İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Mesafelerin Ne Önemi Var?

Eklenme : 29.7.2020 00:00:00
Görüntülenme: 347

"Bir başkasının hazırladığı ders notu ve slayt ile ders anlatmam." diyerek başladığım yazma yolculuğunda sekiz yıl, İsmail Zorba hocamın girişimi ile 26 Temmuz 2017 tarihinde "Okur-Yazar Olmak İstiyorum" başlıklı yazıyla başlayan Hamle Gazetesi köşe yazarlığında ise üç yıl geride kaldı.

Bu süre içerisinde bazı internet haber sitelerinde ve dergilerde yazılarım yayınlandı. Adalet Bakanlığının aylık gazetesi Sesleniş'te hâlen yazmaya devam ediyorum.

Yazmanın ve yazılarımı kitleler ile paylaşmanın yaşamıma katabilecekleri konusunda hiçbir fikrim olmadan çıktığım bu yolculuğun, bu kadar keyifli olabileceğini başlangıçta hiç tahmin etmemiştim.

Bir arkadaşım Hamle'de yazmaya başladığım hafta; "Mayınlı tarlaya girdin, dikkatli ol!" demişti. O günlerin heyecanı ile bu sözün üzerinde pek durmamıştım. Ancak ilerleyen zamanlarda yazdığım bir cümlenin nasıl anlaşılacağı üzerinde günlerce düşündüğümde, yazdığım bir yazıyı gazeteye gönderip göndermeme konusunda günlerce tereddüt yaşadığımda arkadaşımın uyarısını daha iyi kavrayabildim.

Evet; yazmak keyifli ama bir o kadar da rahatsız edici bir durumdu.

Kutadgu Bilig'de geçen bir bölüm, bu durumu çok güzel ifade ediyor: Hükümdar Gündoğdu, veziri Ödgülmüş'ü huzuruna çağırıp ona bazı sorular yöneltir ve ondan bunları cevaplamasını ister. Ödgülmüş ise; "Beyim; dinlemek, söylemekten çok daha iyidir. Söyleyen canını üzer, dinleyen ise rahattadır. İnsan dinlemekle âlim olur ama söylemek insanın başını götürür." diyerek bu sorulara cevap vermek istemez. Vezirin dediği gibi; konuşmak, dinleme ve okumaya göre daha riskli bir eylem. Yazmak ise çok daha riskli. Hedef olma ve hak etmediğiniz halde çirkin saldırılara maruz kalma ihtimali çok daha fazla.

Önce internet haber sitesinde, sonra da gazetede yazmaya başladığım ilk günden itibaren; aynı keyif, aynı endişe, aynı rahatsızlık ve aynı sorumluluk ile yazmaya devam ettim. Hâlâ aynı hislerle yazıyorum.

Yazmak, öncelikle yazanın hayatına bir disiplin katıyor. Haftada bir de olsa belirli bir tempoda okumayı ve yazmayı gerektiriyor. Dahası iyi bir gözlemci olmayı sağlıyor.

Yazmak, sosyal sorumluluk bilincini geliştiriyor. Çünkü kalemin bir sorumluluğu var. Kişiyi; gördüğü eksikliği, aksaklığı ve yanlışı eleştirmekle birlikte, bunlara dair çözüm üretmeye yöneltiyor. Fark edilmeyenleri göstermeye, söylenemeyenleri söylemeye sevk ediyor. Dolayısıyla yazılan her şey, yazana bir sorumluluk getiriyor. Yazmak öncelikle bir otokontrol, kendine çeki düzen verme aracı haline geliyor.

Yazmak, bilgiyi kalıcı kılıyor. Bazı arkadaşlarım; "Her hafta dikkat çekici ve önemli bir konu bulup yazmayı nasıl başarıyorsun?" diye soruyorlar. Ben de onlara şakayla karışık; "Ben unutkan adamım, unutmamak için hemen yazıyorum." diyorum.

Gerçekten de yazmak, özellikle benim gibi unutkan insanlar için güzel bir nimet. Ben de okumalarımı, düşüncelerimi, duygularımı yazarak muhafaza etmeye çalışıyorum.

İyi ki, yazıyorum.

Bir yazar için yazdıklarının okunması ve paylaşımların takip edilmesi kadar güzel bir mutluluk yok. Yazılarımı düzenli olarak okuyup mesajla dönüş yapan bütün okuyucularıma şükranlarımı sunuyorum. Bu okuyucularımdan ikisi ve onların her hafta gönderdiği mesajlar benim için çok değerli.

Birincisi Adalet teşkilatının duayen isimlerinden olan Psikolog Bülent Yılmaz. Onun yazılarımı okuyup kısa ve derin değerlendirmeler yapması, konuya bambaşka bir pencere açan değerlendirmeleri, ufuk açıcı ve cesaretlendirici yorumları beni her hafta daha çok heyecanlandırıyor. Bülent Yılmaz hocama şükranlarımı sunuyorum.

Her Salı yazılarını keyifle okuduğunuz İsmail Zorba hocam; didaktik bir anlatımla kaleme aldığım yazılara, edebi bir dille kaleme aldığı mesajlarıyla destek olmaya devam ediyor. Köşe yazarlığına başlamama vesile olan İsmail hocam, bu yolculukta beni hiç yalnız bırakmadı. Bu yol arkadaşlığı için ona da sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Son teşekkürüm de tabi ki Hamle ailesine. Görev gereği Muğla'dan ayrılmak zorunda kalınca, "Mesafelerin ne önemi var?" diyerek yazılarımı yayınlamaya devam eden Hamle Gazetesi'ne de çok teşekkür ediyorum.

Aynı hissiyata sahip olduktan ve aynı yöne baktıktan sonra mesafelerin ne önemi var?

Bütün okuyucularıma sağlıklı, mutlu ve huzurlu bayramlar dilerim. 

ÖNCEKİ yazı
SONRAKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu
Powered by BilgiSoft