanlara karşı olmuşuzdur. Oysa o insanların içinde öyle haklı olanları vardı ki, onların eriyip gitmesine belki de bizim aşırı Demirelci oluşumuz sebep olmuştur.

Bizleri de daima Menteşeoğlu yönlendirmiştir. Bu kadar partisine ve liderine bağlı olan Menteşeoğlu ve arkadaşları ancak ihtilalden sonra ondan ayrılabildiler. Oysa en az on sene her şeyi sineye çektiklerini biliyorum. Bunları niye yazıyorum. Bu toplantı dolayısıyla başbakanın artık Demirel'i filan takmadığını öğrendik. Salonu terk eden

Çankaya'nın müdavimi olmuştur. Geçmişte böyle bir toplantıyı merhum Özal'da terk etmişti. O günün başbakanı Çiller değil Demirel idi.

Haftanın ikinci meselesi; anayasa mahkemesi başkanının laiklik kanserine tutulmuş olduğudur, Allah kurtarsın.. Üçüncüsü, ülkenin ekonomisini yürütenlerin uyumu idi. Öyle uyumları var ki, üç gün evvel alınması gereken karar yüzünden açılan yarayı erken seçim paklar gibime geliyor. Dördüncü olay İstanbul İSKİ davasıdır. Bu mahkeme yüzünden artık, itimat, güven ve hakkımı mahkemede alırım gibi idealler sönmüştür. Bu yarayı temizleyecek rejim henüz yoktur. Beşincisi belediyelere layık görülen adaylardır. Meydanlar galiba sazlı sözlü şenlik olacak. Yenilikçi başbakanımız Afyon'da DYP âdeti veçhile civar illerden getirilen fanatik partililere hitap ederken ( biz bırakıp kaçmayız ) sözü vur vur inlesin diyerek yönlendiren amigoları seyrettik. Oysa aynı haberin baş kısmında 18 vatandaş gene katledilmişti.

Bu an nasıl konuşulur hayret, işte tepedekiler, işte koyun sanılan millet.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu
Powered by BilgiSoft