İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Karabağlar'ın Şen Yüzleri

Eklenme : 13.10.2020 00:00:00
Görüntülenme: 279

"Kışın sessizliğini yaşadık bir an. Ve sağanak yağmur altında geldiğimiz Süpüroğlu'nda ,ki Karabağlar'ın herhangi bir yerinde de yaşanabilirdi, güneş açmış eleğimsağmalar eşliğinde bülbüller dile gelmişti. Yağmur sonrası güneş ve kış cıvıltıları senaryonun nereye varacağını şöyle dile getirmiştik yazar kardeşimle. "Mekanın sonsuzlandığı, kendi senaryosunda huzuru yaşattığı billûr zamanlar."

Seyre dal âlemi, efkarlan için için. Yudum yudum tat geçmiş zamanların tüm güzelliklerini. Bu sefer gurup vakti sessizliğinde adımların seni Karabağlarda irimlerin arasında hazanın ruhuyla sarmalasın. Gözlerinde geçmiş zamanların sararmış sayfaları arasında kalmış renkli hatıraların ışığı bugüne dem vururken adımların seni nereye götürüyor? Karabağlarda her yer birbirinden ayrı güzelliklere sahipken.

Keyfoturağı ile Süpüroğlu arasında kalmış, her birisi çerçevelenecek güzel tabloların seyrinde ulu ağaçların gölgesinde gurubun kızıllığına az kala mekanın seslerine kulak vererek plansız rotasız yolculuğuma devam ediyorum. Burada her bir yurdun birbirinden farklı ve bir o kadar birbiriyle tamamlanan varlığı kesif bir anlam derinliğini de yaşatıyor.

Önce Keyfoturağında nefesleniyoruz. Eskiden bir kır kahvesi işlevi gören bu mekanda asırlık çınarların gölgesi altında huzur buluyorsunuz. Eskiden bu mekan bana daha ihtişamlı gelirdi. Ulu ağaçların sayısı daha fazla ve gövdeleri ve dallarıyla daha çok alana hakimdiler. Zamanla her hazan mevsiminde sadece yapraklarını dökmediler, eksildiler; yitip gittiler. Keyfoturağı'nda yenen tandırın, döş dolmasının hikayeleri ve dostlarla birlikte geçirilen mutlu vakitlerin hatıraları hala yaşamakta bu mekanda.

Şehrin tüm güzelliklerinin yanında Karabağlar bir vaha sanki. Her şehrin kendi içine sakladığı hazineler vardır. Karabağlar da Muğla'nın sırlı güzelliklerinden biri, belki de en kıymetlisi. Keyfoturağı'nda otururken düşünüyorum. Şehrin bütün yorgunluğundan, tekdüzeliğinden bir an kurtulmak, nefeslenmek istediğinizde sanki parmağınızı bir şıklatmanızla kendinizi Keyfoturağı'nda bu ulu ağaçların gölgesinde otururken, nefeslenirken bulabilirsiniz. Bir anda her şey değişiyor. Bu, Muğla'da yaşamanın verdiği bir ayrıcalık değildir de nedir?

Keyfoturağı'ndan Vakıflar'a, Berberler Kahvesi'ne, Hacıahmet'e, Kadı Kahvesi'ne, Süpüroğlu'na ve de Karabağlar'ın bütün buluşma mekanlarında hemen hemen aynı tazelenmeleri yaşayabilirdiniz. Bu mekanlar kahvesiyle, mescitiyle ulu ağaçların gölgesinde yaylanın bütün hazlarını tadabileceğiniz güzelliklerini ayaklarınızın altına sererdi. Şimdilerde sadece Keyfoturağı'ndan Süpüroğlu'na giden yol üzerinde bu mekanlar hayatiyetlerini devam ettirebiliyorlar. Keşke Karabağlar'ın tüm hücrelerinde geçmişin canlılığına hayatiyet kazandırabilsek. Ne güzel olurdu?

Keyfoturağı Muğlalının hem dünyevi hem de uhrevi yaşamından izler taşıyor. Mekanda yer alan mescide girdiğinizde Keyfoturağı ismini Ashab-ı Kehf'ten aldığını görüyorsunuz. Mescidin duvarlarını süsleyen hat yazılarında Ashab-ı Kehf'in isimleri var. Mescidin tarihçesine baktığınızda da bağlı vakfiyenin kaynaklarını görebilirsiniz. Mescidin hemen yanında önce kıraathane sonraları kır kahvesi ve günümüzde restorant olarak işletilen mekana ise Ashab-ı Kehf'ten Keyfoturağı'na geçen dünyevi hazzın izleri var. Ulu ağaçların gölgesinde, bülbül seslerinin eşliğinde demini bulmuş zamanların keyfe keder izleri de görülmekte. Bu ikili yaşam tarzı yaylanın diğer mekanlarına da sirayet etmiş bir bakıma.

Keyfoturağı'nın işletmesi belediyemizce yapılıyor. Sonbaharda yayladan göç vakitlerinde düzenlenen festival programlarında yayla kavunu yarışmalarına Keyfoturağı evsahipliği yapıyor. Böylece mekan Karabağlar'ın temsil heyeti görevini de üstleniyor. Karabağlar'ın güzellikler sergisi bu mekandan Süpüroğlu'na götürüyor bizi.

Adım adım Karabağlar'ın bu efsane güzelliklerini bu yol üzerinde içimize çekiyoruz. Buradaki seyir yaylanın diğer mekanlarına göre daha gösterişli. Kapıları, taş duvarlı evleri ve bakımlı yurtları ile yolun güzelliği seyre değer. Yeşilin her tonu hazanın eli üzerimize değse de içinde binbir baharı saklıyor.

Yol üzerinde şöyle nefeslenip rahat rahat yürüyemiyorsunuz. Ortaköy'e çıkan yol üzerinden bu mekanın dokusuna aykırı bir trafik var. Belediyemiz şehrin ana yollarını bir düzen içerisinde tek yön uygulamasına alırken bu güzel dokuyu korumak için bu yol üzerinde de tek yön uygulamasına geçemez mi diye düşünüyorum? Bu tabiat harikası mekanın ve yolun bu kadar yoğun trafiği kaldırabileceğini düşünmüyorum. İnsanın doymayan ihtirasları buraları da tüketmesin. Aman, dikkat!

Ve Süpüroğlu! Karabağlar'ın her bir noktası kendi içinde müstesna güzelliklere sahip ama Süpüroğlu bir başka. Süpüroğlu baş rolde. Karabağlar tablosunda Süpüroğlu en can alıcı güzelliklere sahip. Mekana girdiğiniz andan itibaren tüm zamanların hikâyeleri bir anda kavrıyor sizi. Ulu çınarların ihtişamında her mevsim ayrı bir dokuda karşılıyor sizi. Kışı ayrı, baharı ayrı, yazı ayrı, güzü ayrı. Ben bu mekanda güzü ve kışı yaşamayı ayrı bir seviyorum.

Ne zaman il dışından misafirim gelse fırsat bulduğum an Süpüroğlu'na getiririm. En azından şehrimizin hatırı aklından kırk yıl çıkmasın diye mercan köşklü kahvesinden içiririm. Mevsimlerden hangisi olursa olsun fark etmez Karabağlar ve de Süpüroğlu şehrin güzel vitrin mekanlarından biridir. Süpüroğlu'nda zaman ve mekanın dışında anlar yaşarsınız. Sudan toprağa değen tüm zerreler tabiata hakim olur, ağaçların altında bir romanın sayfaları arasında yepyeni hikâyelere eklenirsiniz.

Süpüroğlu'nda zaman billûr zamanlardır. Bir kış vakti genç bir yazar kardeşimi getirmiştim Süpüroğlu'na. Kışın sert dokunuşlarına inat güneşin bağrınıza bağrınıza vurduğu anlardan biriydi. Kışın bütün sertliği kendini hissettirirken mekan kendi zamanında farklı bir mevsimi yaşarcasına güneşi kucaklıyordu. Kışın sessizliğini yaşadık bir an. Ve sağanak yağmur altında geldiğimiz Süpüroğlu'nda ,ki Karabağlar'ın herhangi bir yerinde de yaşanabilirdi, güneş açmış eleğimsağmalar eşliğinde bülbüller dile gelmişti. Yağmur sonrası güneş ve kış cıvıltıları senaryonun nereye varacağını şöyle dile getirmiştik yazar kardeşimle. "Mekanın sonsuzlandığı, kendi senaryosunda huzuru yaşattığı billûr zamanlar." Ve hayalimde mekana o an bir sırça köşk inşa edip bir Mantık'ut-Tayr yazabilirdim dedim kendi kendime..

Keyfoturağı'ndan Süpüroğlu'na Karabağlar'ın şen yüzüne bakmakla hikâyemiz yarım kalır. Yolumuzu Karabağlar'ın terk edilmiş, virane bırakılmış hüzün yüzüne çevirelim. Seferimizi yine bir ikindi vakti HacıAhmet'ten Kadı Kahvesi'ne çevirelim ve diyelim ki "Camlar şikest olmuş, meyler süzülmüş ; sakiler meclisten çekmiş ayağı.." Ve hikâyemizi tamamlayalım.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft