Hafize Nizamoğlu Acar

Hafize Nizamoğlu Acar

Hafize Nizamoğlu Acar ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

İnsan

Eklenme : 11.01.2022 00:00:00
Görüntülenme: 1294

Doğup büyümüş, birbirinden haberi olmayan iki insanın yıllar sonra birliktelik yaşaması ihtimali ile bu birliktelikten dünyaya gözlerini açan yeni insana farkında olmaksızın kodladıkları özelliklere şahitlik yapma ihtimali olan başka insanların bir araya gelip, bu konuda ne çok şaşırdığı ve sayısız yorumda bulunup, gözlerin parladığı ortamlarda bulunmuş olma ihtimaliniz yüksektir.

Bu gen aktarımlarının yalnız anne babadan değil, iki tarafın kan bağı olan sayılı büyüklerden de geldiği kanıtlanmıştır. Genlerdeki bu uyum genellikle ebeveynleri mutlu edip, ürünlerinde kendilerinin iyi yönlerini görmelerine sebep olurken, nadiren yakın akrabalarının tuz biber olan genlerine veryansınları da olabilir. Mutlulukta zirve yapan kendiyle gurur duymalar yerini aslında 'çorbada başkalarının da tuzu' olur gerçeğini idrak etmeye bırakır ki burada mutluluk duygusunun ebeveynde hangi duygu ile yer değiştirdiğine yine oradaki herkes şahitlik etmiş olur. Sevgi mi? Öfke mi? Pişmanlık mı? Yoksa kabullenişin vazgeçilmez rahatlığı mı? Ya hisler?

Hislerin ne olduğu ya da olacağı ihtimaldir. Tıpkı birbirini tanımayan iki insanın farklı yerde ve zamanda doğup belki farklı ortamlarda yetişip yine de plansızca birlikte olabilmeleri ihtimali gibi.

Yaşadığımız çağda yapay zekaya kodlanması planlanmış tüm özelliklerin belki duyguların da kusursuz olması bekleniyor. Kusursuz güzellikte olan, zeki ve becerikli, duygu geri dönüşümlü insan modellemeleri ile yaşamak şimdiki zamana çok da uzak değil gibi görünüyor. Peki ya his olmadan duygu aktarımı olur mu?

Olur...

Zaten bu şekilde yıllardır hayatımızı sürdürüyoruz. Çok değil iki üç yıldır yaşanan onca felaketin ardından bir aradayken üzülüp, acıyıp 'tüh vah' deyip, hissizce evlere dağılan insanlar değil mi?

Ellerimizdeki telefondan en yakınımızdan en uzağımıza kadar gözetleyen ama bir 'merhaba' diyemeyen biz insanlar değil miyiz?

Sadece kızılabilecekse kızmış gibi, sevinilebilecekse sevinmiş gibi yapan da biz değil miyiz?

Bencilleşen, bireyselleşen, bilgisizleşen de biz değil miyiz?

Gözlerimizi kendimize bakmak için aynaya, insan olduğumuzu hatırlamak için diğer tüm canlılara çevirebiliriz.

Kulaklarımızı yalnız duymak istediklerimize değil, diğerlerine de açabiliriz.

Hokka burunlarımızı başkalarının işinden alıp, geri getirebilir, yalnızca kâr elde etmek için havayı koklamayı bırakıp nefes alabiliriz.

Dilimiz yalnız doğruyu söyleyebilir. İyiye iyi, kötüye kötü diyebiliriz.

Dokunurken acıyı da mutluluğu da hissedebiliriz. Sevgiyi de sevgisizliği de... Daha çok kalbe dokunabilir, bilerek ve isteyerek daha çok yaraya merhem olabiliriz.

Duyularımızın hepsini henüz kaybetmemişken hislerimizi geri çağırmaya davet ediyorum sizleri. Belki tüm bunları yapmak yürek ister ama nihayetinde insan olan biziz. Hayat robotlarla sürdürülebilir. Biz insanlarla yaşanır. İnsan gibi yaşamak ve yaşatmak dileğiyle sevgiyle kalın.

 

 

ÖNCEKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu
Powered by BilgiSoft